- TÜRKİYE
- Hits: 1415
Şike Davasında 7 Tahliye
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Parlamentosu üyelerine seslenerek, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan vize saçmalığına son verin” diye konuştu. İstanbul’da yapılan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 68’inci Toplantısı’nın açılış oturumunda konuşan Bağış, Türkiye’nin AB sürecinde çifte standarda maruz kaldığını ancak yine de müktesebata uymaya kararlı olduğunu söyledi.
Bağış, bu çifte standartların en başında da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından Schengen üyesi ülkelere girişte vize talep edilmesi geldiğini belirtti.
BELİZE’YE VAR TÜRKİYE’YE YOK
Sırbistan ve Bosna Hersek gibi ülkelerin vatandaşları için Schengen ülkelerine vizesiz girişin yolunun açıldığı, Belize, Brezilya gibi Avrupa’yla ilgisi bile olmayan ülkelerin vatandaşlarına vize muafiyeti uygulandığını hatırlatan Bağış, “Böyle bir dönemde Türk halkının vize kuyruklarında bekletilmesi kabul edilemez” diye konuştu.
Bağış, Avrupa Parlamentosu üyelerine seslenerek, “Sizden bu saçmalığa son vermenizi istiyorum” dedi.
Türkiye’ye böylesi bir çifte standart uygulanırken, Ankara’nın üçüncü ülkelerle vizelerin kaldırılması için yaptığı anlaşmaları eleştirmeye kimsenin hakkı olmadığını da savunan Bağış, “Türkiye 2004’e kadar diğer aday ülkeler gibi AB ile eşgüdüm içindeydi. Bu süre içinde vizenin kaldırılmasını bekledik ama yaşanan haksızlıklar karşısında biz de kendi yolumuzu seçtik” diye konuştu.
“AKIL TUTULMASI”
AB-Türkiye ilişkilerinde yaşanan bir başka çifte standardın da Türkiye’yle müzakerelerde insan hakları, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü konularının ele alındığı 23 ve 24’üncü fasılların açılmaması olduğunu söyledi.
AB’nin üyelik müzakerelerine başladığı bütün ülkelerle ilk açılacak ve en son kapanacak fasılların 23 ve 24 olması konusunda bir karar alındığına ancak Kıbrıs Rum Yönetimi’nin dayatmaları dolayısıyla Türkiye konusunda tam aksi bir uygulama yapıldığına dikkat çeken Bağış, “Bu akıl tutulmasına dur deme vakti gelmiştir. Demokrasiye, hukuka, basın özgürlüğüne inanıyorsak, gelin blokajı hep beraber kaldıralım” diye konuştu.
“2012 ZOR BİR YIL OLACAK”
Bağış, 2012 yılının Kıbrıs Rum Kesimi’nin olası dönem başkanlığı ve AB’nin en büyük üyelerinden Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla Türkiye-AB ilişkileri açısından çok zor bir yıl olacağını söyledi.
Bir önceki karma parlamento komisyonu toplantısında gündeme gelen pozitif gündeme de değinen Bağış, “Biz zaten pozitif düşünüyoruz. Yoksa müzakereler için 45 yıl bekler miydik? Yolumuzda kararlılıkla devam eder miydik?” dedi.
“MUHALEFET PARTİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Türkiye’nin AB üyeliğinin birçok ülkede seçim malzemesi yapıldığının altını çizen Bağış, buna karşın TBMM’deki muhalefet partilerinin Türkiye’nin AB üyeliğini seçim malzemesi yapmamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Bağış, “Türkiye’nin AB süreci muhalefet tarafından sömürülmedi. Dolayısıyla muhalefet partilerimize buradan teşekkür ediyorum” diye konuştu.
YİNE MADLENER, YİNE TARTIŞMA
Düzenlenen soru-cevap oturumunda, Bağış ile daha önceki Karma Parlamento Toplantıları’nda karikatür tartışması yaşadığı Hollandalı milletvekili Barry Madlener arasında yine ufak bir tartışma oldu.
Madlener’in İslam’da dini eleştirmenin yasak olmasıyla ilgili yorumları üzerine Bağış, “Sayın Madlener, siz artık benim için bir sınav oldunuz. Her toplantıda yeni bir macera yaşıyoruz. Daha önceki toplantılardan birinde size Mevlana’yı öğretmiştim. Bugünkü yorumlarınıza da İmam Gazali’yi öğreterek cevap vermek istiyorum. İmam Gazali’nin bir sözü vardır, ‘Cahillerle tartışmayın ben hiç kazanamadım’ diye. Bu ders bugünlük size yeter” dedi.
Bağış CHP Milletvekili Şafak Pavey’in Avrupa’da yaşanan karikatür krizinin ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki sözlerine de tepki göstererek, “Siz milletinizin değerlerine hakaret edilmesini kabul edebiliyor olabilirsiniz ama ben edemiyorum” diye konuştu.
