Hollanda Seçimlerinde 14 Türk Aday Yarışıyor

E-posta Yazdır

Hollanda’da 13 milyon dolayında seçmen dün erken genel seçim için sandık başına gitti. Farklı partilerden 14 Türk kökenli aday da seçim yarışına katılıyorGenel seçimlerde oy kullanma hakkına sahip 180 bin Türk kökenli vatandaş bulunuyor. Kamuoyu anketlerine göre yeni dönemde 4 Türk adayın doğrudan, 2 adayın da tercihli oylarla seçilmesi bekleniyor. Liberaller ile Hıristiyan Demokratlardan oluşan merkez sağ hükümetinin nisan ayında istifası üzerine kararlaştırılan seçimde, 4 yıl boyunca görev yapacak parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin 150 sandalyeli üyesi ve merkezi hükümet belirlenecek. Kamuoyu anketlerine göre, Liberal Parti (VVD) ile İşçi Partisi (PvdA) arasında kıyasıya bir yarış yaşanıyor.

Hollandalı Türkler 85 Bin Kişiye İstihdam Sağlıyor

E-posta Yazdır

Avrupa Birliği'nin sekizinci büyük ülkesi olan Hollanda'da yaşayan Türkler ve ülkedeki Türk girişimciliği üzerine TAVAK Vakfı tarafından hazırlanan araştırmaya göre Hollandalı Türk girişimciler bu ülkede 85 bin kişiye istihdam sağlıyor. "Hollanda ve AB Ülkelerindeki Türk Nüfus, Hane Verileri ve Girişimcilerin Ekonomik Gücü" başlıklı araştırma TAVAK Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen tarafından kamuoyuna tanıtıldı.


 

Araştırmaya göre,Hollanda da yaşayan 470 bin Türk kökenlinin ülke gayrisafi milli hasılasına olan katkıları 9,5 milyar euro seviyesinde bulunuyor. Hollandalı Türklerin AB GSYIH'sına katkıları AB üyesi Malta'nın GSYIH'nin nerdeyse 2 katına ulaşıyor. Aynı araştırmaya göre, ülkede yaşayan Türkler arasında ortalama hane 3,6 kişiden oluşurken, haneye giren ortalama net gelir 2 bin 250 euro seviyesinde bulunuyor Almanya'daki Türk hanelerinde ortalama çalışan kişi sayısı 1,3 tutarken, bu veri Hollanda'da 1,6'ya çıkıyor.

17.000 İşveren 23.000 Konut
2.300 Konut 17.000 işvereni ile  gelirlerinin yüzde 17 sini tasarrufa ayıran Hollandalı Türklerin, bu ülkede 23 bin konutu bulunuyor. Araştırmaya göre, Hollanda'da faaliyet gösteren Türk girişimcilerin toplam sayısı 2012 yılında 17.000 sınırına ulaşmış.

Hollanda da çalışan Türk nüfus içerisinde girişimcilerin payı yüzde 9 seveyesinde bulunuyor. 17.000 işveren 85.000 kişilik istihdam sağlıyor. Hollanda da faaliyet gösteren Türkler, aynı zamanda 85 bin kişiye istihdam olanağı da sağlıyor. Yıllık ciroları toplamı 6 milyar’ya ulaşan Türk girişimciler arasında kadın girişimcilerin oranı sie yüzde 22 civarında bulunuyor. Hollanda'daki Türk işletmelerinin ortalama yatırım miktarları 120 bin €  seviyesinde iken, ülkedeki Türk işletmelerinin sektörel dağılımları izlendiğinde, işletmelerin etnik işlerden çıktıkları gözlemleniyor. Ülkedeki Türk işletmelerinin yüzde 41’i perakende ticaret alanında yoğunlaşırken, bunu yüzde 31 ile gastronomi, yüzde 22 ile hizmetler alanı, yüzde 6 ile el sanatları, yüzde 5 ile toptan ticaret ve yüzde 3,2 ile imalat ve inşaat sanayi izliyor.

