Viyana’da Yaşamak

Perşembe, 24 Aralık 2009 16:00 Facebook'ta Paylaş
Sinan Ertuğrul* - Viyana - Viyana eski bir imparatorluk başkentidir, bunu şehri gezerken daha da iyi farkedersiniz. Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi’nin seyehatnamesinde de genişçe yer ayrılan Aziz Stefan Kilisesi şehrin sembolüdür. İstanbul’a gidenlerin Ayasofya’yı, New York’a gidenlerin Empire State’i görmeleri nasıl bir zorunluluksa, Aziz Stefan Kilisesi de Viyana için aynı öneme sahiptir. Ring Caddesi dediğimiz şehri çepe çevre saran üç şeritli yol aslında meşhur Viyana Kalesi’nin surlarıdır.

Türklerin iki defa kuşatıp alamadıkları kale. 19 yy. kadar ayakta duran surlar daha sonra yıkılarak yol yapılmıştır. Kale duvarlarından geriye kalan Kahramanlar Meydanı olarak anılan yerdeki giriş kapısıdır. Bütün önemli ve tarihi yapıtlar bu ring caddesi üzerindedir. Doğa Tarihi Müzesi, Sanat Tarihi Müzesi, Parlamento, Avrupa’nın en güzel belediye binası ve Burg Tiyatrosu. Ve tiyatro binasının ilerisinde dünyanın en eski Almanca Üniversitesi yani Viyana Merkez Üniversitesi.

Tarihi Romalılara kadar giden Viyana’nın adı Latinceden gelmedir. Romalılar Viyana’da bir sınır karakolu kurarlar adını da Vindabona koyarlar. Ünlü Romalı Kayser Markus Aürelius Viyana’da doğmuştur.

Viyana aslında tarihi ve siyasi değerini Viyana kuşatmasından sonra alır. Birinci kuşatmaya kadar Viyana Orta Avrupa’da Kayserin bile gelmediği önemsiz bir şehir iken, birinci kuşatmadaki başarısı sonucu önem kazanmıştır. İkinci kuşatmaya kadar şehir surları yenilenmiş ve zamanının en sağlam kale surlarına sahip olmuştur. Şimdi ise Viyana’nın nerdeyse her kösesinde bir Türk izi vardır, ya bir sokağın ismidir ya da herhangi bir top güllesi bulunur. Viyanalılar için bu savunma nerdeyse kendi kimliklerinin bir parçasıdır.

Aradan geçen uzun yıllardan sonra 60’lı ve 70’li yıllarda Avusturya’ya Türk işçileri gelir, ikinci dünya savaşının yıkımlarından sonra yeniden yapılanmak için gerekli olan iş gücü yapılan anlaşmalarla Türkiye’den işçi alımı başlar. Bu işçiler aslında ilk başta bir iki sene çalışıp kazandıkları para ile de bir inek ya da traktör alıp geri dönmeyi düşünüyorlardı ama ne yazıkki bu böyle olmadı. Benimde babam bunlardan biriydi, ilk önce kendisi geldi sadece bavulu ve yatağı vardı modern bir göçmeni andırıyordu. Ama seneler geçti bir türlü geri dönemiyordu, sonra ailesini getirdi, sonra ailesini parçalayıp yarısını Avrupa’da yarısını da Türkiye’ye gönderdi. Şimdi ise Avusturya’da yaklaşık olarak 220 bin Türk yaşıyor. Bunların büyük bir kısmı kısa süreliğine gelen işçilerdi. Şimdi Avustruyalı oldular, özellikle de Viyana’da yoğunlukla yaşıyorlar. Belediye meclisinde vekilleri var, büyük işadamı ve işveren oldular, üniversitede öğretim üyesi, hastahanede doktor, avukat ve daha başka pek çok meslekte Avusturyalı Türkleri görmeniz mümkün. Belki Viyana’da çevireceğiniz bir takside şöfor. Onlar artık Avusturyalı ve bu ülkenin bir parçası. Her ne kadar Avusturya’da kendilerini yabancı, Türkiye’de Almancı ya da gurbetçi olarak görülseler de. Schnitzelin yanında kebab artık bir Avusturya milli yemeği oldu. Türklersiz bir Avusturya ve Viyana düşünülemez.

* Sinan Ertuğrul, Viyana Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü master öğrencisi. 1993 yılından beri Viyana’da yaşayan Ertuğrul, 1973 yılında Avusturya’ya göç eden ailenin en küçük çoçuğu.

