İstanbul’da Kentsel Dönüşüm 50 Bin Konutla Başlayacak

E-posta Yazdır

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, "İstanbul'un kentsel dönüşümü kaçınılmaz. Hedefimiz kanun çıktıktan sonra İstanbul'da ilk aşamada farklı ilçelerde dalga dalga 50 bin konutluk dönüşüm projesi başlatmak." açıklaması yaptı. İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından düzenlenen 'Kentsel Dönüşüm-TOKİ' başlıklı toplantıya konuk olan Karaoğlu, burada kentsel dönüşümü anlattı.


 


Karaoğlu'nun verdiği bilgiye göre Türkiye'de geçen yıl yüzde 11,2 büyüyen inşaat sektörü 1,9 milyon kişiye istihdam sağladı. TOKİ, son 8 yılda inşa ettiği 535 bin konutla sektörün gelişmesinde önemli rol oynadı. Bu 2012'de de devam edecek. İnşaatın Türkiye ekonomisi içindeki payı yüzde 30'lara ulaştı. Türkiye'de 16 milyon konutun yüzde 60'ı nitelik açısından konut anlayışına uymuyor. Deprem riski olan ülkede bu tablonun değişmesi şart. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte dönüşümün sağlanmasında TOKİ de etkin rol alacak. Türkiye nüfusunun altıda birini barındıran ve ülkenin en büyük metropolü olan İstanbul'da kentsel dönüşüm yapılması kaçınılmaz olacak. İstanbul'da kentsel dönüşüm yapılmaması halinde muhtemel depremde yaşanacak çok büyük can, mal ve ekonomik kayıplarla İstanbul çökecek. Bu da Türkiye'nin çökmesi anlamına geliyor. Karaoğlu, kentsel dönüşüme bakış açılarını şöyle anlattı: "Türk milleti böyle bir riski taşıyamaz. İstanbul'un kentsel dönüşümü kaçınılmaz. İstanbul'un çağdaş ve sürdürülebilir metropole dönüştürülmesi için yüzyılın fırsatının yanı sıra ekonomik kalkınma için de bir fırsat. Potansiyel afet riski bulunan İstanbul'u ya biz dönüştüreceğiz ya deprem." (Zaman)

İstanbul Depreminin Haritasını Amerikan Uydusundan Çıkardılar

E-posta Yazdır

 

ABD Jeolojik Araştırmalar Dairesi, İstanbul’daki ilçelerin 6 farklı deprem senaryosuna göre sallantı haritasını çıkardı. ABD uydularından sağlanan zemin verilerinin de hesaba katıldığı araştırma, şimdiye kadar İstanbul için yapılmış benzer çalışmalardan 600 kat kapsamlı bir deprem haritası.

 

ABD Jeolojik Araştırmalar Dairesi (USGS), California’da yaşayan Türk bilimadamı Dr. Erol Kalkan’ın önderliğinde, İstanbul’un karşılaşabileceği 6 farklı senaryoya göre kentin deprem haritasını hazırladı. Ve 1999 Kocaeli Depremi’ne kıyasla kentin hangi   bölgesinin ne kadar sarsıntı yaşayacağını belirledi.
“Bekleneni Beklerken: İstanbul Metropolitan Bölgesindeki Yer Hareketleri” başlıklı çalışmaya, Kalkan dışında üç akademisyen katkı verdi. Uluslararası Deprem Mühendisliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan ve Kalkan’ın USGS’deki yardımcıları, sismolog Margarita Segou ile jeofizik mühendisi Volkan Sevilgen. Dört yıldır USGS’de çalışan ve son iki yıldır kurumun yıldız araştırmacısı seçilen Kalkan’ın yönettiği, 1.5 yıl süren araştırmanın önemi, İstanbul konusunda çözünürlüğü en yüksek deprem haritası olması.
 
 
 
250 metrede bir hesap
 
Kalkan ve ekibi, araştırma kapsamında öncelikle deprem senaryolarını oluşturdu. Buna göre Türkiye’de yıkıcı depremlerin son yüzyıldır büyük ölçüde Batı’ya doğru ilerlediğini kabul ederek, 1999’da kırılan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın İzmit segmentinden sonra sıranın Tekirdağ Fayı, Orta Marmara Fayı, Adalar Fayı ve Çınarcık Fayı’na geldiğini varsaydı. Ardından bu dört farklı fayın neden olabileceği İstanbul depremi için altı farklı senaryo kurguladı ve oluşacak sarsıntıları da 1999 Kocaeli Depremi ile kıyasladı.
 