Yatırımlar 2 Milyar Euro Sınırını Aştı
Hollandalı Türk girişimcilerin tüm yatırımları 2011 yılında 2 Mrd € sınırını aşmış bulunmaktadır.Hollanda’nın AB’nin ekonomik krizden etkilenmemesi yeni yatırımlara da cesaret vermektedir.
 

Ukrayna’dan Bellona’ya Yılın En Kaliteli Üreticisi Ödülü

E-posta Yazdır

Ukrayna'daki fabrikasında kısa bir süre önce üretime başlayan Türk mobilya şirketi Bellona, ülkenin en kaliteli üreticileri arasına girdi. Ukrayna'nın bağımsızlığının 21. yıldönümü münasebetiyle Cumhurbaşkanlığı himayesinde 14-17 Ağustos 2012 tarihleri arasında gerçekleşen 'Renkli Ukrayna' adlı fuarda, ülkedeki yerli ve yabancı en iyi üreticilere ödüller verildi.


 


Kurulan bir devlet komisyonu tarafından ülkedeki bütün ürünlerin incenlediği yarışmanın ödülleri sosyal politikalardan sorumlu Başbakan Yardımcısı Sergey Tigipko'nun da katıldığı 'Renkli Ukrayna' fuarında hak sahiplerine takdim edildi. Bellona'nın Ukrayna'da ürettiği; metal karkaslı kanepe Ekol, bazalı yatak modeli Active ve yaylı Stressfree yataklar kendi kategorisinde ülkenin en iyi yerli ürün ödülünü aldı. Devlet komisyonu tarafından verilen ödül Bellona Ukrayna Genel Müdürü Mustafa Karamemiş'e sunuldu. Karamemiş, Cihan'a yaptığı açıklamada; "Ukrayna'da fabrika kurmamızın önemli sebeplerinden bir tanesi Ukrayna halkına estetik ve kaliteli mobilyayı sunmaktı. Ülke bölgesel pazardan bir tanesi, Türkiye ile Ukrayna arasının coğrafi yakınlığı ticaretin gelişmesinde önemli rol oynuyor. 2011 yılı başında Ukrayna'da yatırım kararı aldık. Bir yıl gibi kısa bir sürede üretime başladık. Şimdi ülkede en çok tercih edilen mobilya markası haline geldik. Ukrayna'daki yetkililerden böyle anlamlı bir ödülü aldığımız için mutluyum." dedi.

2013 SONUNA KADAR 200 SATIŞ NOKTASI

Üretim kapasitesini artırma, pazarlama ve mağazacılık faaliyetlerine ağırlık verdiklerini belirten Mustafa Karamemiş başta başkent Kiev olmak üzere, Kırım Özerk Cumhuriyeti, Odesa, Harkiv, Donetsk, Zaporoj, Herson, Nikolayev ve Vinnitsa gibi bölgelerde 44 mağaza açtıklarını ifade etti. Ukraynalıları estetik ve kaliteli mobilya ile buluşturmak amacı ile yola çıktıklarına vurgu yapan Genel Müdür, Bellona'nın 2012 sonunda 80, 2013 sonu hedefinin ise 200 satış noktasına ulaşmak olduğunu söyledi. Şirketinin, tanıtım atağına hazırlandığını aktaran Karamemiş, eylül ve aralık ayında Ukrayna'da mobilya konusunda yazılı, görsel ve açık hava reklamlarına başlayacaklarını ifade etti. (Cihan Haber Ajansı)

Almanya’daki Türk Kadınları Evde Oturuyor

E-posta Yazdır

Almanya’daki göçmen grupları içinde Türk kadınlarının durumunu konu alan çalışmada, ”Göçmen grupları içinde en eğitimsiz ve en az çalışan Türk kadınları” sonucuna ulaşıldı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan yazılı açıklamada, Vakfın Araştırmacısı Ali Sökmen’in hazırladığı, ”Almanya’daki Türk Kadınlarının İş gücüne Katılımı-Yapısal ve Kültürel Faktörlerin Etkisi” başlıklı değerlendirme notuna yer verildi.


