Ford Otosan, 100 Bininci Connect Aracını Göneriyor

E-posta Yazdır

Ford Otosan 2,5 yıl içinde ABD'ye gönderdiği Transit Connect sayısını 100 bine çıkardı. Kocaeli fabrikasında bantlardan inen 100 bininci Connect, bir New York Taksisi oldu. Bugüne kadar 899 bin adet üretilen ve dünyanın 5 kıtasına ihraç edilen Connect'in otomotivin anavatanı ABD'ye ihracatında yeni bir kilometre taşına imza atıldı.


 

2011'de Amerika'ya 400'ü New York şehri için olmak üzere 800 adet üretilip ihraç edilen Connect Taksiler; Boston, Chicago, Las Vegas, Los Angeles, Orlando ve San Francisco yollarında da taksi olarak görev yapıyor.
 

Amerikalı Saç Bakım Şirketi Türkiye Pazarını İstiyor

E-posta Yazdır

ABD'de önemli yatırımları bulunan saç bakım ürünleri şirketi Farouk Systems'ın sahibi Farouk Shami, Türkiye'de yatırıma hazır olduğunu söyledi. Filistin kökenli ABD'li işadamı, Türkiye ile ticari anlamda işbirliği yapmak istediğini belirterek, fön makinesi gibi elektrikli aletler üreten firmalardan gelecek ortaklık tekliflerine açık olduğunu vurguladı.


 


Firmanın Houston'daki merkezinde Türk gazetecileri ağırlayan Filistin kökenli ABD'li işadamı Farouk Shami, Türk insanını ve Türkiye'yi çok sevdiğini ifade etti. Shami, Türkiye'nin son zamanlardaki dış politikasını takdir ederek, dikkatle izlediğinin de altını çizdi. Müslüman bir ülkenin, problemlerle boğuşan Ortadoğu'da lider ülke hüviyetine bürünerek, bu doğrultuda girişimlerde bulunmasından bir Müslüman olarak onurlandığını kaydeden Farouk Shami, "ABD'nin Ortadoğu'daki ticari hamlelerini ve ilişkilerini Türkiye üzerinden götürmesini istiyorum." dedi.

Türkiye'nin son yıllarda ekonomik anlamda da büyüyerek birçok Müslüman ülkeye örnek teşkil etmesinin önemli olduğunu vurgulayan Shami, "Ben ticaret hacmimi Filistin'de de arttırmak istedim. Orada zaten geçim sıkıntısı içinde olan halkıma iş sahaları açılması için çok mücadele ettim ancak her zaman İsrail'in engellemesiyle karşılaştım. Bu sebeple ticari anlamda şimdi Türkiye ile işbirliği yapmak istiyorum. Fön makinesi gibi bakım aletleri, elektrikli aletler üreten bir firma arıyorum. Eğer şartlar uygun olursa bu firmalarla bağlantıya geçmeye ve Türkiye'yle iş yapmaya hazırım." diyerek, Türkiye'ye mesaj gönderdi.

ABD'ye cebinde bin dolar ve bir fikirle geldiğini, uzun süre kuaförlük yaptığını anlatan Shami, başarı hikayesini, "Çok çalıştım, aç kaldım, uyumadım ama Allah'a şükürler olsun ki bugünlere geldim. Şimdi ABD başta olmak üzere 120 ülkede, sektöründe en çok ürün satan bir markanın sahibi oldum." şeklinde özetledi. (CİHAN)

San Franciscolu Türk Otopark Devi, Çalışanının Kurbanı Oldu

E-posta Yazdır

Cemil Özyurt - Turk Avenue Özel - San Francisco'da sahibi olduğu otoparklar ile şehrin en büyük otopark işletmecilerinden biri olan İşadamı Cihat Eşrefoğlu, yanında çalıştırdığı bir Türk işçisinin şikayeti nedeniyle elindeki 30  otoparkın işletim haklarını bırakmak zorunda kaldı. 2009 yılında işten ayrılan bir Türk işçinin şikayeti ile başlayan dava sonucunda San Francisco Downtown’da toplam 50 binlik oto park kapasitesinin 15 binini işleten Eşrefoğlu, sahibi olduğu 30 otoparkı kaybetti. San Francisco Belediyesi, şikayet üzerine şirkette yaptığı incelemede faizi ile birlikte Eşrefoğlu'na 9 milyon dolar vergi cezası kesti.


 


Cezada indirim isteyen Eşrefoğlu, cezanın 6.79 milyon dolara indirilmesini sağladı. 5.2 milyon doları kişisel vergi borcu olarak işlenen cezaya karşı Belediye'ye karşı dava açan Eşrefoğlu, eğer bu borcu ödemeye zorlanırsa iflas edeceğini savundu. Ancak kararda ısrar eden belediye, Eşrefoğlu'nun iflas etmesine sebep oldu. 30 otopark ve garaj rakipler tarafından kapışıldı.