Hasar tahmini yok
 
“Bu çalışmayı mümkün olduğunca halkın anlayabileceği bir şekilde yapmaya gayret ettik” diyen Kalkan, araştırmayı iki açıdan önemli görüyor. Birincisi, senaryolara göre olası sallantı şiddetini hesaplarken USGS’in kullandığı uydulardan yararlanarak jeolojik etkileri de en doğru biçimde dikkate almış olmaları. İkincisi de, her 250 metrede bir hesap yaparak, haritayı en detaylı hale getirmeleri. İstanbul için en son 2004’te buna benzer bir çalışma yapıldığını belirten Kalkan, kendilerinin hazırladığı haritanın ise mevcut olan haritalardan çözünürlük açısından tam 600 kat daha detaylı olduğunu söyledi.
 
İstanbul’un bu deprem senaryolarının gerçekleşmesi halinde ne kadar kayıp yaşayacağına bilerek girmediklerini ifade eden Kalkan, “Hasar tahmini, işin politik kısmı. Biz ayrıca bu çalışmayı kimseyi korkutmak maksadıyla yapmadık. Ancak tablo ortada. Halk bu tablodaki verilere bakarak 1999’da yaşadığına kıyasla nasıl bir sarsıntı geçireceğini görebilir. Ona göre de umarız herkes tedbirini alır” diye konuştu. Kalkan, depremin zamanlaması konusunda yapılan olasılık hesapları için ise “Deprem konusunda bu tür hesaplamaların belirsizliği çok yüksektir. Örneğin California’da Hayward Fayı’nda 150 yıllık bir gecikme var. Herkes ne zaman olacak diye bekliyor. Bizim yaptığımız çalışma, olası bütün senaryoları içeriyor. Ama olasılık vermek istemiyoruz” dedi.
 
6 farklı deprem senaryosu tablosu
 
AŞAĞIDAKİ haritalarda, Mamara’daki fayların kırılma şekillerine göre İstanbul’un yaşayacağı olası sarsıntının 1999 Kocaeli Depremi ile kıyaslaması yapılıyor. 0.1’den 10’a kadar dereceler renklerle ifade ediliyor. Mavi bölgeler, 1999’daki sarsıntının 0.1-1 katını ifade ettiğinden, buralar Kocaeli’nden daha az bir sarsıntı yaşayacak anlamına geliyor. Ancak sarıdan kırmızıya uzanan renk skalası 1999 Depremi’nin 1-10 katı bir sarsıntı ifade ediyor ki, ton koyulaştıkça sarsıntı Kocaeli Depremi’ni kat kat aşacak anlamına geliyor.
 
 
 
Haritayı Türkiye’ye verebiliriz
 
ÖNÜMÜZDEKİ Eylül ayında yayınlanması planlanan çalışmayı sadece Hürriyet’le paylaştıklarını belirten Erol Kalkan, haritanın İstanbul çevresinde uygulanan imar yönetmeliğine büyük katkı sağlayacağı görüşünde. Türkiye’nin en büyük sorununun deprem bölgesinde olmasına rağmen kuralsız kentleşme olduğunu belirten Kalkan, “İstanbul’un imar kuralları için kullanılan devletin elindeki deprem haritası en son 1993’te güncellendi. Elde ettigimiz sonuçlar, İstanbul ve çevresindeki mevcut yapıların değerlendirilmesi ve yeni yapılacak binaların ve diğer mühendislik yapılarının tasarımı için kullanılabilir. İstanbul’daki yapılar için deprem yükünün hesaplanmasında en önemli done. Şimdi biz bu haritayı istenirse Türk Hükümeti’ne verebiliriz. Bunun için bir ücret de gerekmiyor” dedi.
 
Kalkan, USGS’in yıldızı
 
DR. Erol Kalkan (36), ODTÜ’te İnşaat Mühendisliği okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi ve yine ODTÜ’de inşaat mühendisliği yükseklisansı yaptı. Ardından California Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 4 yıldır ABD Jeolojik Araştırmalar Dairesi’nin (USGS) California Ofisi’nde çalışan Kalkan, ABD Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi İzleme Merkezi’nin direktörlüğünü yürütüyor. 2010 ve 2011’de üst üste USGS’nin yıldız araştırmacısı ödülü alan Kalkan, California’nın en güncel deprem tehlike haritasını hazırlayan ekibin de lideri.
(Tolga Tanis, Hurriyet)

Babacan ile Davutoğlu, Dünyanın En Etkili 100 İsmi Listesinde

E-posta Yazdır

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ikilisi Time Dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 ismi arasında gösterildi. Davutoğlu ve Babacan listede birlikte yer aldı. Dünyanın en etkili 100 isminden oluşan Time 100 listesi, bu yıl dokuzuncu kez ilan edildi. Liste, dünyanın en etkili isimlerinin dinamizm, yenilik ve başarıları dikkate alınarak hazırlanıyor.