 

”Türkiye’de kadınların gücüne düşük katılımı ülkemiz geliştikçe ve maaşlar yükseldikçe kendiliğinden düzelecek bir sorun mu, yoksa gelişmişlik seviyesi gibi yapısal faktörlerden farklı bir etken tarafındanbelirleniyor?” sorusuna yanıt aranan çalışmada, şu ifadelere yer verildi: ”Göçmen olmayan Almanlarda kadınların gücüne katılımı yüzde 73 seviyesindeyken, göçmen kadınlarda bu oran yüzde 61, Türk kadınlarında ise yüzde 46 seviyesinde. Türkiye ortalamasına kıyasla bu oran oldukça yüksek gözükse de gerek ülke ortalamasının, gerek diğer göçmen gruplarının ciddi bir şekilde gerisinde kalması düşündürücü. Kadınlarda gücüne katılımın en düşük olduğu ikinci grup olan Sırplarda dahi bu seviye Türklere nazaran yüzde 13 daha yüksek. Dikkati çeken bir başka nokta da Türklerde hem erkekler hem de kadınların gücüne katılımının düşük olması. Göçmen gruplarının genelinde ise hem genel gücüne katılımda, hem de kadın ile erkek gücü katılımı arasında göçmen olmayanlara nazaran daha büyük bir fark olsa da bu açık Türklerde olduğu kadar fazla değil.”


Almanya’da yaşayan Türklerin, Ruslardan sonra en çok devlet yardımından yararlanan grup olduğunun vurgulandığı çalışmada, sosyal yardımların Türk kadınlarının ve genel olarak Almanya’daki kadınların çalışmıyor olmasında birincil etken olmadığı kaydedildi.

AA

 

Yurtdışı Türkler Dert Anlatıyor, Çözüm Arıyor

E-posta Yazdır

 

Yaşadıkları ülkelerdeki vatandaşlarımızı temsilen yaklaşık 600 kişinin katıldığı “Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” devam ediyorİlk günün ikinci bölümünde Devlet bakanı Bekir Bozdağ ve T.C. Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtanç, katılımcıların yaşadıkları ülkelerdeki sorunlarını dinlediler, önerilerine kulak; sorularına cevap verdiler.

 

 

Avrupa ülkelerinden Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Fransa, İtalya, İngiltere, Avusturya, Danimarka, İngiltere başta olmak üzere, Avusturalya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar hemen hemen dünyanın her ülkesinden Türk STK temsilcileri söz birliği etmişcesine böyle bir girişim vesilesi ile Ankara’da olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
 
Ankara J.W Marriot Otel’de 7-8 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen Tarihi buluşma için Hollanda’dan gelen, Hollanda Türk toplumunun tanınmış simaları görüş ve düşüncelerini SON HABER için şöyle dile getirdi:
Turgut Torunoğulları ( İşadamı HOTİAD Başkanı): Gurur verici bir tablo.. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Bakanları milletvekilleri ile T.C Dış Türklerin yanında. TOBB Başkanı sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun verdiği rakamlara dikkat ettiniz mi. 1980 yılında Türkiye’nin bir yılda yaptığı ihracat artık bir haftada yapılıyor. Öte yandan Dış Türklerin ticaret hacmi 1980’li yıllarda Türkiye’nin bir yılda yaptığı dış ticarete eşit. Türkiye Cumhuriyeti bu bilgi ve ekonomik gücün farkında. Başta Kemal Yurtanç olmak üzere bu organizede emeği geçenleri canı yürekten kutluyorum.”
 
Mustafa Ayrancı ( Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği Başkanı ): 50 yıl sonra bir ilk. Böyle bir toplantının buluşmanın yapılması güzel. Bizim üzerimize yapılan pazarlıkların Ankara’da böyle bir toplantıda dile getirilmesi bence çok önemliydi. Hollanda’da bir deyim var; ‘Bizimle ilgili konuşuluyor bizimle konuşulmuyor.’ Burada bu konuşuldu, hakkımızda konuşulurken biz de varız. Avrupa’da mücadelelerle kazanılan hakların bir çırpıda elimizden alınması söz konusuydu. Burada bunu dile getirme imkanı buldum. Bakanlıklar arasında bir iletişim eksikliğini gördüm ve ‘bundan sonra her altı ayda bir, ülkeler bazında, bir araya gelip konuşulması’nı teklif ettim. Kabul ettiler. Devlet ben halk için varım demediği sürece, çeşitli bürokratik engeller ve anlayış değişmiyor. Değişmesi ise bize bağlı. Bunu burada dile getirmiş olmamız bile bir aşamadır. Korkular yeniliyor. Ben düşüncelerimi burada korkusuzca dile getirdiğim için ümit varım.
 
