TÜRKİYE

Vize Müjdesinin Arkası Gelecek

E-posta Yazdır

Hollanda Başkonsolosluğu'nun Türk adamları için vize yerine bildirim sistemine geçeceğini açıklamasının ardından hem Avrupa Birliği Bakanlığı hem de Türkiye dünyası, kararın Türkiye'ye uygulanan haksız vize duvarının yıkılması için önemli bir adım olduğunu belirtiyor.

 


 

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, “Türkiye'nin sahip olduğu potansiyel karşısında üye ülkeler kayıtsız kalamayacaklardır” dedi. Hollanda Başkonsolosu Onno Kervers'in önümüzdeki günlerde Başkonsolosluk tarafından hazırlanacak resmi bir duyuru ile Türk adamlarından vize yerine sadece mesleki bildirim talep edeceğini açıklamasının ardından, Türkiye'de hükümet ve dünyasının hemen her kesiminden karara büyük destek geldi.

Hollanda'nın bu ilk olma niteliği taşıyan adımıyla ilgili soruları yanıtlayan Bağış, “Ülkemiz zenginleştikçe, kapalı tutulan kapıların tek tek açılacağını hep söylüyoruz. Türkiye'nin sahip olduğu potansiyel karşısında üye ülkeler kayıtsız kalamayacaklardır. Girişimlerimizin sonuç verdiğini görmekten memnununuz. Bizim asli amacımız AB'nin bütün Türk vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti uygulamasını bir an evvel başlatmasıdır” şeklinde konuştu.

Türkiye vatandaşlarının vize konusundaki haksız uygulamalar karşısında haklarını hukuki yollardan aramalarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Bağış, Hollanda'da adamları için vize muafiyetine giden yolda ilk adımların da yerel mahkemelere başvuran Türk vatandaşları tarafından atıldığını hatırlattı.
Bağış, şunları kaydetti:

“Bu konuda daha önce Harleem Mahkemesi ve Hollanda Danıştayı'nın almış olduğu karar da vardı. Şüphesiz alınan bu kararlar hukuki bir başarıdır. Vize uygulamasına karşı sessiz kalmayarak hukuki haklarını arayan vatandaşlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum. Avrupa Birliği Adalet Divanı ve bazı üye ülkelerin mahkemeleri, vatandaşlarımızın haklarını teslim eden kararlar alıyorlar.

İnanıyorum ki, Hollanda'da kazanılan başarının arkası gelecektir. Hollanda'nın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde Danıştay'ın verdiği kararı uygulaması diğer AB üyesi ülkelere de örnek teşkil etmelidir. Bundan 400 yıl önce Sultan 1. Ahmed tarafından Felemenk Cumhuriyeti'ne gönderilen fermanla bizim Hollanda ile kardeşlik fermanımız da yazılmıştı.

Şimdi bu kardeşlik fermanını gelecek nesillere de sarsılmadan aktarmak için büyük bir hassasiyeti Hollandalı dostlarımızla karşılıklı olarak ortaya koyuyoruz. Vize konusunda gelen olumlu yaklaşımlar da bunun bir tezahürü olarak görülebilir.”

“Krizden kurtuluşun yolu Türk adamları”

Vize muafiyetinin sadece Türkler için değil krizdeki Avrupa ülkelerinin ekonomik sorunlarının çözümlenmesi için de önemli olduğunu vurgulayan Bağış, “Bugün de kriz içerisindeki Avrupa ülkelerine Türkiye'nin bereketini aktarıyoruz. Onlar da bizim bu bereketimizden faydalanmanın yollarını arıyorlar. Çünkü bugün artık Türk adamları dünyanın dört bir tarafında yatırım yaptıkları her ülkeye zenginlik ve kalkınma götürüyor. Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik krizden kurtulabilmeleri için çare Türkiye'dir, Türk adamlarıdır” şeklinde konuştu.

Bağış, “Şimdi Hollanda'nın bizim adamlarımızın potansiyelinden faydalanmak için böyle bir adım atması mantığın gereğidir. Bu tür adımlar önemlidir, ancak kalıcı değildir. Bunlar geçici ve kolaylaştırıcı adımlardır. Bizim nihai hedefimiz sadece Hollanda ile değil, Türk vatandaşlarının Avrupa'ya vizesiz seyahat edebilmelerini sağlayacak vize muafiyetidir. Zaten Komisyon'la başlattığımız vize muafiyet görüşmelerinin içeriği ve hedefi de budur. Mevcut vize uygulamasının ne hukuki ne siyasi ne insani açıdan hiçbir mantığı yoktur” değerlendirmesini yaptı.