1989 yılında ABD'ye göç eden ve aslen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi mezunu, fizik ve kimya öğretmeni olan Eşrefoğlu, State University of San Francisco’da MBA yapmak için kayıt yaptırdı. Ancak bölümü tamamlayamadan iş hayatına atıldı. Eşrefoğlu, burslu olarak pek çok öğrenci okutuyor, U.S. Parking’te 140’ı aşkın kişiye istihdam sağlıyordu. 2008 yılında TurkofAmerica Dergisi'ne konuşan Eşrefoğlu, işten eleman çıkarmaya gönlü elvermediği için gereğinden fazla işçi çalıştırdığını söylüyordu. Eşrefoğlu, şehre okumaya gelen öğrencilerin, zorda kalanların ilk başvurduğu Türk işadamlarından biriydi.

80 ARAÇLA BAŞLADI
Eşrefoğlu otopark işine ailesinden aldığı yardımla, şehrin merkezinde girdiği bir otopark ihalesi ile başladı. 1993 yılında ilk işletmeye aldığı 80 araçlık otopark zamanla ihtiyacı karşılamaz oldu. Kapasiteyi 250’ye çıkardı. İhaleler birbirini izledi ve Eşrefoğlu otopark sayısını San Francisco Bay Area’da 30’un üzerine çıkardı.

U.S. Parking tarafından işletilen otoparklar arasında CalTrans Transbay Terminal, San Francisco´s Financial District, Moscone Center, AT&T Park, San Francisco Giftcenter ve Jewelrymart, the Federal Building, Golden Gate University, San Francisco Department of Public Works, Alliant International University, San Francisco Shopping Center, Westfield Shopping Center ve Momo´s Restaurant Valet Service yer alıyordu.

Türk toplumunun sorunlarıyla da yakından ilgilenmesi ile tanınan Eşrefoğlu, şehirde Türkleri biraraya getirecek ilk restoranlardan birini açtı. Restoranla eşi Özgül Eşrefoğlu ve ortağı Cumhur Uğurluboylar ilgileniyor.

Çalışanlarına karşı yumuşak yüzlülüğü ile tanınan Eşrefoğlu, işe aldığı elemanlarını işten çıkarmaması ile tanınıyordu. “Adam sayımız olması gerekenden fazla. Bu kalifiye elemanlarımızı da diğer şehirlerdeki girişimlerimizde değerlendirmek istiyoruz,” diyor. Şirket çalışanlarının büyük kısmı kuruluştan beri U.S. Parking’te çalışıyor. İşadamı, şirketi bir aile şirketi olarak tanımlıyordu.

EŞREFOĞLU'NUN KAYBETTİĞİ OTOPARK VE GARAJLAR OTOPARKLAR
Shaw & Mission / 535 Mission St. San Francisco, CA 94105
2nd & Brannan / 270 Brannan St. San Francisco, CA 94107
2nd & Minna / 81 Minna St. San Francisco, CA 94105
5th & Folsom  / 900 Folsom St. San Francisco, CA 94107
7th & Mission / 1064 Mission St. San Francisco, CA 94103
6th & Bryant / 801 Bryant St. San Francisco CA 94103
8th & Brannan (A) / 900 Brannan St. San Francisco, CA 94103
8th & Brannan (B) / 905 Brannan St. San Francisco, CA 94103
9th & Mission / 66 9th St. San Francisco, CA 94103
10th & Mission / 1400 Mission St. San Francisco, CA 94103
Turk & Taylor / 67 Taylor St. San Francisco, CA 94102
Lot C / 546 Howard St. San Francisco, CA 94105
Duboce & Valencia / 1370 Stevenson St. San Francisco, CA 94103
Main & Howard / 200 Howard St. San Francisco, CA 94105
Main & Folsom  / 250 Main St. San Francisco, CA 94105

GARAJLAR
Transbay Terminal / 150 1st St. San Francisco, CA 94105
Geary St. Garage / 855 Geary St. San Francisco, CA 94109
Townsend St. Garage / 138 Townsend St. San Francisco, CA 94107
Turk St. Garage / 550 Turk St. San Francisco, CA 94102
Sutter St. Garage / 1375 Sutter St. San Francisco, CA 94109
Sansome St. Garage / 955 Sansome St. San Francisco, CA 94111
Natoma St. Garage / 10 Natoma St. San Francisco, CA 94105
Mission St. Garage / 1127 Mission St. San Francisco, CA 94105
 

Ajans Press, PRNet İle Güçlerini Birleştirdi

E-posta Yazdır

Medya takip sektörünün iki güçlü markası Ajans Press ve PRNet, güçlerini birleştirme kararı aldı. Medya takip sektörünün köklü ve lider kuruluşu Ajans Pressile dinamik ve atılımcı çizgisiyle sektöre yeni perspektifler katan PRNetgüçlerini birleştirdi. Birleşmenin sağlayacağı yeni olanakların iş dünyasına daha nitelikli çözümler getirmesi hedefleniyor.