RUM KESİMİNİN AB DÖNEM BAŞKANLIĞI
Kıbrıs Rum Yönetimi AKEL Partisi Milletvekili Takis Hadjigeorgiou ise Bağış’a, “Yeni fasılların Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde açılmasını ihtimalini yok mu sayıyorsunuz? Sanki bunu arzu ediyormuş gibi konuştunuz. Türkiye’nin üyelik sürecindeki tıkanmanın açılması için sorumluluk size ait. Farz edin Türk askerleri Kıbrıs’tan çekildi, ne kaybedersiniz?”şeklinde bir soru yöneltti.
Bağış, Temmuz ayına kadar adada çözüm sağlanması ve ‘birleşik Kıbrıs’ın dönem başkanı olması durumunda geri kalan 14 faslın tamamını seve seve açacaklarını belirterek, “Ancak dönem başkanı olan Kıbrıs yarım bir devletse altı ay daha yeni fasıl açmayız. Nasılsa bir buçuk yılı yeni fasıl açmadan geçirdik, bir altı ay daha dayanırız” diye konuştu.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bilim ve teknolojinin geliştirilmesi amacıyla iki önemli adım atıyor. Türk bilim adamlarının envanterinin çıkarılmasının yanı sıra farklı ülkelere bilim ataşeleri atanacak. Çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Nihat Ergün, dünyadaki Türk bilim adamlarını veri tabanına kaydolmaya davet ederek, "Bilim insanları havuzu ile hem kendi aralarında hem Türkiye ile güçlü bir network oluşturmayı hedefliyoruz." dedi.
Ergün, Dışişleri Bakanlığı ile yürütülen bir başka çalışma kapsamında dünyanın değişik ülkelerine 'bilim ataşeleri' atayacaklarını açıkladı. Ergün, bilim ve teknoloji potansiyeli yüksek, Türk bilim insanları ve girişimcilerin yoğun olarak yaşadığı şehirlere 'bilim elçileri' atamayı planladıklarını bildirdi. İlk aşamada ABD'de San Francisco ve Boston'da, sonrasında ise Japonya ve Almanya'da 'bilim ataşeleri' görevlendirilecek.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, Türkiye'nin ekonomi, teknoloji ve bilim başta olmak üzere birçok alanda dünya ile entegrasyonunun her geçen gün arttığını belirterek yurtdışındaki doktora ve yüksek lisans öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili bir veri tabanına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Ergün, "Yurtdışındaki üniversitelerde ne kadar araştırmacımız var, ne kadar akademisyenimiz var, bu araştırmacılarımız ve akademisyenlerimiz hangi ülkelerde neler yapıyorlar sorularına cevap bulmak amacıyla bir veri tabanı oluşturmak için harekete geçtik. Bu konuda daha hızlı sonuç almak için Dışişleri Bakanlığı ile de bir çalışma yürütüyoruz. Büyükelçilikler, konsolosluklar ve kendi birimlerimiz aracılığıyla bu çalışmayı hızlı bir şekilde tamamlayacağız." dedi. Ergün, bakanlığın web sayfasına konuya ilişkin bir form koyduklarını ifade ederek, dünya genelindeki Türk bilim insanlarının hepsine ulaşıp vergi tabanına dahil etmek istediklerini anlattı.
Yurtdışındaki Türk akademisyenlerin, doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin çoğunun birbirlerinden haberleri olmadığını aktaran Bakan Ergün, yurtdışındaki öğrencileri, akademisyenleri zaman zaman başkonsoloslukların, büyükelçiliklerin bir araya getirmesi gerektiği görüşünde. Dışişleri Bakanlığı ile bunun altyapısını oluşturmak için bir çalışma başlattıklarını dile getiren Ergün, "Bakanlık olarak, TÜBİTAK ile birlikte bu çalışmayı yürüteceğiz. Bulundukları ülkelerde belli zamanlarda bu bilim insanlarının ve araştırmacıların bir araya gelmesini sağlayacağız. Envanter çalışması tamamlandıktan sonra yılda bir defa olmak üzere, yurtdışında ne kadar bilim insanımız varsa, onları Türkiye'de bir araya getireceğiz. Yurtdışındaki Türk bilim insanlarının yılda bir kez bir araya gelmesi için de, kurultay gibi bir çalışma yapacağız. Bu buluşmalardan ilkini 2012 yılında yapacağız. Bu buluşmayı 'Türk Bilim İnsanları Kurultayı' adı altında Türkiye'de düzenleyeceğiz." şeklinde konuştu.