Hollanda kararı sonrası dünyası da umutlu

Hollanda'nın kararı Türk dünyasında da heyecan yaratırken, diğer Avrupa ülkelerinin de bu kararı takip edeceği yönünde bir beklenti oluşturdu.
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, “Diğer Avrupa ülkeleri de bu kararı takip eder. Avrupa'nın şu anda içerisinde bulunduğu ekonomik durum, Türk dünyası ile daha yakın çalışmasını gerektiriyor. Bunun içinde bu yönde arayışları devam ediyor. Bu uygulamaların başarıları görüldükçe zannediyorum vize diğer boyutları ile de değişir ve daha sonrasında tamamen kaldırılma sürecine girer. Biz bunu önemli bir basamak addediyoruz” diye konuştu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı da, “Türkiye'nin Avrupa ile ticari ve ekonomik ilişkilerinin son derece kuvvetli olmasına rağmen, malların ve kişilerin serbest dolaşımını amaçlayan Gümrük Birliği anlayışına ters olan vize sorunu güncelliğini korumaktadır. DEİK olarak bu meselenin çözüme kavuşturulması için yoğun bir lobi faaliyeti içindeyiz” dedi.

Yırcalı, AB üyesi ülkeler tarafından atılan vize kolaylaştırıcı adımları takip ettiklerini belirterek, “Bu tür adımlar olumlu karşılanmakla birlikte, Türk dünyasının asgari taleplerini karşılamaktan uzaktır. DEİK olarak, yakalamış olduğu istikrar ile Avrupa'nın büyüme motoru haline gelen Türkiye ile AB arasındaki pozitif gündem ile vize konusunun bir an önce kalıcı çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz” diye konuştu.

“Fransa, İtalya ve Malta'yla anlaşmalar imzaladık”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş da, Hollanda'nın kararından umutlu olduğunu belirterek, “Benzer kararların diğer AB üyesi ülkeler tarafından da alınması ve sadece adamlarının değil tüm Türk vatandaşlarının AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip olması umuyorum” dedi.
İTO'nun uzun zamandır Türk adamlarının kolay vize alması için çalıştığını vurgulayan Yalçıntaş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu karardan evvel, Fransa, İtalya ve Malta'yla anlaşmalar imzaladık. Bu anlaşmalar çerçevesinde herhangi bir adamı odamıza müracaat ettiğinde bizim onlara verdiğimiz bir belge ile çok daha kısa zamanda, çok girişli vize alabiliyor. Yine benzeri bir anlaşmayı Hollanda ile de imzalamak üzereyiz. Önümüzdeki günlerde Hollanda ile imzalayacağımız bu anlaşma çerçevesinde, Türk adamları Hollanda'ya çok giriş çıkışlı vize alabilecekler.

Gerek Avrupa'nın içerisinde bulunduğu ekonomik kriz, gerekse Türkiye'nin ekonomik ve siyasi anlamda güçlü bir aktör haline gelmesi, Avrupa'daki Türkiye algısını şüphesiz olumlu yönde etkilemekte ve bu etki de AB kararlarını etkilemektedir. Kararın diğer ülkeler örnek olmasını bekliyorum.” (AA)

Atatürk’ün Manevi Kızı Ülkü Adatepe Trafik Kurbanı

E-posta Yazdır

Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, Sakarya'da geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ata'nın manevi kızı Adatepe Tem yolunun Sakarya Akyazı mevkiinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ülkü Adatepe 80 yaşındaydı.


 


ÜLKÜ ADATEPE KİMDİR?

Sakarya Akyazı mevkiinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Ülkü Adatepe 27 Kasım 1932'de doğdu. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu'nun kızıdır.

Zübeyde Hanım'ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım'ın ölümünden sonra bir süre Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği'nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey'le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey'in çocukları olacağını öğrendiğinde ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü'yü Çankaya Köşkü'ne aldırdı ve biraz büyüdüğünde onu yurt gezilerine götürmeye başladı.

Atatürk öldüğünde Ülkü altı yaşındaydı. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde başladığı öğrenimini maddi sıkıntılar nedeniyle tamamlayamadı ve genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu Üsteğmen Fethi Doğançay ile yaptı. On üç yıl süren bu evliliğinden iki oğlu oldu. İkinci evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı.