 


Deneyim ile Dinamizmin birleşmesi olarak nitelendirilen birleşme kararının sektöre hareket ve yenilik getireceği öngörülüyor.

Şirket yetkililerinin açıklamalarına göre her iki kurum da faaliyetlerine birbirlerinden bağımsız olarak devam edecekler. Ajans Press geniş yayın tedarik ağını PRNet ile paylaşırken,  PRNet geliştirdiği yeni Analiz metotlarıyla Ajans Press ürünlerini çeşitlendirecek.

Gelişmiş teknolojik altyapı, daha fazla medya mecrasına erişim, daha sağlıklı veri ve analiz sonuçlarıyla, her iki şirketin de kendi müşteri portföyüne daha kaliteli servisler vermesi hedefleniyor.

Medya takip sektörü oyuncularından bir üçüncü firmanın da, bu birlikteliğe dahil olması için görüşmeler devam ediyor.

Gülsan, Amerika Pazarına Az Şekerli Reçel Satıyor

E-posta Yazdır

Gülsan ve Meysu markasıyla 60 ülkeye meyve suyu ve reçel ihracatı yapan Gülsan Gıda, az şekerli reçelle Amerika'da önemli bir pazar payına ulaştı.

Gülsan'ın düşük şekerli çilek, vişne, ahududu, böğürtlen reçelleri Amerikalılardan büyük ilgi görüyor. Gülsan Gıda Sanayii Dış Ticaret Müdürü Ömer Candar Özbakkal, Amerika'ya yılda 2 milyon dolarlık az şekerli reçel ihracatı yaptıklarını söyledi. Amerika'da bazı süpermarketlerle kontratlarının olduğunu belirten Özbakkal, "Amerika'da obezite problemi var. Ayrıca insanların yaşlandıkça çeşitli sağlık problemleri ortaya çıkıyor. Bundan dolayı şekersiz ürünlere ilgi artıyor. Bizim de bu ülkeye gönderdiğimiz az şekerli ürünler büyük ilgi görüyor. Hatta marketlerde bulamayınca bize e-mail atıp nereden alabileceklerini soruyorlar." dedi. Amerika pazarının kendine özgü ürünleri ve taleplerinin olduğunu, mevcut ürünlerinin bu pazara uygun olduğunu ifade eden Özbakkal, "Amerika'ya ağırlıklı vişne, ahududu, çilek ve böğürtlen olmak üzere 7-8 çeşit ürün gönderiyoruz. Yılda 2 milyon doları aşan 50 konteyner reçel ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz bin 400'e yakın markette satılıyor." diye konuştu. Meysu markasıyla meyve suyu da ihraç eden Gülsan Gıda, 2011 yılında ihracatını yüzde 200 artırarak rekor kırdı. İhracat pazarlarına Afrika'nın en zengin ülkesi Güney Afrika'yı da katan şirket, 2012 yılında bu ülkeye meyve suları, süt, gazlı içecekler ve reçel, salata soslarından oluşan 1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyor. Yıllık cironun yüzde 13-15'ini ihracattan elde eden Gülsan Gıda, aralarında Singapur, Malezya, Çin, Japonya, Uganda, Etiyopya, Gana, Fildişi Sahili ve Güney Afrika'nın da bulunduğu 60 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.


 


Tüketici trendleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Gülsan Gıda Sanayii Dış Ticaret Müdürü Özbakkal, yüzde 100 meyve suyuna ilginin hızla arttığına dikkat çekti. Tüketicinin daha bilinçli hale gelmesi, sağlıklı ürünlere taleplerin artması ve tüketiciyi teşvik etmek için uygulanan fiyat politikalarının yüzde 100 meyve suyu tüketimini artırdığını vurgulayan Özbakkal, şöyle devam etti: "Meyve suyu pazarı her sene yüzde 5 civarında büyürken 'yüzde 100'e ilgi her sene artıyor. Meysu, 2011 yılında bu pazarda yüzde 35 büyüdü. Yüzde 100 meyve suyu, toplam pazarın henüz beşte biri değil. Ama ilgi her geçen gün artıyor."