 


En etkili 100 listesinin takdim yazısında Avrupa mali krizle boğuşurken ve Arap dünyası siyasi çatışmalarla çalkalanırken, Türkiye'nin hem iç hem de dış politikasıyla bölgede ekonomik büyüme ve demokratikleşme modeli olduğu kaydedildi. Türkiye'nin dış politikasının mimarının 53 yaşındaki akademisyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olduğu ifade edilen yazıda, Türkiye'nin otokratik rejimlerine karşı ayaklanan Arap halklarının yanında olduğu, Davutoğlu'nun 'yorulmak bilmez çalışma ahlakıyla' tanındığı belirtildi.

45 yaşındaki Başbakan Yardımcısı Ali Babacan liderliğinde Türkiye'nin ekonomik dönüşüm yaşadığı anlatılan takdim yazısında, ülkenin, 2009 yılındaki küresel mali krizden önce kamu harcamaları ve bankacılık sisteminde reforma gittiği kaydedildi. Türkiye'nin ekonomik büyümesinin o tarihten bu yana güçlü bir özel sektör tarafından ateşlendiği belirtilen yazıda şu ifadeler yer aldı: "Avrupa ekonomik krizle uğraşır, ABD küresel çaptaki lekeli imajını düzeltmeye çalışırken Türkiye, Arap ve İslam dünyalarında aktif ve etkili kalmayı sürdürerek boşluğu doldurmaya hazırdı. Birçoğunun Neo-Osmanlıcılık olarak adlandırdığı bu dönemin gelişmesine, Davutoğlu ve Babacan sebep oldu. "Time Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Richard Stengel, Time 100'ün, dünyanın en güçlü ya da en zeki isimlerinin değil, en etkili isimlerinin yer aldığı liste olduğunu ifade etti. Bu isimlerin bilim adamları, düşünürler, filozoflar, liderler, toplumlarının sembolü olmuş kişiler, sanatçılar ve vizyoner kimseler olduğunu belirten Stengel, Time 100 listesinin fikirleri, vizyonları ve faaliyetleriyle dünyayı değiştirmeye odaklanmış ve büyük kitlelere tesir eden kişilerden oluştuğunu kaydetti.

1967 yılında Ankara'da doğan Ali Babacan 1985'te TED Ankara Koleji'ni birincilikle bitirdi. 1989'da ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden tam (4.00) not ortalamasıyla üniversite birincisi olarak mezun oldu. 1959 yılında Konya Taşkent'te doğan Ahmet Davutoğlu, 1 Mayıs 2009 günü açıklanan kabinede Dışişleri Bakanı oldu. (Zaman)

 

ABD İstanbul Başkonsolosu Scott Kilner’dan Türkiye\'ye övgü

E-posta Yazdır

ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Scott Kilner, Türkiye'ye ilk defa 1983 yılında geldiğini belirterek, ''O zaman iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar dolardı. Şimdi 20 milyar dolar. Bunun sebebi, Türkiye'de artan özgüvendir'' dedi.


 


Kilner, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)-ABD Ticaret Odası işbirliği ile hazırlanan ''Yeni Dönemde Türk-Amerikan İlişkileri: Daha Güçlü bir Ortaklık için Analiz ve Öneriler'' başlıklı raporun tanıtıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin geçmiş yıllara göre daha iyi durumda olduğunu vurguladı.

İki ülke arasındaki ticari ilişkileri ve hacmi ele alan rapora işaret eden Kilner, raporu ayrıntılı olarak inceleme fırsatı bulamasa da kısaca göz attığını ve çok beğendiğini söyledi.

