Kimya Sektörü Krize Rağmen Büyüdü

Cuma, 27 Kasım 2009 22:41 Facebook'ta Paylaş
Krizin etkisini artırdığını son aylarda, Türkiye 32 aydan sonra ihracatında ilk kez gerileme yaşadı. Ekim 2008 ihracat rakamları bir önceki yıla göre yüzde 1.87, bir yıl önceki rakamlara göre de yüzde 21.8 azaldı. Sektörler içinde kimya sektörü geçen yıldan beri istikrarlı olarak sürdürdüğü ihracat artışını, global krizde de devam ettirmeyi başardı. 2008’in 10 aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 46,7 ihracat artışı sağladı. Ekim ayında ise ihracat artış oranı geçen yılın ekim ayına göre yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. 2023 yılında ise kimya sektörü ihracatının 100 milyar dolar olmasını hedefleniyor. Türk kimya sektörü olarak ABD’ye 2007 yılında 425 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. 2008 yılında ise ilk on ayda kimya sektörü olarak ABD’ye gerçekleştirdiği ihracat 520 milyon dolara ulaşmış durumda.
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, sektördeki mevcut durumu ve geleceğini değerlendirdi.

ABD'ye mal satan toplam 228 ülke arasında Türkiye 45. sırada. Yılın ilk dokuz ayında yapılan ithalatın toplamı 1,3 trilyon dolar. ABD'de borsaya açık kimyevi maddeler ile ilgili şirketlerin toplam değeri 91 milyar dolar civarında ve ortalama yüzde 6.6 kar marjı ile çalışıyorlar. Bu kadar büyük rakamların ve pazarın olduğu bir ülkede, Türk kimya sektörünün yapması gerekenler nelerdir?
Türk kimya sektörü olarak temel hedefimiz tüm ülkelere yönelik ihracatımızı artırmak ve global bir oyuncu olmak. ABD büyük bir pazar ve bu pazara ihracat yapabilmenin en temel yolu standardize edilmiş üretim ve ihracat yapısını oluşturabilmek. ABD, güvenlik gerekçeleri nedeniyle üretim safhasından paketleme şekline kadar kontrollü bir ihracat yaptığı için Türk firmalarının bu konunun bilincinde olması gerekiyor. ABD pazarında uygun fiyat en önemli etken. Bu nedenle ihracatçılarımıza fiyat tekliflerini verirken buna dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Ayrıca Amerikan tüketicisinin haklarını çok iyi bilmesi ve bu haklarını koruması da pazarın bir diğer önemli özelliği. 2006 yılında ABD ve Kuzey Amerika ülkeleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi stratejisi uygulamaya konuldu ve bu strateji çerçevesinde firmalarımıza eyalet bazlı pazar seçimi tavsiye edildi. ABD tarafınca belirlenen bazı ürünlerde, ABD’ye gümrüksüz ihracat imkanı sağlayan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) anlaşmamızın olması da diğer avantaj olarak söylenebilir. Plastik ürünlerde ABD’ye ihraç edilen ürünlerin % 0 gümrük vergisi ile satılması Türk ihracatçısı açısından iyi bir avantaj oluşturuyor. 
 
ABD'de ihracatın yanı sıra üretime yönelik faaliyetlere girişilebilir mi? Bu konuda planı ya da pazar araştırması yapan üye şirket var mı?
Bu tür yoğun bir çalışmadan söz edebilmek için Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin sadece güvenlik odaklı olmaktan çıkarılıp, ticari ve ekonomik faktörlerin öne çıkarıldığı bir duruma gelmesi gerekiyor. Bu gerçekleştirilebildiğinde, iki ülke arasında doğrudan sermaye yatırımları en önemli müzakere başlıkları arasında yer alacak. Geçtiğimiz yıl ABD’den Türkiye’ye 4,2 milyar dolar yatırım yapıldı, toplam ticaret hacmi de 12,3 milyar doları aştı. Fakat bunun diğer yönü maalesef halen yetersiz. ABD’ye yatırım yapan Türk şirketi halen çok yetersiz. Bunun en büyük sebebi Türk yatırımcısının ABD pazarındaki maliyetlere ön yargılı yaklaşımıdır.

ABD pazarının Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü için önemi nedir? İhracatın ne kadarı ABD pazarına yapılmaktadır?
Türk kimya sektörü olarak ABD’ye 2007 yılında 425 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. 2008 yılında ise ilk on ayda kimya sektörü olarak ABD’ye gerçekleştirdiğimiz ihracat 520 milyon dolara ulaşmış durumda. ABD’ye ihracatını gerçekleştirdiğimiz başlıca maddeler; mineral yakıtlar, organik kimyasallar ve anorganik kimyasallar olarak sıralanabilir.

Üye firmalarınızdan ABD ile iş yapanların dile getirdiği en büyük sıkıntılar nelerdir?
ABD’de iş yapan firmalarımızın karşılaştığı başlıca sorunlar;
- Güvenlik sebebiyle konteynerların sürekli X-Ray cihazlarından geçmesi.
- Her sene Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nin gündeme gelmesi ve bu yüzden uzun vadeli pazarlama stratejisi yapılamaması.
- Nakliye süresinin uzunluğu, direkt nakliye yapan şirketlerin fiyatlarının yüksek olması.
- ABD’de distribütör firmanın tüm eyaletlere servis verememesi
şeklinde sıralanabilir.