Veyis Güngör ( Avrupa Türk Demokratlar Birliği Hollanda Başkanı ): Ankara diyet ödüyor. 50 yıldır ihmal edilen, unutulan yurt dışındaki Türkler Ankara tarafından nihayet hatırlandı. Bu organizasyona katılan herkes mutlu ve memnun. Katılımcıları dinlediğimizde, dile getirilen konular göz önüne alındığında 50 yıldır kat edilen mesafe ve Yurt dışındaki Türklerin gerek siyasi gerekse ekonomik gücünü görüyoruz. Bu hükümet, Ankara bunun farkında ve bu tarihi buluşma ile yurt dışındaki güce ivme kazandırmak için var gücü ile çalıyor. Bu büyük buluşmadan sonra artık STK’lar olarak yeni bir vizyon ortaya koymanın şart olduğunu görmüş olduk. Yeni vizyonda Avrupa ülkeleri STK’ları ile Türkiye’deki STK’ların bir çok alanda ortak çalışmaları kaçınılmazdır. AB Bakanı Egemen Başığında konuşmasında ifade ettiği gibi bilgi birliği tecrübe birliği ile hem Türkiye’nin değişimine hem de Avrupa’nın gidişatına olumlu ölçüde katkıda bulunacaklardır
 
Zeki Baran ( Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu Başkanı): İyi bir başlangıç. Türkiye’nin bir şekilde kendi vatandaşlarına sahip çıktığını gösteriyor. Önemli olan Türkiye’nin de desteğini alarak bulunduğumuz ülkelerin gerçek vatandaşıymışız gibi hareket etmek. Yaşadığımız ülkeler bizim ülkemiz. Oradaki eğitim, işsizlik, ayrımcılık sorunları bizi direk ilgilendirmektedir. Bu manada Türkiye’den beklentimiz de bize gereken şekilde sahip çıkarak masada geri vermemesi.. Ortaklık anlaşmasından doğan haklarımız hiçbir şekilde müzakere konusu edilmemeli.
Sabri Kenan Bağcı ( İOT Başkanlar Kurulu Başkanı ve Hollanda Yaşlılar Federasyonu Başkanı): 
Bu buluşmadan gerekten tarihi bir buluşmadır. Bu buluşmadan İki mesaj verilmiştir. Türk devlet Politikasında, özellikle dış politikasında gözle görülür çok büyük değişim var. Daha da önemlisi devletin yurtdışı yol haritası yapılırken oralardaki STK’ların gücüne ve fikirlerine inanmışlığın, ihtiyacın da göstergesidir. 
 
Salih Dadak (Hollanda Türk Müzesi Vakfı Başkanı ): Derlenip toparlanma hedef göstermek için atılmış, dünya ile bütünleşmenin ilk adımı diyebilirim. İçinde yaşadığımız ülke ile bütünleşmenin yanı sıra diğer ülkelerdeki Türklerle de iletişim içinde olabileceğimiz ve bu işleri koordine edecek bir başkanlığın yaptığı hayırlı bir girişim. 50 yıl sonra alabildiğimiz seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere, kaale alınan dış Türklerin taçlandırılmasıdır. 
 
Erdoğan Yüce ( Hollanda İşadamı ): Avrupa genelindeki sıkıntıları en yüksek mercilere iletimi için bir ilk. Yurt dışındaki Türklerin bir araya gelmesi bir çatı altında toplanması açısından verimlidir ve Yurt dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nı bu insiyatifinden ötürü tebrik ve takdir ediyorum. 
 