Türkiye Nüfusu 2050 Yılında 94,6 Milyon

E-posta Yazdır

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye nüfusunun 2050 yılında 94,6 milyon olması bekleniyor. Türkiye nüfusunun 2050 yılında 94,6 milyon olması bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Dünya Nüfus Günü'ne özel açıkladığı “Türkiye'nin Demografik Yapısı ve Geleceği” istatistiklerine göre, 2011 yılı ortası nüfus tahminlerine göre dünya nüfusu yaklaşık 6 milyar 974 milyon kişi.


 


Nüfus büyüklüğüne göre ülke sıralamasının ilk sıralarında 1 milyar 348 milyon kişi ile Çin Halk Cumhuriyeti, 1 milyar 242 milyon kişi ile Hindistan ve 313 milyon kişi ile Amerika Birleşik Devletleri yer alıyor. Dünya nüfusunun yüzde 1,1'ini oluşturan 74 milyon kişi ile Türkiye nüfusu, 187 ülke arasında 18'inci sırada bulunuyor.

2050 yılı nüfus tahminlerine bakıldığında da dünya nüfusunun 9 milyarı aşacağı öngörülüyor. 2050 yılında Hindistan'ın 1 milyar 692 milyon kişi ile en fazla nüfusa sahip ülke olması beklenirken, nüfus büyüklüğü bakımından Hindistan'ı sırasıyla 1 milyar 295 milyon kişi ile Çin Halk Cumhuriyeti ve 403 milyon kişi ile Amerika Birleşik Devletleri'nin izleyeceği tahmin ediliyor.

Nüfusu, 2050 yılında 94 milyon 585 bin kişi olması beklenen Türkiye'nin 187 ülke arasında 19'uncu sırada yer alması öngörülüyor.

-2045-2050 döneminde Türkiye'nin nüfus artış hızının yüzde 0,2 olması bekleniyor-

Nüfus artış hızı düşmeye devam ederken, 2010-2015 dönemi tahminlerine göre dünya nüfusunun artış hızının yüzde 1,1 olduğu belirtiliyor.

Bu dönemde, nüfus artış hızının en yüksek olduğu ülkeler arasında yüzde 3,5 ile Nijer, yüzde 3,1 ile Afganistan ve yüzde 3 ile Yemen yer alıyor.

Nüfus artış hızının en düşük olduğu ülkeler arasında ise yüzde 0,2 gerileme ile Almanya ve Romanya, yüzde 0,6 gerileme ile Ukrayna, yüzde 0,7 gerileme ile Bulgaristan bulunuyor.

Bu dönemde Türkiye'nin nüfus artış hızı yüzde 1,3 olurken, 187 ülke arasında 92'inci sırada yer alıyor.

2045-2050 döneminde ise dünya nüfusunun artış hızının yüzde 0,4 olması bekleniyor.

Bu dönemde, nüfus artış hızının en yüksek olacağı tahmin edilen ülkeler arasında yüzde 3 ile Zambiya, yüzde 2,7 ile Nijer ve yüzde 2,6 ile Somali bulunuyor.

Nüfus artış hızının en düşük olacağı tahmin edilen ülkeler arasında ise yüzde 0,6 gerileme ile Çin Halk Cumhuriyeti ve Portekiz, yüzde 1 gerileme ile Bosna-Hersek yer alıyor.

Bu dönemde Türkiye'nin nüfus artış hızının yüzde 0,2 ile 187 ülke arasında 109'uncu sırada yer alacağı tahmin ediliyor.

4.5 Milyar Dolarlık Finans Kent

E-posta Yazdır

ANKARA - İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Ataşehir'de 3,5 yılda inşa edilecek. Akıllı binalarda yaklaşık 50 bin kişi istihdam edilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi'nin tanıtımı için Bakanlık'ta düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, İstanbul'da uluslararası bir finans merkezi yapılması doğrultusunda Ataşehir'de 1,7 milyon metrekarelik alan belirlendiğini, ilk etapta 800 bin metrekarelik bölümünün finans merkezi olarak tasarlandığını kaydetti.


 

Bayraktar, ''Maliyeti 4,5 milyar lira, inşaat süresini de 3,5 yıl olarak tasarlıyoruz. İlk etapta bankaların ve orada parseli bulunan özel kurum ve kuruluşların ve Emlak Konut'un yapacağı alan, bu ifade ettiğimiz 800 bin metrekare alandaki altyapının hafriyatı ve altyapı inşaatları için ihaleye çıktık. 8 Ağustos tarihinde ihalesi olacak'' diye konuştu.