ABD ve Türkiye'nin önemli bir geçmişe sahip olduğunu dile getiren Kilner, ''Ticaretin sadece devlet tekelinde olmaması çok memnuniyet verici bir durum. İki ülkenin özel sektörlerinin bu konuda, yani ticaretin artırılmasına yönelik gerçekleştirdikleri çalışmalar heyecan verici. Özel sektörün iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmini yükseltmeye yönelik girişimleri beni mutlu ediyor. Aslında hükümetleri bu konuda özel sektörler yönlendirmeli. Ticaretimiz geçtiğimiz yıllara nazaran artıyor, ancak yeterli değil. İki ülke arasındaki ticaretin gelişmesi ve artması için herşeyi yapmaya hazırım'' şeklinde konuştu.

ABD İstanbul Başkonsolosu Kilner, Türkiye'ye ilk defa 1983 yılında geldiğini anlatarak, ''O zaman iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar dolardı. Şimdi 20 milyar dolar. Bunun sebebi, Türkiye'de artan özgüvendir'' dedi

Muhtar Kent Türkiye Ekonomisini Övdü

E-posta Yazdır

Coca Cola Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Muhtar Kent, Türkiye'nin gelecek 3-5 yıllık süreçte de hızlı büyümesini sürdüreceğini ancak bundan sonraki büyümenin farklı bir plan ve vizyon gerektireceğini belirterek, ''Onu da yapacağımıza yüzde 100 inanıyorum'' dedi.


 


Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) tarafından Hilton Oteli'nde düzenlenen 64. Ege Toplantılarına konuk olan Kent, 770 bin çalışanı ve 206 ülkede faaliyet gösteren bir şirketin başkanı olarak çok farklı ülkelere ziyaretlerde bulunduğunu, farklı insanlarla tanıştığını ancak kalbinin her zaman Ege'de olduğunu söyledi.

Dünya nüfusunun yüzde 50'sinden fazlasının 27 yaşın altında olduğunu, bugüne kadar ilk kez böyle bir tablonun ortaya çıktığını belirten Kent, bundan böyle küresel karar alma ortamlarında gençlerin sesinin yükseleceğine inandığını belirtti.

Son 10 yılda en hızlı gelişen 10 ekonominin 7'sinin Afrika'da olduğunu, gelecek 10 yılda 1 milyar insanın orta sınıfa geçeceğini, 800 milyon insanın köylerden şehirlere göçeceğini ifade eden Kent, şirket olarak bu verileri dikkate alarak planlar yaptıklarını ifade etti.

Coca Cola'nın çevre ve topluma yaptığı yatırımlar hakkında bilgi veren Kent, yıllık 600 milyar litre ile dünyanın en fazla su kullanan şirketi olarak 2020 yılına kadar bu suyun tamamını doğaya iade etmeyi taahhüt ettiklerini ifade ederek ambalaj konusunda da şeker kamışı gibi bitkisel ürünlerden üretilen ve pet benzeri özellikleri olan şişe ürettiklerini ifade etti. Bu şişelerden geçen yıl 10 milyar adet ürettiklerini, gelecek dönemde tüm dünyadaki üretimi bu bitki kökenli şişelerle pazara sunacaklarını dile getiren Kent, günde 2 milyara yakın şişe satış yapan bir şirket için bu geçiş aşamasının 1-2 yıldan daha uzun süreler alabileceğini kaydetti.

Coca Cola'nın 100 milyar dolar olan cirosunun 10 yıl içinde 200 milyar dolara çıkmasını hedeflediğini belirten Kent, bundan sonraki büyüme hedeflerindeki ana unsurların, bugüne kadar olandan farklı olacağını ifade etti.

Kent, İzmir'in yaşam kalitesiyle farklılık yarattığını, bu farklılığa yönelik yeni fırsatların yaratılmasıyla tersine beyin göçünün de merkezi olabileceğini belirterek, EXPO gibi projelerin de gerçekleşmesi halinde kentin gelecek vizyonuna önemli katkılarda bulunacağını söyledi.

Dünyada Türk lobiciliğinin gelişimi için daha fazla sayıda üst düzey yöneticinin olması gerektiğini belirten Kent, şöyle konuştu:

''Bugün belki de ben bu yolu açtım. Benim için büyük mutluluk. Bir büyük global şirketin CEO'su oldum. 15 yıl sonra onlarca büyük şirketin en üst düzey yöneticisi Türk olacak. Çünkü Türklerde muazzam bir girişimcilik ruhu, kriz yönetimi, hızlı karar alma tecrübesi, risk alabilme geleneği ve inançlı yönetim geleneği var. İnanıyorum ki bu özellikler bizim yöneticilerimizi çok daha başarılı noktalara ulaştıracak. Lobiciliğin başında da bu geliyor. Güç büyük şirketlerde üst yönetimlerde rol alabilmek ama arkasından da örgütlenmek gerekiyor. Rona Yırcalı ve Rifat Hisarcıklıoğlu ile birlikte Dünya Türk İşadamları Kurultayını kurduk. Bu önemli bir başlangıçtır. Buradan önemli sonuçlar çıkacağına inanıyorum''

-Türkiye'nin büyüme hızı-

Kent, Türkiye'nin büyüme hızıyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine de büyüme hızından çok dünyanın neresinde yer alındığının önemli olduğunu söyledi.