Ali İhsan Ünal ( Hollanda Mozaik ve Nasrettin Hoca Vakfı Başkanı): Yurt dışındaki Türklerle Türk devletinin ilk kez birebir buluşmasıdır. Yurt dışında yaşayan Türkler adına memnuniyet vericidir. 50 yıl sonra yakılan bir kıvılcımdır. Bu kıvılcım arkamıza böyle bir rüzgar almışken bunu devam ettirmek ve sürdürmek gerekir. Top artık bizlerdedir. Başta bulunduğumuz ülkelerde sonrada diğer ülkelerdeki STK’lar ile iletişim halinde olarak yapılması gerekenlerin daha hızlı yapılacağına, sorunların daha hızlı çözüleceğine inanıyorum.
 
Kaynak: © SONHABER.NL

Amsterdam’ın İlk Müslüman Mezarlığı Açıldı

E-posta Yazdır

 

Türkiye’den Hollanda’ya göçün neredeyse yarım asırlık zaman dilimi geride kalırken, gelen göçmenlerin zaman içerisinde kalıcı hale geldikleri de ortaya çıkmaya başlıyorBaşkent Amsterdam’ın De Nieuwe Ooster mezarlığı içinde, içerisinde gasilhanesi de bulunan ve proje mimarlığını Furkan Köse’nin üstlendiği, sadece Müslümanlara özel bir bölüm, törenle hizmete girdi.

Mezarlığın açılışında düzenlenen törene İşçi Partisi (PvdA) milletvekili Ahmed Marcouch ile Amsterdam Belediye Başkan Yardımcısı Andree van Es de katıldı.
 
Törende bir konuşma yapan Başkan Yardımcısı Van Es Amsterdam’da çok sayıda Müslüman yaşadığını belirterek, “Burada doğup büyüyen insanların öldüklerinde burada defnedilmeyi talep etme hakları var. İşte De Nieuwe Ooster mezarlığı artık bu ihtiyaca da cevap verecek” dedi.
 
© SONHABER.NL

Çin’de Burger King’i Türk Firması Alıyor

E-posta Yazdır

Çin'deki Burger King zincirini TAB Gıda yönetecek. Ülkedeki 85 restoran da şirketin bünyesine katılacak. TAB Gıda, 1.3 milyar Çinliye Burger King yedirmeye hazırlanıyor. Vahap Munyar Hürriyet Gazetesi'ndeki köşe yazısında konuyla ilgili şunları yazdı: "TAB Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Kurdoğlu’nu görünce, Şubat ayında Burger King’in Miami’deki (ABD) merkezine şubat ayında birlikte yaptığımız ziyareti anımsattım.


 


- Sizinle daha önce yurtdışında Burger King operasyonu planladığımızı konuşmuştuk.

- Evet, hedefleriniz arasında Çin’deki Burger King zincirini yönetmek de vardı...

- Çin’in tamamındaki Burger King zincirini siz mi yönetip, yönlendireceksiniz?

- Öyle olacak.

- Çin’de şu anda kaç Burger King restoranı var?

- 85 restoran bulunuyor.

- Onlar da TAB Gıda bünyesine mi geçecek?

- Tamamını biz yöneteceğiz...

Kurdoğlu’nun geçen Aralık ayında Çin’le ilgili verdiği bazı rakamları anımsadım: Çin’de KFC’nin 3 bin, McDonald’s’ın 1000, Burger King’in ise 85 restoranı var. Çinliler hamburgere yeni yeni alışıyor. Biz orada çok iyi bir büyüme yakalayabiliriz.

TAB Gıda, 430’u aşkın restoranla Burger King’in dünyadaki en büyük franchiseri konumunda bulunuyor... Bu yıl 500 restorana ulaşma hedefiyle yoluna devam ediyor...

Yurtdışında ise Makedonya ve Gürcistan’da operasyonları yönetiyor...

1.3 milyar nüfuslu Çin’deki Burger King zincirini üstlenmek, yönetmek ve büyütmek, TAB Gıda’yı çok farklı bir kulvara taşıyacak gibi görünüyor..."
 