Kriz Türkiye'deki kimyevi maddeler ve mamulleri sektörünü nasıl etkilemesi bekleniyor? Gelecek beş yıla ilişkin sektörün üretim ve ihracatı ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?
Bu çapta bir krizin ülkemizi ve sektörümüzü etkilememesi söz konusu olamaz. Ancak sektörümüze etkilerinin minimum düzeyde kalacağını umuyorum. İhracat rakamlarımız da benim bu umudumu destekliyor. Ancak son iki aylık ihracatta keskin düşen hammadde fiyatları ve petrokimyasal ürünlerin ihracatta da duraklamaya sebep olacağını ön görüyoruz.

Türkiye’nin Ekim 2008 ihracat rakamları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Toplamda ihracatımız, 2007 Ekim ihracatına oranla yüzde 1.87 geriledi ve 9 milyar 530 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yani Türkiye’nin ihracatı 32 aydan sonra ilk defa düşüş gösterdi. İhracatta ilk sırada yer alan otomotiv sektörü de ekim ayında ciddi bir daralma yaşadı. Sektörün ihracatı 2007 Ekim ayına oranla yüzde 21,8 geriledi. Hazır giyim ihracatında da durum aynı, yüzde 17,15 düşüş söz konusu. Ancak kimya sektörü geçen yıldan beri istikrarlı olarak sürdürdüğü ihracat artışını, global krizde de devam ettirmeyi başardı. 2008’in 10 aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 46,7 ihracat artışı sağladık. Ekim ayında ise ihracat artış oranımız geçen yılın ekim ayına göre yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Ekim ayı sonunda ihracat rakamımız 12 milyar 133 milyon dolara ulaştı. 2023 yılında ise kimya sektörü ihracatının 100 milyar dolar olmasını hedefliyoruz.

ABD'de Türkiye'deki firmalarla ortaklık ya da işbirliğine gidecek pek çok sayıda orta ölçekli firma da bulunmakta? ABD'deki tüketim gücünü dikkate alarak küçük ve orta ölçekli firmalarla işbirliklerinin geliştirilmesi düşünülmekte midir?
Özellikle sektörde Almanya ağırlıklı ortaklık yapısı mevcut olsa da ABD ile süre gelen düzenli ilişkilerle bu tür uzun vadeli ortaklıklara girilebileceğini ümit ediyorum. Bölgede ve Türki Cumhuriyetlerde Türk sermayeli şirketlerin artışı, sanırım bu tür küçük ve orta ölçekli şirketlerin ortaklıklarını hızla artıracak.

Türkiye'deki kimya sektöründeki gelişimi göz önüne aldığınızda, yakın gelecekte sektörü bekleyen en büyük zorluklar nelerdir? 
AB Uyum Yasaları çerçevesinde yürürlüğe giren REACH Tüzüğü, kimyanın yanı sıra demir-çelik, maden, metal alaşımlar, otomotiv, kırtasiye ve tekstil gibi pek çok sektörü etkileyecek en büyük zorluk olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sağlığı ve çevrenin daha üst düzeyde korunmasının yanı sıra piyasanın rekabetçi ve etkin yapısının muhafaza edilmesinin hedeflendiği REACH yönetmeliği, hem kimyasallardan kaynaklanan risklerin yönetiminde, hem üretilen kimyasal maddeler hakkında sağlıklı bilgilerin sağlanması konusunda, sanayiye büyük sorumluluklar ve yüksek maliyetler yüklüyor.

REACH tüzüğünün, Türkiye’nin henüz AB’ye üye ülke olmamasından dolayı, yurt içi kimya üretimimize ve AB dışı ülkelere ihracatımıza kısa vadede doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Ancak ülkemizin AB’ye tam üye olması durumunda, REACH kapsamındaki düzenlemelerin kimya sektörümüzün tüm üretim faaliyetlerinde uygulanması zorunlu hale gelecek.

REACH sistemi AB’ye yapılan kimyevi madde ihracatımızı doğrudan etkileyecek. Türkiye’den AB’ye yapılacak kimyevi madde ihracatında, ihracatçı firmalarımızın, REACH tüzüğünün gerektirdiği şekilde, ihraç edecekleri ürünleri Avrupa Kimyasallar Ajansı’na (AKA) (European Chemicals Agency – ECHA)  kaydettirmeleri gerekiyor.

Ülkemizin AB üyesi olmamasından dolayı firmalarımızın REACH mevzuatı çerçevesinde Avrupa Kimyasallar Ajansı’na doğrudan başvuru yapması mümkün değil. REACH kapsamındaki işlemlerin gerçekleşmesi için Tek Temsilcilik hizmeti alınması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. İKMİB, tek temsilcilik konusunun ülkemiz ihracatçılarına mali ve idari olarak büyük yükümlülükler getireceğini bildiği için, buna yönelik çözümü de geliştirdi ve RGS yani REACH Global Services şirketini kurdu.

Bir diğer zorluk ise gelecek dönemde çevre ülkelerde üretim artışı yaşanmasıyla birlikte Türkiye’nin spot market düzeyinde kalması olabilecek.