VİYANA’DAKİ TÜRK İZLERİ
Ünlü şarkiyatçı Kertsin Tomenendal’ın Viyana’daki Türk İzleri kitabında 400’e yakın Türk eserinin varlığına işaret ediyor. Ancak bu eserlerden pek çoğu negatif bir imaj içeriyor. Türk izlerinden bazıları şunlar:

* II. Viyana kuşatmasında krallık ordusuna hizmet veren Prens Öjen (Prinz Eugen) 1697 yılında Türkleri Zent’da büyük bir yenilgiye uğratır. Osmanlılar’dan 1717 yılında Belgrad’ı alan Prens Eugen, öldükten sonra cenazesi Stefan Katedrali’ne kaldırılmış, 1865 yılında Kahramanlar Meydanı’nda açılan heykeli Avusturya Ulusal Kütüphanesi önünde bulunur. Heykelde Eugen, Türk tuğlaları üzerinde şaha kalkmış atıyla tesvir edilir.

Viyana savunmasının sembolü ve II. Viyana kuşatmasından sonra Türklerin herşeyi bırakıp geri dönüşlerinin sembolü olarak görülen Türk güllelerinin orjinalleri ve taklitleri Viyana’da pek çok evin dış cephesini ve zafer anısı olarak süsler. Bunlardan biri de 1. Viyana’daki Çerkez Dayı’nın heykeli bulunan Am Hof 11 numaradaki altından Türk güllesi.

* Gavur Sokağı 3 numaralı evin köşesinde elinde kılıcı ile şaha kalkmış atının üstünde duran küçük bir Türk askeri heykeli bulunur. Türkler tarafından Çerkez Dayı olarak bilinen ve hikayesi dilden dile dolaşan kahraman, Avusturyalılar tarafından da Gavur Ateşi olarak tanımlanır. Kanuni Sultan Süleyman'ın I. Viyana Kuşatması esnasında surlarda bir gedik açılır. Ardına bakmadan delikten şehre dalan Çerkez Dayı, bir süre sonra içeride tek başına olduğunu fark eder. Viyanalılara karşı ölünceye kadar canla başla savaşır ve orada şehit düşer. Kral Ferdinand, bu büyük kahramanı atıyla birlikte mumyalatır ve bir evin kemerinin altına yerleştirir. Çerkez Dayı'nın şehit olduğu yer bundan sonra Çerkez Meydanı olarak ünlenir. Aradan geçen yüzyıllardan sonra mumya ve akıbeti hakkındaki bilgiler kaybolur. Önceleri “Çerkez Meydanı” olarak bilinen bu meydan şimdilerde “Heidenschuss” adını almıştır. 

* Türk savaşlarında yardıma çağrılan Meryem Ana resimlerinden biri de Stefan Katedrali'nde hemen girişte sağda kalan “Maria Pötsch”tür. Bu resim katedralde ana mihraba yerleştirildikten kısa bir süre sonra Prens Eugen'in Türklere karşı kazandığı Zenta Savaşı'nın haberinin alınmasının üstüne Abraham a Sancta Clara tarafından zaferin müsebbibi olarak gösterilmiş. Türkenmodanna olarak ün salan resim, tüm Türk savaşlarında yardıma çağrılıp kutsanmış. Yine katedralin dış kuzey duvarında bir vaizin ayakları altında ezilen yeniçeri ve Türk tuğları temalı bir heykel yer alıyor.

* I.Viyana Kuşatması anısına Kärtner Sokağı'nın köşesine asılan levhada ise 14 Ekim 1529 günü püskürtülen Türklerin son saldırısı anlatılmakta.  (4 Temmuz 2008, Selahattin Sevi, Zaman)

* Viyana'nın 800'e yakın halka açık parklarından birisi de Türk Parkı adını taşıyor. "Türkenschanzpark" ismindeki bu park, 2. Viyana Kuşatması'nın anısına 1885 ve 1888 yılları arasında bu çevrede yaşayan halkın finansal destek ve inisiyatifleriyle oluşturulmuş ve 1910 yılında bugünkü görünümüne kavuşturulmuş. Almanca'da "Türk Kışlası" anlamına gelen ismi ise, Osmanlılar'ın kışlasının vaktiyle bu bölgede bulunuyor oluşundan kaynaklanıyormuş.

Viyana ile ilgili diğer resimler için tıklayın.