Özbekistan’da Türk Şirketlerin Başı Dertte

E-posta Yazdır

Özbekistan’da yatırımı bulunan Türk firmaları şu sıralar adeta diken üzerinde. Onlarca firmaya el konulduğu öğrenildi. Firmasına el konulan şirket sahiplerinden kimileri aylarca tutuklu kaldıktan sonra sınırdışı edildi. Özbekistan cezaevlerinde 50 kadar Türk bulunurken, Türkiye’ye dönen şirket sahipleri, can güvenlikleri olmadığı gerekçesi ile bir daha Özbekistan’a gidemediklerini söyledi.


 


Özbekistan’da benzer durum içinde olan firma sayısı 60 olarak ifade ediliyor. Artvinli Vahit Güneş ve kardeşleri Türkiye’deki yatırımlarından sonra 2003’te Özbekistan’da da yatırım yapmaya başladı. 7-8 yıl içinde Özbekistan’daki işlerini önemli bir noktaya taşıyan Vahit Güneş’in başında bulunduğu Turkuaz Grup, bu ülkede 4 AVM açtı, bin 200 kişi çalıştırdı, çeşitli alanlarda 18 ayrı şirket kurdu.

Özbekistan’da 9 aya yakın tek bir hücrede tutulması olayını “Özbekistan’da cehennemi yaşadım” sözleri ile dile getiren Güneş yaşadıklarını şöyle ifade etti: “2 Mart 2011 günü, saat 10.30 sıralarında AVM’de bulunduğum sırada 300 kadar silahlı- maskeli kişi AVM’nin etrafını sardı. Bir anda neye uğradığımızı şaşırdık./_np/6743/16336743.jpg Beni ofisimde tuttular. Başımda 50 kadar silahlı kişi bulunuyordu. 7-8 gün beni ofiste tuttular.

Ben içerde ofiste tutulduğum sırda AVM’yi yağmaladılar. AVM’nin kapısına getirilen kamyonlarla yağmalama yapıldı. Tutuklanmam için bir kılıf uydurduktan sonra cezaevine konuldum. 9 aya yakın tek başıma bir hücrede tutuldum. O kadar acı şeyler yaşadım ki… En son kardeşim 700 bin dolar fidye ödeyerek çıkabildim.

Özbekistan’daki 4 AVM’miz, 18 şirketimiz gitti. Zararımız en az 50 milyon dolar. Bin 200 çalışanımız vardı bütün hepsini kaybettik. Mal varlığımız gittiği gibi canımız da gidiyordu. Cezaevinde sahip olduğum eşyaları, cep telefonumu bile alamadan Özbekistan’dan çıktım. O ülkede onca malvarlığım olmasına ceketimi alıp çıkabildim.”

Vahit Güneş, kendilerine yönelik suçlamaların el koyma gerekçelerinin, 'vergi kaçırma ve dini yayın bulundurma' şeklinde ifade edildiğini söyleyerek “Bize yönelik operasyon için bahane aradılar. Grubumuza ait şirketlerin tümünde yapılan incelemelerde suç unsuruna rastlanmadı. Sadece gümrük antreposunda ve depolarda 60 bin dolar değerindeki malın evraksız olduğunu iddia etiler” şekline konuştu.

Vahit Güneş şimdilerde el konulan malvarlığını kurtarmak için Tahkim Davası açmaya hazırlanıyor.

Sayaçları neden pahalı sattınız cezası

Federal Group bünyesindeki Federal Elektrik yöneticisi Asım Kayan da, geçtiğimiz yıl tutuklu kalan bir diğer isim. 365 gün boyunca tutuklu kaldığını söyleyen Kayan “Federal Elektrik olarak Özbekistan Devleti ile ortak bir şirket kurduk. Doğalgaz sayaçlarının satışını yapıyorduk.

Türkiye’ye gelmek üzere olduğum sırada havaalanında alındım. 365 gün boyunca tutuklu kaldım. Suçlamada gerekçe gaz sayaçlarını pahalı sattığımız yönünde oldu. Tabi bu bir bahane. Oraya yatırım için ciddi hazırlıklar yaptık. Federal Elektrik olarak 20-25 milyon dolar zararımız oluştu. Ben tutuklu olduğum süreçte, diğer çalışanlarımız da dönmek durumunda kaldı. Şirket kapalı durumda” bilgisini verdi.