Kent, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye büyüme hızında geçen yıl 7'inci sırada, büyük ülkeler içinde de 2'inci sırada yer alıyordu. Türkiye önümüzdeki üç beş yıl da muhakkak büyümede ilk 5-7 ülke arasında yer alacaktır. Ancak kişi başına milli geliri 5 bin dolardan 10 bin dolara getiren plan, proje vizyon bizi 10 bin dolardan 20 bin dolara götürmeyecek, çok daha farklı şeyler gerekiyor. Ama onu da yapacağız, buna yüzde 100 inanıyorum. Bizde o altyapı, inanç ve güç var. Bunları bizim sağlayacağımıza, 10 binden 20 bin dolara önümüzdeki 5-6 yıl içinde geçeceğimize inanıyorum.''

Toplantı sonrası İzmir Valisi Cahit Kıraç, EXPO 2020 Yürütme Komitesi Başkanı Mahmut Özgener ve İzmirli işadamı Kemal Çolakoğlu ile görüşen Muhtar Kent'e, İzmir'in EXPO 2020 adaylığıyla ilgili lobi desteği vermesi ve EXPO için seçimin yapılacağı Uluslararası Sergiler Bürosu Genel Kurulu'nda İzmir'in sunumunu gerçekleştirilmesi teklif edildiği belirtildi.

Muhtar Kent'in İzmir'in adaylığına destek vereceğini, sunum konusunu değerlendireceğini ifade ettiği kaydedildi.

Osmanlı Hanedan Üyesi Neslişah Sultan Toprağa Verildi

E-posta Yazdır

Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesi Neslişah Sultan, Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat eden Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesi ''Neslişah Sultan''' için Yıldız Hamidiye Camisi'nde tören düzenlendi. Osmanlı Haneden defterine kaydı yapılan son kişi olarak bilinen ve son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin ve son halife Abdülmecit'in torunu olan Neslişah Osmanoğlu'nun cenazesi, öğle namazına doğru camiye getirildi.


 


''Neslişah Sultan''ın tabutu üzerine, Osmanlı geleneği olarak, Kabe örtüsü konuldu ve burada öğle ezanından önce Yasin-i Şerif okundu. İkinci Abdülhamit tarafından 1885-1886 yıllarında yaptırılan Yıldız Hamidiye Camisi'ndeki törende, öğle namazının ardından ''Neslişah Sultan'' için cenaze namazı kılındı.

''Neslişah Sultan''ın naaşı, törene katılan kadınların da en arka sırada saf tuttuğu cenaze namazının ardından eller üzerinde cenaze aracına kadar takbir getirilerek taşındı. Bu arada, cenaze törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da kısa bir süre ''Neslişah Sultan''ın tabutunu taşıdığı görüldü.m Neslişah Sultan'ın cenazesi daha sonra, toprağa verilmek üzere Aşiyan Mezarlığına doğru yola çıkarıldı.

Cenaze namazına katılan ve aile üyelerine taziyede bulunan Arınç, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, iç politikayla ilgili konuşmayacağını belirterek, ''Hanedan'ın son temsilcisi vefat etti. Sayın Başbakanımız adına, arkadaşlarımla birlikte taziyede bulunmak üzere geldim. Cenaze namazına katılacağız, Neslişah Sultan Hanımefendinin cenazesinde bulunmayı bir görev biliyoruz. Sayın Başbakanımızın selamlarını ve baş sağlığı dileklerini yakınlarına ileteceğim, bütün milletimizin başı sağ olsun'' dedi.

Törene katılan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu da, Sultan 2. Abdülhamit'in 4. kuşak torunu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Sürgünden sonra Türkiye'de doğan ilk şehzade benim. 1979 İstanbul Fatih doğumluyum. Halamızın son yolculuğu için buradayız. Babamız 1974'te af kanunu çıkınca gelmişti. Çok üzgünüz bir büyüğümüzü daha kaybettik. Sarayda doğan son haneden üyesiydi. Herkesin başı sağ olsun.''