Ataşehir'de yapılan Mimar Sinan Camisi'nin avlu kısmından finans merkezine hem yayalar hem de araçların kullanacağı bir platform oluşturulacağını dile getiren Bayraktar, böylece Batı Ataşehir ile Doğu Ataşehir'deki alanların bütünleşeceğini söyledi.

50 bin kişiye istihdam
Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden esinlenerek tasarlanan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Tarihi Yarımada, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı'nın etkilerini günümüze taşımayı amaçlıyor.


Tanıtım toplantısında maketi de yer alan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, 3 bin kişilik kongre ve kültür sarayı, kütüphane, oteller, okul, kreş, cami, sağlık merkezi, itfaiye, karakol gibi destek ve hizmet birimlerinden oluşacak. Eğitim, ticaret ve kültürel faaliyetlerin bölgelere göre ayrıldığı merkezin 50 bin kişiye istihdam sağlaması öngörülüyor. (AA)

150 Yıllık Hayalin Gerçekleşmesine 1.5 Yıl Kaldı

E-posta Yazdır

 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 150 yıl hayale sadece 18 ay kaldığını açıkladıUlaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, ''150 yıl gerçekleşmesini beklediğimiz rüyamızın hayata geçmesi için önümüzde sadece 18 ay kaldı. Cumhuriyetimizin 90. yılında 29 Ekim 2013'te çifte bayram yapacağız. Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünde büyük rüyamız Marmaray'ın da açılışını yapacağız'' dedi.

 

 

Yıldırım, yaptığı açıklamada, Marmaray Projesi'nin 150 yıldır gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi.
 
''Marmaray'a olan sevdamız, 1860 yılında Sultan Abdülmecit'in mühendis Preault'ya, proje hazırlatmasıyla başlamıştı'' diyen Yıldırım, Mühendis Preault'ın, Sarayburnu ile Üsküdar arasında, ayaklar üstünde tasarladığı batık tünelin, arabalar için değil yayalar için olacağını, ancak o günün teknolojisiyle bu tünelin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını anlattı.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bu projeyi tozlu raflardan indirdiklerini ve çağın gereklerine uygun olarak yeniden tasarladıklarını ifade eden Yıldırım, ''(Bu yol yaya yolu olmayacak, demiryolu olacak) dedik. Adını da Marmaray koyduk. Bu projeyi dünyanın en saygın projelerinden biri haline getirdik ve 9 Mayıs 2004 tarihinde projenin temelini attık'' diye konuştu.
 
Kazı sırasında ortaya çıkan Arkeolojik buluntular nedeniyle çalışma takvimini 2013 yılı sonuna uzatmak durumunda kaldıklarını belirten Yıldırım, her iki yönden çalışmalara devam ederek sonunda projenin tüp tünel kısmında son aşamaya geldiklerini söyledi. Yıldırım, şöyle konuştu:
 
''Arılıkçeşme-Kazlıçeşme bölümünün ilk ray kaynağını attık. 150 yıl gerçekleşmesini beklediğimiz rüyamızın hayata geçmesi için önümüzde sadece 18 ay kaldı. Cumhuriyetimizin 90. yılında 29 Ekim 2013'te çifte bayram yapacağız. Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümünde büyük rüyamız Marmaray'ın da açılışını yapacağız.
 
Ancak şunu unutmamak gerekir. Marmaray Projesi'ni sadece İstanbul'un iki yakasını birleştirmek için yapmadık. Marmaray'ı dünyayı birleştirmek, dünyanın iki yakasını birbirine bağlamak için yaptık. Çünkü Marmaray, Demir İpekyolu Projesinin sadece bir ayağı. Marmaray'ın diğer ayakları olan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi, İstanbul-Ankara Yüksek Hızlı Tren Projesi ve Ankara-Sivas Hızlı Tren Projelerini de yavaş yavaş tamamlıyoruz. Bu anlamda Marmaray, sadece Bakanlığımın değil, sadece hükümetimizin değil, milletimizin bir projesidir. Pekin'den Londra'ya uzanan güzergahta bulunan ülkelerin projesidir. Dünyanın üzerinde titrediği bir projedir. Adım adım sona yaklaşıyoruz.''
 
Projenin tarihçesi
 
İstanbul Boğazı'nın altından geçecek bir demiryolu tüneli ile ilgili düşünce, ilk olarak 1860 yılında ortaya atıldı. Tünel, deniz dibi üzerine inşa edilen sütunların üzerine yerleştirilen tünel olarak planlandı.
 