300 dolarlık fiş için fabrikaya el konuldu

Özbekistan’da 120 kişinin çalıştığı tekstil atölyesi ve satış mağazası bulunan Levent Karabayır ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “2006 yılında 200 bin dolarlık bir yatırım yaptık. Tekstil ürünleri üretiyorduk. Bir yanda da ürünleri mağazada satıyorduk. Benim Türkiye’de bulunduğum 15 Aralık 2010 günü önce mağazaya gelmişler, daha sonra fabrikaya gitmişler. Gerekçe ise mağazada fiş kesilmemesi…

Fiş kesilmeyen ürün tutarı ise toplasanız 300 dolar değil. Tabi fiş olayı bahane… Bize orada yüklü bir ceza kesildi. Cezayı ödedim. Benim Özbekistan’a girişim yasaklandı. Mağazayı kapattık. Oradaki bazı dostlar aracılığı ile kurtulduk. Ama orada başımıza neler geldi bir biz biliyoruz. Fabrikamın başında ise Özbek bir müdür bulunuyor. Fabrikamı onlar işletiyor. Gidemediğim için fabrikamı da alamıyorum. El koyma olayları 2010’un sonunda başladı. En son dün (önceki gün) 4 firmaya daha el konulmuş” bilgisini verdi.

Müşteri bulunsa satıp gelecekler

Kimi şirket sahipleri ise adlarının yazılmasını istemiyor. Gerekçe ise halen Özbekistan’da tutuklu personellerinin bulunması ve işyerlerinin bulunması… Adının yazılmasını istemeyen bir şirket sahibi iki personelinin 1.5 yıldan bu yana tutuklu odlunu ifade etti.

“Biz ne yaptık da bütün bunlar başımıza geldi” diyen aynı kaynak: “Ekonomik olarak çöktüm. Özbekistan’daki üretim yerimiz durma noktasında. Tutuklu çalışanlarımın ailelerin bakmak durumundayım. Ben kendim de Özbekistan’a gidemiyorum. Malımızı canımızı nasıl kurtaracağız bilmiyorum. Burada da borç içindeyim. Ve üstelik damgalanmak ayrı bir zulüm… Şuan Özbekistan’dan bir çok firma malını satıp gelmek istiyor. Ancak müşteri bulamıyor.” Dedi.

Ceketimi bile alamadın çıktım

Bir başka firma sahibi ise şunları söyledi: “Orada tutuklu olan personelim var; onları kurtarmaya çalışıyoruz. Size şu kadarını söyleyeyim. Orada ceketimi bile alamadın çıktım. Eşyalarım dahi orada. Ki biz 'Özbekistan’ın Koç’u olarak anılıyorduk. Şimdi burada garibanları oynuyoruz. Üstelik Türkiye’de aldığımız malların da borçları da sırtımıza bindi. El konulan mallarımızı kurtarmamız uzak bir ihtimal…”
(Dinçer Gökçe, Hürriyet)

Danimarka’da cami açılışı

E-posta Yazdır

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Danimarka'nın Horsens şehrinde Yunus Emre Camisi'ni ibadete açtı. Aarhus'taki Selimiye Camisi'nin açılışını yaptıktan sonra Horsens'e geçen Başkan Görmez'i, Belediye Başkan Yardımcısı Peter Sörensen, Sonderbro Kilisesi Papazı Ebbe Elm, bazı polis yetkilileri, bölge halkı ve Türk cemaati karşıladı. Sörensen, burada yaptığı konuşmada, Danimarka'nın dernekler ülkesi olduğunu belirterek, derneklerin insanları bir araya topladığını, cami derneğinin de gençleri tehlikelerden uzaklaştırıp birleştirecek olmasından dolayı çok mutlu olduklarını söyledi.


 


Sörensen, Diyanet İşleri Başkanı Görmez'in de şehirlerine gelmesinden memnuniyet duyduğunu kaydetti.

Başkan Görmez de toprağın insanlar için çok büyük şeyler ifade ettiğini, kim olduğuna bakmaksızın insanlara cömert davrandığını, insanların aynı şekilde birbirine cömert davranması gerektiğini belirtti. Konuşmaların ardından Görmez, Belediye Başkan Yardımcısı Sörensen ve Papaz Ebbe Elm ile Yunus Emre Camisi'nin açılış kurdelesini kesti.