SON SULTAN SON YOLCULUĞUNDA

Tarihçi İlber Ortaylı da ''Neslişah Sultan''ın ölümüyle resmi hanedanlık üyeliğinin sona er
diğini ifade ederek, ''O statü bitti artık. Mısır'ın son nahidesiydi. Uzun bir ömür sürdü, buna rağmen kendisini çok özleyeceğiz. Son dakikaya kadar aydınlattı bizi'' dedi.

Camideki cenaze törenine ''Neslişah Sultan''ın Mısır'da yaşayan oğlu Abbas Hilmi, Kızı İkbak Saviç, torunu Davut Hilmi, yeğeni Fazile Bernar, kuzeni Osman Selahattin Osmanoğlu ile Kayıhan Osmanoğlu, Harun Osmanoğlu, Osman Mayatepek, Kenize Murad, Ömer Reda, Salih Reda, Ömer Eroğan ve Arzu Enver Eroğan da katıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu ile Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı İşadamı Ali Koç ile Nevzat Yalçındaş ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze törenine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da çelenk gönderdikleri görüldü.

'Neslişah Sultan Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi

Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesi ''Neslişah Sultan'' Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Osmanlı Haneden defterine kaydı yapılan son kişi olarak bilinen ve son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin ve son halife Abdülmecit'in torunu olan Neslişah Osmanoğlu'nun naaşı, Aşiyan Mezarlığı'nın girişinde cenaze aracından indirilerek aile yakınlarının omuzlarında defnedileceği yere getirildi.

Mezarlıkta yapılan törene, ''Neslişah Sultan''ın Mısır'da yaşayan oğlu Abbas Hilmi, Kızı İkbal Saviç, torunu Davut Hilmi, yeğeni Fazile Bernar, kuzeni Osman Selahattin Osmanoğlu ile Kayıhan Osmanoğlu, Harun Osmanoğlu, Osman Mayatepek, Kenize Murad, Ömer Reda, Salih Reda, Ömer Eroğan ve Arzu Enver Eroğan, Tarihçi İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı da katıldı.

Neslişah Sultan'ın naaşı, burada okunan dualar eşliğinde toprağa verildi. ''Neslişah Sultan''ın torunu Davut Hilmi'nin defin sırasında mezara toprak attığı görülürken, yurt dışından gelen yakınları da çiçek bıraktı.

Dışişleri Bakanı Clinton Türkiye Yolcusu

E-posta Yazdır

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın da hafta sonu İstanbul’da yapılacak Suriye’nin Dostları zirvesine katılacağı açıklandı. Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre Clinton 31 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da olacak. Açıklamada, İstanbul’da yapılacak toplantı “Suriye muhalefetiyle dost ve müttefik ülkelerin Suriye halkının katledilmesini durdurmayı ve demokrasiye geçişi sağlamayı hedefleyen adımların devamı” olarak nitelendirildi.


 


Dışişleri Bakanı Clinton’ın İstanbul’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve başka yabancı liderlerle ikili görüşmeler yapacağı da belirtiliyor.

Clinton, Türkiye’ye yapacağı ziyaretten önce Suudi Arabistan’da temaslarda bulunacak. Kral Abdullah’la görüşecek olan Clinton’ın gündeminde yine Suriye ve diğer bölgesel konular olacak. (Voa News)

Koreli Yatırımcılara Türkiye Daveti

E-posta Yazdır

Ciroları 400 milyar doları bulan Güney Koreli devlerin CEO'ları ile bir araya gelen Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de ciddi yatırım fırsatları var. Geç kalmayın yatırıma gelin. Bürokratik engellerin kaldırılması dahil, her türlü kolaylığı sağlarız" dedi


 

Başbakan Tayyip Erdoğan, Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak için geldiği Seul'de Kore'nin dev şirketlerinin CEO'larıyla bir araya geldi. Yıllık toplam ciro değeri 400 milyar doları bulan şirketlerin CEO'larına seslenen Erdoğan "Türkiye'ye yatırıma gelin" dedi. Bugün serbest ticaret anlaşması da imzalayacak olan Başbakan Erdoğan ile CEO'lar arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

CİDDİ İMKÂNLAR VAR
Başbakan Erdoğan CEO'lara Türkiye'nin kat ettiği ekonomik gelişmeyi anlattı, "Türkiye'de ciddi yatırım imkânları var. Türkiye önemli yatırım fırsatları sunuyor. Türkiye'ye yatırıma gelin. Yatırım ortamı konusunda, bürokratik engellerin kaldırılması dahil, gereken her türlü kolaylığı sağlarız" dedi. Başbakan Erdoğan ile Hyundai CEO'su arasında ilginç bir diyalog geçti. Hyundai CEO'su Erdoğan'a "Türkiye'de i20 modelinin üretim kapasitesini 100 binden 200 bine çıkaracağız" dedi.