Meyve suyu pazarında tüketici trendlerinin sık sık değiştiğini aktaran Özbakkal, "Her sene yeni trendler oluşuyor. Limonatada daha önce bir rüzgar esmişti. Şimdi bu dindi. Önümüzdeki dönemde narda iyi bir çıkış olacak. Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama nedeniyle nar suyuna ilgi artacak. Şu anda nar suyu fiyatı daha makul düzeye geldi. Son 3-4 yıla göre fiyatlarda yüzde 30'a varan düşüş oldu. Bu düşüş, nar suyu tüketimini artıracak." öngörüsünde bulundu. (Şaban Gündüz, Zaman)
 

THY Uçakta İnternet Ve Cep Telefonunu Açtı, Alt Sınırı 1800 Metre Yaptı

E-posta Yazdır

Türk Hava Yolları (THY), uçakta cep telefonu ve internet kullanılması için çalışmalara hız verdi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden (SHGM) deneme amaçlı cep telefonu ve internet kullanımı için izin alan THY, 3 uçakta internet hizmetini test etmeye başladı. 19 uçakta da internet hizmeti sunmak için çalışmalara başlayan THY, yıl sonuna kadar Boeing 777 tipi 1 uçağında cep telefonu hizmeti sunmayı hedefliyor.


 

 

1 Mayıs’a kadar sürecek
BTK’nın GSM 1800 Mobil Telefon Hizmeti için verdiği yetkinin ardından SHGM’den alınacak izinle uçaklarda cep telefonu kullanılmaya başlanacak. BTK, uçaklarda internet hizmeti verilmesiyle ilgili talepleri de değerlendirmeye aldı. SHGM’den alınacak iznin ardından uçaklarda internet hizmeti de verilebilecek. THY, BTK’nın verdiği deneme yetkisi ve SHGM’nin izniyle, İstanbul Havalimanı’nda park halindeki Boeing 777 tipi uçakta cep telefonu hizmeti konusunda testlere başladı. Testler, 1 Mayıs’a kadar devam edecek. THY, yıl sonuna kadar 1 uçakta cep telefonu hizmeti vermeyi planlıyor.

İnternet için çalışılıyor
Kabin içerisinde kablosuz internet (Wi-Fi) hizmeti vermeyi de planlayan THY, Boeing 777-300 tipi 3 uçakta kablosuz internet ve televizyon yayını deneme uygulamalarına başladı. THY, filosunda bulunan 9 adet Boeing 777-300 ve 10 adet Airbus 330-300 tipi büyük gövdeli ve uzun menzilli uçakta da internet hizmeti sunmak için çalışmalarını sürdürüyor.


Yüksekten uçma şartı var    
Uçaklarda cep telefonu kullanımında güvenlik zafiyetini gidermek için uygulanacak sınırlamalara değinen yetkililer, şunları söyledi: “Söz konusu sistem mimarisi uyarınca, uçak içerisinde elektronik yalıtım tesis edilerek dışarıyla etkileşim kesilecek. Ayrıca, 1800 metre (6000 feet) altında sistem otomatik devre dışı kalacak. Dolayısıyla, bir zafiyet ortadan kalkmış olacak, zira yapılan tüm uyarılara rağmen yolcular cep telefonlarını açık bırakıyor.”

Sistemle kimler ilgileniyor

SİSTEMLE ilgilenen şirketler arasında THY, Lufthansa, Emirates, Malaysian, Cathay Pacific ve Virgin Atlantic’in yer alıyor. Danimarka, Estonya, Macaristan, Norveç ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu birçok ülkenin uçaklarda cep telefonu hizmeti verilmesi yönünde izin veya muafiyet tanıdığına dikkat çekiliyor.

İlgili kurumlar ortak çalışıyor

SHGM’nin, uçaklarda internet ve cep telefonu hizmeti sunulmasına yönelik çalışmaları uluslararası havacılık kurallarına uygun şekilde devam ettiği belirtildi. Uçuş emniyeti yönünden Avrupa Havacılık Emniyeti Otoritesi’nce (EASA) alınan kararların incelendiğini kaydeden SHGM yetkilileri, “Bu sistem Boeing tarafından üretim aşamasında teçhiz edilmektedir ki bu durum üreticinin sistemi emniyetli olarak değerlendirdiği anlamına gelmektedir” denildi. Cep telefonu kullanımı için 2007’den bu yana SHGM ve BTK’ya çeşitli başvuruların olduğunu hatırlatan yetkililer, başvuruların ardından ilgili bütün kurumların katıldığı koordinasyon toplantılarında Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) dışında bütün kurumların olumlu görüş sunduğunu, EGM’nin ise “güvenlik zafiyeti oluşturacağı” gerekçesiyle olumsuz görüş bildirdiğini belirtti.
 