Bu arada, Görmez'in konuşması Danimarka diline çevrilirken, tercümanın bazı Türkçe kelimelerde zorlanması gülüşmelere neden oldu. AA
 

Türkiye ile Hollanda Arasındaki Resmi İlişkilerin 400. Yılı

E-posta Yazdır

Türkiye ile Hollanda arasındaki resmi ilişkilerin 400 yılı etkinlikleri kapsamında Lahey'de açılan sergide, 1612 yılından bu yana iki ülke arasındaki resmi yazışmaların orijinal metinleri görücüye çıktı. Türkiye ile Hollanda arasındaki resmi ilişkilerin 400. yıl dönümü çerçevesinde Hollanda Ulusal Arşivi'nde düzenlenen ''Prens ve Paşa'' adlı serginin açılışına katılan Büyükelçi Uğur Doğan, 2012 yılı boyunca iki ülkede çok sayıda etkinliğin planlandığını söyledi.


 


Sergide, 1612 yılından bu yana iki ülke arasındaki resmi yazışmaların orijinal metinleri yer alıyor. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Hollanda'ya verdiği kapitülasyonlarla ilgili anlaşmanın orijinal metni sergiyi gezenlerin ilgisini çekti.

Serginin açılışına Türkiye'nin Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan ve Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral'ın yanı sıra Hollanda Ulusal Arşiv Müdürü Martin Berndse ile aralarında Kanada, İngiltere, Cezayir ve Vietnam'ın da yer aldığı 12 ülkenin büyükelçileri katıldı.

-''Bu belgelerin hepsi Hollanda ile aramızdaki işbirliğinin özel oluşuna işaret ediyor''-

Sergide yer alan eserlere bakıldığı zaman geçmişten bu yana Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerde hiçbir sorunun yaşanmadığının net bir şekilde görüldüğünü kaydeden Uğur Doğan, bu iyi ilişkileri geleceğe taşıma amacında olduklarını ifade etti.

''Bu belgelerin hepsi Hollanda ile aramızdaki işbirliğinin özel oluşuna işaret ediyor'' diyen Doğan, ''İlişkilerimizin iyiliği konusunda hiçbir tereddütümüz yok. Çünkü 400 yıllık birikim o gücü bize veriyor. Bütün mesele, bunun, gerek Hollandalılar tarafından gerekse özellikle burada yaşayan Türkler tarafından iyi anlaşılmasıdır. Bu vesile ile buradaki Türk vatandaşlarımızın bu sergiyi gezip görmelerini tavsiye ediyorum. Bu ziyaretlerin kimliğimizin anlaşılması açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Hollanda'yla imzaladığı ilk anlaşmanın orijinal metninin de sergide yer almasının önemli olduğuna değinen Doğan, diplomatik ilişkilerin başlangıcını gösteren bu belgenin değerli bir hazine niteliği taşıdığını söyledi.

Hollanda'nın küçük bir devlet olmasına rağmen Osmanlı döneminde ayrıcalık alan ülkeler arasında yer aldığına dikkati çeken Büyükelçi Doğan, ''Bu çok önemli. Osmanlı döneminde ilk ayrıcalıkları alanlar o devrin büyük devletleri olmuş. İngiltere Fransa ve Venedik gibi. Hollanda'nın bu ayrıcalığı almış olması çok önemli. Çünkü Hollanda küçük bir ülke ve hatta bazı ülkeler tarafından devlet olarak bile tanınmıyor'' ifadesini kullandı.

Serginin açılışına 12 ülke büyükelçisinin katılmasının Türkiye'ye verilen önemin bir göstergesi olduğunun altını çizen Doğan, Türkiye'nin geçmişi kadar bugünün de dünyada ilgi uyandırdığını anlattı.

''Her zaman söylediğimiz gibi gerek geçmişimizle, gerekse yarınımızla her zaman gurur duymalıyız'' diyen Doğan, bunun boş bir gurur olmadığını sergiyi gezen herkesin şahit olduğunu ifade etti. AA
 

Sayfa 2 / 25