 

Erdoğan Hyundai'ye "Motor yatırımını neden Türkiye'de yapmıyorsunuz, üretim için en ideal ülke Türkiye" dedi. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da CEO'ya "Fırsat kaçırıyorsun, motor yatırımlarıyla ilgili teşvik sisteminde çok önemli bir dönemeçteyiz. Sakın geç kalma erken gel" diye söyledi. Hyundai'nin motor konusunda teşvik yasasını beklediği öğrenildi. Başbakan Erdoğan, gemi motoru üreten STX firması yöneticisine "Daha evvel Türkiye'de yatırım yapacaktınız, ne oldu?" diye sordu. Şirketin CEO'su "O zaman kriz vardı, sektör krize girmişti, ama şimdi planlıyoruz" yanıtı verdi. STX'in enerji sektöründe yatırım yapmak istediği öğrenildi. CEO'larla toplantı sonrasında CJ Group ile Demsa Group arasında Türkiye'de Shopping TV kurulması konusunda anlaşma imzalandı.

TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANACAK
Eonomi Bakanı Zafer Çağlayan da yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Yeni teşvik sistemi ile bilhassa ülkemizde üretilmeyen, ithal edilen ürünler destekleneceği bir ortam oluşacak. Açıklanacak olan sistemle Türkiye işgücü maliyetlerinde son derece iddialı hale gelecektir. Türkiye'de yatırım yapan ciddi manada bu işten kazanacaktır."

CEO'DAN TÜRKÇE ŞARKI JESTİ
CJ şirketinin CEO'su Hae-sun Lee Erdoğan'a sürpriz yaparak "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur" şarkısını söyledi. Başbakan Erdoğan da düzgün bir Türkçeyle şarkıyı söyleyen CEO'yu alkışladı.

TÜRKİYE OPERASYON ÜSSÜ OLACAK
Güney Kore'nin dev inşaat şirketi SK'nın CEO'su Erdoğan'a "Biz Türk firmalarıyla ortaklık kurmak istiyoruz, hangi bölgelerde işbirliği yapabiliriz" diye sordu. Erdoğan da "Ortadoğu, Afrika, Kafkasya coğrafyasında işbirliği yapabilirsiniz" dedi. Bunun üzerine SK CEO'su Türkiye'yi söz konusu bölgelerde yapılacak yatırım operasyonları için üs olarak seçti

Bedelliye 17 bin 587 Başvuru

E-posta Yazdır

Bedelli askerlik için 17 bin 587 kişi başvuruda bulundu. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bedelli askerliğe müracaat eden yükümlü sayısının 14 Mart 2012 tarihi itibarıyla 17 bin 587 olduğunu açıkladı.


 


CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün soru önergesine Milli Savunma İsmet Yılmaz’ın verdiği yanıt, bedelli askerliğe müracaat eden yükümlü sayısının 17 bin 587 olduğunu ortaya koydu. Milli Savunma Bakanı, soru önergesine şu yanıtı verdi:

“1111 sayılı Askerlik Kanununa eklenen ve 15 Aralık 2011 tarihinde 28143 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren geçici 46. madde uyarınca bedelli askerliğe müracaat eden yükümlü sayısı 14 Mart 2012 tarihi itibarıyla 17 bin 587’dir.”

KÖPRÜLÜ: HÜKÜMETİN HEDEFİ TUTMADI

Milli Savunma Bakanı’nın yanıtını ANKA’ya değerlendiren Köprülü, bedelli askerlikte istenilen ve beklenen sayıya ulaşılamadığının ortaya çıktını belirterek, şöyle dedi:

“Sayın Bakan’ın açıklamaları göstermiştir ki, bizzat hükümet tarafından da yapılan açıklamalarda en az 150 bin kişinin yararlanması beklenen bedelli askerlik için ancak 17 bin 587 kişi başvuruda bulunabilmiştir. Halbuki amaç bakaya sayısındaki artışı azaltmaktı. Ancak başta söylenen amaca hizmet edilmediği görülmektedir.”