Hürriyet Son Baskısını Yaptı ve Kapandı

E-posta Yazdır

Yaklaşık 31 yıldır Amerika’da dağıtılan ve son 8 yıldır da basılarak okurlarına ulaşan Hürriyet Gazetesi artık ABD’de basılıp dağıtılmayacak. 1981 yılından itibaren dağıtımı, 2004 yılından itibaren de baskısı New York'ta yapılan Hürriyet gazetesi dün ABD'de son baskısını yaptı ve bugün yayınlanan son sayısıyla yayın hayatına son verdi. 2003 yılında yayına başlayan gazetenin  www.hurriyetusa.com internet sitesinin de bugünden itibaren yayınına son verildi. Hürriyet Gazetesi'nin New York'ta Manhattan'da bulunan bürosunun da kapatıldığı çalışanlara bildirildi. Hürriyet gazetesinde 40 yılı aşkın bir süredir çalışan ve gazetenin en kıdemli çalışanlardan biri olan ABD temsilcisi gazeteci-yazar Doğan Uluç ise emekliye ayrıldı.


 


ABD'nin çeşitli eyaletlerinde yaşayan Türklere  abonelik  sistemiyle 30 yılı aşkın bir süredir ulaştırılan gazete, Türklerin yoğun olarak yaşadığı New York, New Jersey ve Connecticut eyaletlerinde ise çeşitli satış noktalarından satın alınabiliyordu. Hürriyet gazetesi, 1 Kasım 2004 tarihinden itibaren günlük olarak New York'ta basılıyordu.

Hürriyet gazetesinin ABD'de baskı, dağıtım ve internet sitesinin yayınının  durdurulmasının ardından konuyla ilgili ANKA'nın sorularını cevaplayan  Hürriyet Gazetesi ABD Temsilcisi Doğan Uluç, Hürriyet Gazetesi ve gazetenin internet sitesinin yayınının durdurulduğu ve gazetenin Manhattan'da bulunan bürosunun bugünden itibaren kapandığını söyledi. Uluç, Hürriyet gazetesinin ABD baskısının elektronik medyaya karşı giderek kan kaybettiğini ve İstanbul'da bulunan gazete yönetiminin Hürriyet'in yeniden yapılanma politıkasına paralel olarak bu gelişen  zararı önlemek amacıyla yayının durdurulması kararı aldıklarını söyledi.

DOĞAN ULUÇ'TAN SON YAZI 'ELVADA YENİ DÜNYA'

Hürriyet gazetesinde en uzun süre çalışan kalemlerden biri olan gazeteci yazar Doğan Uluç, bugün yayınlanan "Elveda Yeni Dünya" başlıklı son yazısında Hürriyet gazetesinin yayınlarının ABD'de durdurulduğunu okuyucularıyla paylaştı.

Uluç, veda yazısında, şu ifadelere yer verdi:

"Geriye dönüp bakıyorum, 1981'den 2012'ye 31 yıl geçmiş. Bu tarih Türk basınında bir ilki vurguluyor. 1981 yılında New York ve Washington'da Hürriyet'in düzenlediği Cumhuriyet Bayramı balolarında salonlar dolusu kalabalık, özel baskısıyla Yeni Dünya'daki Türklere yılın 365 günü haber hizmeti veren Hürriyet'e alkış tuttu. Hürriyet'in Frankfurt tesislerinde basılan Amerika özel baskısı, her gün uçakla New York'a taşındı. Aradan 23 yıl geçti. Hürriyet, 'Amerika'da Türk'ün Gözü, Kulağı ve Sesi' sloganıyla 2004'te New York'ta basılmaya başlandı. Cumhuriyet Bayramı baskısına 'Merhaba Yeni Dünya' diye başlık attık. 1981'den 2012'ye geçen dönemde yazılı, görüntülü ve elektronik basın benzeri görülmemiş bir değişim sürecine girdi. Daktilo yerini telekse terk etti, ardından telefoto, bilgisayar, anında yazı-resim, telsiz haberleşmesi yapabilen cep telefonları iletişim piyasasına girdi. Dünyada olup bitenleri bir kaç tuşa basarak bilgisayar ekranlarına taşımak mümkün oldu. Bu süreçte koşullar değişti. Habere ulaşma giderek ucuzlaşırken ABD'de yaşayan Türklere gazete servisi masrafları sürekli arttı. Elektronik basın, yazılı basına rakip oldu. İletişim teknolojisi yakalanamaz hıza ulaştı. Gelişimin baş döndürücü temposundan biz de payımızı aldık. Neticede 30 yılın sonunda Hürriyet'in Amerika baskısını durdurma kararını aldık. Bugün itibariyle yayınımıza son veriyoruz. Okurlarımızla hep iyi ilişkiler kurduk. Okurlarımız doktor, avukat, seyahat acentesini Hürriyet'te buldu. Çevrelerinde olup bitenleri bize aktararak gönüllü muhabirliğimizi yaptılar. Pek çok haberimizin kaynağı okurlarımız oldu. Amerikalı Türkler için de zor bir ayrılık olacak 30 yıldan sonra. Sekiz yıl önce 'Merhaba Yeni Dünya' çağrımızı şimdi 'Elveda Yeni Dünya' diye değiştirirken boğazım düğümleniyor. Daha fazla yazmak içimden gelmiyor. Veda mektubu yazmak çok zor. Hoşçakalın."