Bu tür fikirler ve düşünceler, izleyen 20-30 yıllık dönem içerisinde daha ileri düzeyde değerlendirildi ve 1902 yılında benzer bir tasarım geliştirildi. Bu tasarımda İstanbul Boğazı'nın altından geçen bir demiryolu tüneli öngörüldü, fakat bu tasarımda, deniz dibi üzerine yerleştirilen bir tünelden bahsedildi. O zamandan bu yana, çok farklı fikir ve düşünceler denendi ve yeni teknolojiler, tasarıma daha çok özgürlük kazandırdı.
 
İstanbul'da doğu ile batı arasında uzanan ve İstanbul Boğazı'nın altından geçen bir demiryolu toplu ulaşım bağlantısının inşa edilmesine yönelik istek, 1980'li yılların başlarında giderek arttı ve bunun sonucunda 1987'de ilk geniş kapsamlı fizibilite etüdü gerçekleştirilerek, raporlandı. Bu çalışma sonucunda, bugün projede belirlenen güzergah, bir dizi güzergah arasından en iyisi olarak seçildi.
 
1987 yılında ana hatlarıyla belirlenen proje, izleyen yıllar içerisinde tartışıldı ve yaklaşık 1995'te, daha detaylı etüt ve çalışmaların gerçekleştirilmesine ve 1987'deki yolcu talebi tahminleri dahil olmak üzere fizibilite etütlerin güncellenmesine karar verildi. Bu çalışmalar, 1998 yılında tamamlandı, elde edilen sonuçlar, daha önceden elde edilen sonuçların doğruluğunu göstererek, projenin İstanbul'da çalışan ve yaşayan insanlara birçok avantaj sunacağını ve şehirdeki trafik sıkışıklığıyla ilgili olarak hızla artan sorunları azaltacağını ortaya çıkardı.
 
1999 yılında Türkiye ve Japon Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC) arasında bir finansman anlaşması imzalandı. Bu kredi anlaşması, projenin İstanbul Boğaz Geçişi bölümü için öngörülen finansmanın temelini oluşturdu.
 
Bu kredi anlaşması, rekabete dayanan ihale yöntemiyle seçilecek olan bir uluslararası müşavirler grubunun teminini de kapsıyor. Seçilen müşavir olan Avrasyaconsult, Mart 2002'de proje için İhale Dokümanlarını hazırladı.
 
İhaleler, uluslararası ve ulusal yüklenicilere ve/veya ortak girişimlere açık olarak gerçekleştirildi.
 
2002 yılında boğaz tüp geçişi ve yaklaşım tünelleri ile 4 istasyon inşaatını kapsayan sözleşme BC1 Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi İnşaatı, Tüneller ve İstasyonlar işi ihale edildi, ihaleyi alan ortak girişim ile Mayıs 2004'te sözleşme imzalanarak Ağustos 2004'te işe başlanıldı. Bu sözleşme için 2006 yılında JICA ile ikinci bir kredi anlaşması imzalandı.
 
Ayrıca, projenin önemli bölümlerinin finansman anlaşmalarının düzenlenebilmesi amacıyla, Avrupa Yatırım Bankası (AYB) ile 2004 ve 2006 yıllarında Banliyö Demiryolu Sistemlerinin (CR1) finansmanı için 2006 yılında ise Demiryolu Araçları İmali (CR2) finansmanı için kredi anlaşmaları imzalandı. Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası (CEB) ile de 2008 yılında CR1 sözleşmesinin finansmanı için, 2010 yılında ise CR2 sözleşmesinin finansmanı için kredi anlaşmaları imzalandı.
 
Sözleşme CR1 Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi ve Elektro-Mekanik Sistemler işi 2006'da ihale edildi (Önyeterlilik ilahesi 2004) ihaleyi alan ortak girişim ile Mart 2007'de sözleşme imzalanarak Haziran 2007'de işe başlanıldı, Temmuz 2010'da fesh edildi. Fesih süreci ve yüklenicinin başvurusu üzerine başlayan ICC Tahkim süreci devam ediyor.
 
Sözkonusu işin Sözleşme CR3 adı altında yeniden ihale süreci, Temmuz 2010'da Uluslararası İhale ilanının yayınlanması ile başlamış olup Ocak 2011'de teknik teklifler açılacak. Sözleşme CR2 Demiryolu Araçları Temini işi 2008 yılında ihale edildi (Önyeterlilik ilahesi 2007) ihaleyi alan ortak girişim ile Kasım 2008'de sözleşme imzalanarak Aralık 2008'de işe başlanıldı. AA

Sayfa 16 / 103