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu Türkiye Kararındaki Skandal

E-posta Yazdır

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu'nun "2012 Yılı Dünyada Dini Özgürlükler Raporu"nda Türkiye'nin "özel kaygı uyandıran ülkeler" listesine alınması kararının, komisyon üyelerinin çoğunluğunun görüşünü yansıtmadığı ortaya çıktı.


 


ABD Kongresi tarafından 1998'de çıkan dini özgürlükler yasası kapsamında kurulan ve dünyada dini özgürlük koşullarını izlemek ve bu çerçevede ABD Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Amerikan Kongresi'ne tavsiyelerde bulunmakla görevli USCIRF, dün "2012 Yılı Dünyada Dini Özgürlükler Raporu"nu yayınlamış ve Türkiye, ilk kez "özel kaygı uyandıran ülkeler" listesine alınmıştı.

Komisyonun bu kararının arkasında ise neredeyse bir "skandal"ın yattığı ortaya çıktı.

Buna göre, 9 üyeli komisyonda önce 4 üye, Türkiye'nin bu kategoriye alınmasına karşı çıkmasına rağmen, diğer 5 üyenin desteğiyle karar 4'e karşı 5 oyla geçti. Fakat, rapor daha yayımlanmadan komisyon üyelerinden Don Argue, Türkiye'nin bu kategoriye alınmasına yönelik kararını değiştirdiğini açıkladı ve bunu komisyona bildirdi. Ancak Argue'nun bu karar değişikliğiyle komisyonda çoğunluk Türkiye'nin "özel kaygı uyandıran ülkeler" listesine alınmaması yönünde değişmesine rağmen, rapor ilk haliyle yayıma girdi.

Bu nedenle, 5 komisyon üyesi Don Argue, Felice Gaer, Azizah al-Hibri, William Shaw ve Ted Van Der Meid, raporun Türkiye ile ilgili bu kararına karşı çıkan yazılı basın açıklaması yaptı.

Raporu genel anlamda desteklemelerine rağmen, Türkiye ile ilgili kararı eleştiren 5 komisyon üyesi açıklamada, Argue'nin Türkiye'nin "özel kaygı uyandıran ülkeler" listesi yerine "izleme listesi"ne alınması yönündeki görüş değişikliğinin rapora yansıtılmadığını belirtti.

Üyeler, Argue'nin karar değişikliğinin ardından raporun yeniden düzenlenmesi için aslında gereken zamanın bulunduğuna dikkati çekerek, raporun, bu haliyle komisyonun çoğunluğunun Türkiye ile ilgili kararını doğru bir şekilde yansıtmadığını ve bundan üzüntü duyduklarını ifade etti.

Rapor, ne kadar objektif?
Amacı, "dünya genelindeki" dini özgürlüklere dair ciddi ihlalleri ortaya koymak olan raporda, başlı başına ele alınan 25 ülkeden Venezuela hariç, Katolik Hristiyan çoğunluklu olmayan, Müslüman, Budist, Ortodoks Hristiyan ve dini inancı bulunmayan kişilerin çoğunluklu yaşadığı ülkelerden oluştuğu görülüyor.

Bunun yanında, 331 sayfalık raporda Batı Avrupa ülkelerinin tamamına sadece 10 satırdan oluşan sadece bir paragrafın ayrılması dikkat çekiyor. Bu on satırda da Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya ve İsveç ülkelerindeki peçe ve başörtüsüne yönelik yasaklardan çok genel anlamda bahsediliyor.

Rapordaki "izleme" veya "özel kaygı duyulan ülkeler" listesinin, raporun ilk yayımlandığı dönemlerden bu yana pek değişikliğe uğramadığı da görülüyor.

Komisyonun üyeleri Kongre ve Beyaz Saray tarafından atanıyor ve bütçesi de Kongre tarafından tahsis ediliyor. Komisyon, bu yapısı nedeniyle zaman zaman "siyasi atmosferden etkilendiği" eleştirisini alıyor ve objektifliği konusunda eleştiri ve soru işaretleri yaratıyor.

Türkiye, rapora ilk olarak 2008'de "gözden geçirilen ülkeler" olarak girdi. 2009'da ise "izleme listesine" alındı ve bu yıl ilk kez "özel kaygı duyulan ülkeler"den biri olarak gösterildi.

Sayfa 9 / 52