Uluç ayrıca www.hürriyetusa.com sitesinin girişine koyduğu duyuruda da Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. Yönetim Kurulu'nun kararı gereğince Hürriyet Gazetesi'nin ABD baskısı ile hurriyetusa.com'un internet yayıncılığı hizmetleri durdurulduğunu, Hürriyet'in 28 Mart 2012 Çarşamba tarihli sayısı, Amerika'da basımı yapılıp bayiilere dağıtılan son Hürriyet Gazetesi olduğunu söyledi.

Duyuruda, ''2003 yılından beri New York Merkez Büro'muzdan hizmet vermekte olan internet sitemiz hurriyetusa.com ise 28 Mart 2012 saat 24.00 (EST) itibariyle yayınını durdurmuştur. Yazılı basın sektöründe başgösteren mali ve ekonomik sorunlar diğerleri gibi Hürriyet ABD baskısını da etkiledi, yayımın durdurulmasına sebeb oldu. İnternet sitemiz hurriyetusa.com da aynı dalgalanma içinde yayından çekildi,'' denildi. (ANKA)
 

Sahibi Hitlerli Reklamın Yayından Neden Kaldırıldığın Açıkladı

E-posta Yazdır

Hitlerli şampuan reklamı ABD’deki Yahudi sivil toplum kuruluşlarını da ayağa kaldırdı. Reklamın yaratıcısı Hulusi Derici, Hitler’i yüceltme amacı taşımadıklarını belirterek, “Güvenlik nedeniyle sinagogdan beşerli gruplar halinde çıkan Musevileri görünce reklamı durdurduk” dedi.


 


İKİNCİ dünya savaşı sırasında 1.5 milyonu çocuk yaklaşık 6 milyon Museviye soykırım uygulayan Adolf Hitler’in Biomen erkek şampuanının reklamında boy göstermesi başta Museviler olmak üzere pek çok kişinin tepkisine yol açtı. Türkiye’deki Musevi cemaatiyle de sınırlı kalmayan ve sosyal medyada günlerce tartışılan reklamın videoları YouTube’da tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından da izlendi. İçinde “Türk, Müslüman, Yahudi, Kürt, Ermeni ve soykırım” kelimelerinin geçtiği binlerce yorum yapıldı. Merkezi ABD’de bulunan İftira ve İnkar ile Mücadele (ADL) isimli Musevi sivil toplum kuruluşu da reklamla ilgili açıklama yaptı. ADL Direktörü Abraham H. Foxman, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan’a rahatsızlıklarını bizzat iletti. Hitlerli reklam, The Independent gibi prestijli gazetelerde de yer aldı. Bu gelişmelerin ardından sözkonusu reklamın yaratıcısı Hulusi Derici reklamı geri çekti.

Çocuk istismarına son
Söz konusu reklamın arkasında kendini “Meydan okuyan markaların ajansı” olarak tanımlayan M.A.R.K.A.’nın Başkanı Hulusi Derici var. Derici, bundan önceki bazı kampanyalarıyla da çok tepki çekmiş, sosyal medyada topa tutulmuştu. Çocuk giyim markası Wenice için yapılan ve “Çocuk istismarına son” sloganıyla pek çok kişinin tüylerini diken diken eden reklam ilk akla gelenlerden. Hem ajans hem de Wenice, kamuoyunun tepkisiyle karşılaşan reklamın satışları artırdığını söylese de, reklam yayından kalkmadan önce bir süre slogansız yayınlandı. Bir süre sonra da Wenice’in iflas erteleme başvurusu dikkat çekti.