ANKARA ZAMAN
Ekonomi Bakanlığı, 25 bin firmanın verilerini tek tek inceleyerek Türkiye'nin 'İthalat Haritası'nı çıkardı. Buna göre geçtiğimiz yıl 240,8 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Bunun yüzde 40'ı 59 firma tarafından yapıldı. 2'si kamu şirketi, geriye kalanı da büyük sanayi kuruluşu olan bu firmaların ithalatı 2010'a göre 2011'de yüzde 53 artış gösterdi. Haritada cep telefonu ithalatına harcanan paranın büyüklüğü de dikkat çekti. Geçen yıl yurda giriş yapan 14,3 milyon telefona 1 milyar 744 milyon dolar ödendi. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bu duruma tepkisini şöyle dile getirdi: "İnsanlara 'telefon almayın' demiyorum. Ama 11 ayda bir cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz?"
Türkiye'nin 2011 yılı ithalatı 240,8 milyar dolar olarak açıklandı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 'ithalat' üzerine 25 bin firma üzerinde yaptıkları bir araştırma sayesinde bu rakamın yüzde 40'ına karşılık gelen 96,7 milyar dolarlık ithalatı 59 firmanın gerçekleştirdiğini söyledi. Söz konusu 59 firmanın ithalatı 2010'a göre 2011'de yüzde 53 artış gösterdi. Çağlayan, "Bu firmaların 2'si kamu şirketi. Geri kalanı Türkiye'nin büyük sanayi kuruluşları." dedi. Ekonomi Bakanlığı tarafından Türkiye'nin İthalat Haritası çıkarıldı. Buna göre geçen yıl 14,3 milyon telefon yurda giriş yaptı. Bunlara 1 milyar 744 milyon dolar ödendi. Çağlayan, "İnsanlara telefon almayın demiyorum ama sesli düşünüyorum: Biz 11 ayda bir kez cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz? Bu kadar harcama, zenginliğimizi mi gösteriyor?'' dedi.
2011 yılında ithalat yapan şirket sayısı 65.323 olarak açıklandı. Bunların 32.793'ü toplamda 864 milyon dolarlık ithalat yaparken geri kalan firmalar da en az 100 bin dolarlık ithalat yaptı. Çağlayan, yaptıkları 'ithalat araştırması' ile amaçlarının şirketleri fişlemek değil, israf ve ihtiyaçları ortaya koymak olduğunu vurguladı. Araştırmaya göre Türkiye, üretimi bulunmayan veya kısıtlı olan ham kauçuk, palm yağı, kakao, kahve, petrol ürünleri ve hammadde olarak petrole bağlı plastik ve gübre ile işlenmemiş altın ve alüminyum, amonyak ithalatına 100 milyar dolar harcıyor. Bir bu kadar harcama ise yassı demir-çelik, kömür, ilaç, kâğıt, organik ve inorganik kimyasal ürünler, sentetik lifler, pamuk gibi üretimi talebe yetişemeyen ürünler için kullanılıyor. "Sadece bu iki kalem toplam ithalatın yüzde 84'ünü oluşturuyor." diyen Çağlayan, yaklaşık 40 milyar doların da tekstil, konfeksiyon ürünleri, ayakkabı, çanta, 1500-3000 cm³ arası ticari araçlar, 1600 cm³'e kadar otomobiller, mobilyalar, seramik ürünleri, beyaz eşya gibi Türkiye'de de yeteri kadar üretimi bulunan ürünlerin ithalatından kaynaklandığını söyledi. Türkiye'de hiç üretimi bulunmayan ürünlere çare için hem girdi tedarik sistemi, hem yeni teşvik sistemi hem de doğrudan yabancı yatırımların fayda sağlayacağını belirten Çağlayan, "İş bizden çok tüketicilere ve üreticilere düşüyor. Çünkü bir ürünün Türkiye'de üretildiği halde ithal ediliyor olmasının nedeni, büyük oranda tüketicinin ihtiyaç ve kararlarına bağlı. Halkımızda hâlâ "ithal mal/yabancı mal daha kalitelidir" gibi bir algı var. Ne yazık ki bu bize ithal ikameci dönemden kalma bir miras. Her sektörde güçlü değiliz. Ama çok sayıda sektörde ve üründe dünya standartlarının üzerinde kaliteye sahip olduğumuzu ben biliyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Burada üreticilerin Ar-Ge ve Ür-Ge'ye yatırım yaparak, markalarının bilinirliğini artırarak, algıyı değiştirebileceğini söyleyen Çağlayan, "Bu esnada tüketici de Türkiye'de âlâsı üretildiği halde 'ithal malı kalitelidir' inancıyla gidip yabancı malları almaya devam ederse, Türkiye'de üretilip ihraç edildikten sonra markası basılan malları, 7-8 katı fiyata ithal etmeye devam ederse, gelirini tasarruf etmeyip, aşırı harcamaya kaçarsa bizim devlet olarak yapacaklarımızın faydası sınırlı kalır." şeklinde konuştu.