BÖYLE REKLAM OLUR MU / WEB TV

Sizinki kaç santim?
Hulusi Derici’nin bugüne kadar yaptığı birkaç kampanya da şöyle: Vestel’in alt markalarından Regal’in “Tokat” reklamında, “Almayanı dövüyorlar” sloganıyla daha pahalı beyaz eşyayı tercih eden kadın tokatlanıyordu. Şiddeti meşrulaştırdığı gerekçesiyle bu reklam da çok eleştirilmişti. “Sizinki kaç santim” diye başlayan “69’u sevecekseniz” ve “Bizimki 77 santim” diye devam eden, en sonunda da “Hosteslerimize para teklif etmeyin” sloganlarıyla dikkat çeken reklamlar serisi ise Atlasjet’in koltuk aralıklarını anlatmak için yapılmıştı. De Facto’nun “Jean Amerika’nın şalvarıdır” sloganlı reklamları da bikinili kadın resminin billboard’larda zor yer bulduğu günlerde Zeki Triko’nun patlıcan, kabak ve hıyar fotoğraflarıyla hazırlanmış sebzeli protesto reklamları da onun imzasını taşıyordu.

 

Amaç Hitleri maskara etmekti
Hem ajansa hem de şampuan markasına yüzlerce mail gönderen Musevi toplumunun hassasiyetini göz önüne alarak reklamı durdurduklarını söyleyen Hulusi Derici, “Amacımız Hitler’i yüceltmek değil maskara etmekti. Üzülenler, incinenler olduğunu gördük. Böyle bir amacımız yoktu. 20 günlük reklamı, 5-6 gün gösterildikten sonra firmayı ikna ederek durdurduk. Başka bir konu olsaydı durdurmazdık” dedi.

 

O anons çok etkiledi
Hulusi Derici durdurma kararı almasına neden olan olayı ise şöyle anlattı: “Geçen gün Neva Şalom Sinagogu’nda eski patronum İzador Baruh’un cenazesinin ardından yapılan ‘Lütfen en fazla 5’erli gruplar halinde çıkın ve hemen dağılın’ anonsu beni çok etkiledi. Azınlık olmanın güçlüğünü fazlasıyla hissettim. Biliyorsunuz orası saldırıya uğramış bir sinagog. Reklamı durdurma kararımın arkasında bu var.”

Cinsiyet ayrımcılığı eleştirisi de yapıldı

HİTLERLİ reklam, sosyal medyada ‘ırkçılık’ üzerinden tartışmalara neden olduğu kadar “Erkeksen Biomen kullanırsın” sloganıyla da cinsiyet ayrımcılığı yapmakla suçlandı. Hulusi Demirci, cinsiyet ayrımcılığı ithamlarını eleştirerek, kadın ve erkeğin farklı şampuan ihtiyacı nedeniyle bu vurguyu yaptıklarını söyledi.

Musevi cemaati özür bekliyor

MUSEVİ Cemaati ise reklam karşısında şu açıklamayı yapmıştı: “Reklamda farklılık veya farkındalık yaratma adına ideolojisi, vahşeti ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olan çarpık zihniyetin en çarpıcı örneği Hitler’i her ne sebeple olursa olsun reklam filminde kullanmanın kabul edilemez bir durum olduğunu bir kez daha önemle hatırlatıyoruz. Bu zihniyeti kınıyor ve insanlık vicdanında yaratılan tahribatın bir an önce tamiri adına kamuoyundan özür dilenmesi gerekliliğini vurguluyoruz.”

Papa ile imamı öpüştürünce kıyamet koptu

PROVOKATİF reklam denince akla ilk gelen marka İtalyan Benetton. En son ‘Netret Etme’ sloganına sahip reklam kampanyasında Papa 16. Benediktus’u, Kahireli bir imamla öpüştürünce Vatikan’la davalık olmuştu. Aynı kampanyada Nicolas Sarkozy ile Angela Merkel ve Mahmud Abbas ile Binyamin Netanyahu’nun dudak dudağa öpüştükleri fotoğraflar da dünya basınında genişçe yer bulmuştu.

Sert reklam marka için ötanazidir

EURO RSCG Türkiye Grubu CEO Levent Erden, “Provokatif olmakla, ahlak dışı olması arasında ince bir çizgi var” dedi. Dozu kaçırıldığında provokatif reklamların markaları öldürdüğünü vurgulayan Erden şöyle konuştu: “Reklam bir duyuru değil, ilişki aracıdır. Sadece dikkat çekip bilinmek 50 yıl önce bitti. Biri televizyonda masanın üzerine çıkıp kakasını yapsa herkes hatırlar ama kimse yüzüne bakmaz! Sertlik, markalar için ötanazidir. Bazı reklamlar markanın kendi parasıyla batmasına da neden olmuştur.” (Demet Cengiz Bilgin, Hürriyet)

Houston, Direkt Sefer Bekliyor

E-posta Yazdır

ABD'nin en zengin eyaletlerinden Teksas, İstanbul'a direkt uçak seferleri istiyor. Eyaletin ticari merkezi Houston Ticaret Odası Başkanı Jeff Moseley, 1,3 trilyon dolarlık büyüklüğü ile Teksas'ın dünyada dikkat çektiğini belirterek, "Enerjinin başkentiyiz. Dünyadaki enerji yatırımlarının mutlaka Houston ile bir bağı vardır. THY'yi çok istiyoruz." dedi.


 

Eyaletin 400 milyar dolarlık enerji gelirinin altını çizen Moseley, Teksas'ın gözünün Türk Hava Yolları'nda olduğunu belirtti. Türk gazetecileri ağırlayan Oda Başkanı Moseley, "Houston ve Teksaslı iş dünyası olarak İstanbul'a direkt uçak seferlerinin başlamasını çok istiyoruz. İstanbul, Asya ve Afrika için çok önemli bir ulaşım noktası. Houston merkezli bir firma, Akdeniz'de petrol arama çalışması yürütüyor. O bölgedeki birçok petrol şirketinin eyaletimizle ilişkisi var. Türkiye'de Dallas merkezli bir firmayı örnek verebilirim. Afrika'da yeni petrol rezervleri bulundu. İşadamlarımız İstanbul üzerinden Afrika ve Asya'ya ulaşmak istiyor." ifadelerini kullandı. Moseley ayrıca bu konudaki isteklerini daha önce New York'ta görüştükleri Başbakan Tayyip Erdoğan'a da ilettiklerini hatırlattı. Moseley'e göre ayrıca Türk ve ABD'li işadamlarının daha çok işbirliği ve yatırım yapması gerekiyor. Ticaret odası başkanı, şehrin içinden geçecek 100 milyon dolarlık on kanal projesinden de söz etti ve ekledi: "Krizden en çabuk biz çıktık. O kısa sürede 150 bin kişi işini kaybetti ama geçen yıl hepsi yeniden işe alındı. 2012'de 85 bin kişilik istihdam daha oluşturacağız." Teksas-Türk Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Celil Yaka da "THY'nin Houston seferlerine başlaması için uzun zamandır çalışıyoruz. Geçen yıl Houston Ticaret Odası heyeti Türkiye'yi ziyaret etti, THY yönetimi ile görüştü. 2012 yılının ilk yarısında direkt uçuş sözü alındı ama ciddi bir gelişme olmadı. Eyaletteki Türk işadamları olarak çok üzülüyoruz." dedi.
(Zaman, Vahit Yazgan Houston) 

Vodafone Çiftçi Klubüne New York Ödülü

E-posta Yazdır

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteği ve Tarım ve Kredi Kooperatifleri işbirliğiyle 2009 yılında Vodafone tarafından Türkiye’de ilk kez uygulanan program kapsamında hayata geçirilen Vodafone Çiftçi Kulübü, New York’ta iki ödül aldı.


 


Tarımsal ve kırsal kalkınmaya katkıda bulunmak amacıyla kurulan Vodafone Çiftçi Kulübü, Mercury Ödülleri’nde, “Topluluk İlişkileri” ve “Pazar Büyümesi” kategorilerinde Gümüş Ödül’ün sahibi oldu.

Üretim artışı sağlandı
700 bine yakın çiftçinin yararlandığı Vodafone Çiftçi Kulübü’nün bu prestijli ödülü kazanmasının önemine dikkat çeken Vodafone Sosyal İş Modelleri Pazarlama Yöneticisi Yiğit Özcan, şunları söyledi: “Projeyi sosyal bir iş modeli olarak kurguladık ve çiftçinin her zaman yanında

Ayrıca, çiftçileri bizzat köylerinde ziyaret ederek eğitim programları verdik, teknolojinin imkanlarını kullanarak üretimlerini nasıl kolaylaştırabilecekleri ve verimliliklerini nasıl artırabileceklerini anlattık. Vodafone Çiftçi Kulübü’ne üye olan bir çiftçimizin Vodafone’u ‘çiftçinin kılavuzu’ olarak değerlendirmesi önemli. Bu program sadece Türkiye için değil, tüm dünya ve özellikle gelişmekte olan ülkeler için örnek teşkil etti.”

Çiftçiye SMS’te ne var
İlçeye özel hava tahmini yorumları.
Ürüne özel hastalık ve zarar uyarıları.
Tarımsal destekler, hibe ve yatırım destekleri.
Hal ve piyasa fiyatları.
(Hürriyet - Cem Arıdağ)

Sayfa 8 / 22