Reza Zarrab Olayının En Merak Edilen 30 Soru ve Cevabı

Perşembe, 21 Aralık 2017 13:48 Facebook'ta Paylaş

 

Cemil Özyurt - New York Güney Bölge Mahkemesi'nde 27 Kasım 2017 tarihinde başlanan ve 21 Aralık'ta jurinin karar vermek için görüşmeye başladığı davada en merak edilen soruları ve cevaplarını derledim. Davayı mahkemede yakından takip etme şansı bulan biri olarak dava ile ilgili merak edilen 30 soruyu ve cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz.


1-İran ambargosu nedir, ne anlam taşımaktadır?
İran ambargosu, 1979 İran Devrimi’nden sonra ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımlardır. 1995 yılında İran hükümeti ile iş yapan firmaları da içine almıştır. İran uranyum zenginleştirme programından vazgeçmediği için 2006’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar alarak yaptırımı BM genelinde hayata soktu. BM Güvenlik Konseyi 2006-2015 arası itibaren 9 farklı karar alarak İran yaptırımlarının sınırlarını genişletti. ABD yaptırımları öncelikli olarak petrol, doğalgaz ve petro-kimya ürünlerinin ihracatını ve İran Devrim Muhafızları ile iş bağlantısının önünü kesmeyi amaçlıyordu. Daha sonra  kapsam bankacılık, sigorta işlemleri, nakliye, ticari girişimler için web barındırma hizmetleri gibi hizmetleri de içine aldı. 2 Nisan 2015'te P5 + 1 ve İran, İsviçre, Lozan'da bir araya gelerek, İran'ın nükleer programlarının sınırları karşılığında en az on yıl süreyle yaptırımların çoğunu tamamlayacakları bir çerçeve hakkında geçici bir anlaşma imzaladılar. Sonuç olarak, BM yaptırımları 16 Ocak 2016'da kaldırıldı. Yaptırımların ana amacı gelirlerinin yaklaşık% 80'ini enerji sektöründen sağlayan İran'ı uluslararası finansal sistemden ayırmaktır.

2- Neden Amerika başka ülke bankalarına nasıl ticaret yapacaklarını söyleme ihtiyacı duymaktadır?
İran’ın nükleer silah sahibi olmasının önüne geçmek için, en büyük geliri olan petrol ve doğalgaz gelirlerinden elde ettiği geliri finansal sistemde erişimi zorlaştırarak, ülkede nükleer silah geliştirilmesinin önüne geçmek istemektedir. ABD, Küba, Irak, Japonya, Sudan gibi farklı ülkelere tarihin değişik dönemlerinde ambargo uygulamış, yaptırımlarını ekonomik yolla hayata geçirmeyi siyasi bir tercih olarak kullanmaktadır.  

4-Ambargo kararı Halkbank’ı bağlar mı?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı yaptırım kararları Türkiye’yi de bağlar. Bu kapsamda Amerika Hazine Müsteşarlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), yaptırımlar ile ilgili Türkiye ile sürekli temas halindedir. Yeni yaptırım kararlarını bu ofis düzenli olarak İran’la iş yapan Türkiye’deki bankalara da iletir.

5-Reza Zarrab kimdir? Basit bir dolandırıcı mıdır, Türk devletinin adamı mıdır? Amerikan casusu mudur?
Reza Zarrab, 16 yaşında babasının yanında Dubai’den İran’a çay ticareti yaparak ve döviz bürosunda çalışarak iş hayatına atılmış, fırsatçı, sonuca ulaşmak için her yolu mübah sayan, bir dolandırıcıdan ziyade kendisini İran dini lideri Hamaney’e, ‘’Ekonomik cihadın bir neferi olmak istiyorum,’’ diyerek kabul ettirmiş ve bunun neticesinde de İran için çalışan bir işadamı kimliğine kavuşmuştur. 2010 ve 2011 yıllarında İran Merkez Bankası Başkanı Mahmud Bahmani ile görüşmeler yaptı. İran Merkez Bankası'na finansal hizmetler vermek konusunda anlaştı. Zarrab, Türkiye’ye veya Amerika’ya değil, kendi mahkeme ifadesinde de dile getirdiği gibi kendi şirketinin içinde İran bankası Sarmayeh Bank’ın şubesini açacak kadar İran’a bağlı biri. Ahmedinecat’ın finans ekibi bir araya gelmiş, İran Merkez Bankası Başkanı ile defalarca görüşmüş, İran Merkez Bankası’nın da parasının bulunduğu Sarmayeh Bank’ın bir şubesini kendi ofisinin içinde açacak kadar İran devleti ile içice bir isim. 2005 yılında kurulan Sarmayeh Bank, İran Devrim Muhafızlarının da parasının tutulduğu banka.  Kişisel kanaatim İran istihbarati için çalışan bir işadamıdır. Genel olarak ajanlık ve espiyonaj eğitiminden geçmemiş ve istihbarat kökenli olmasa da. BBDK kayıtlarına göre 51 banka var. Ve bu bankalar içinde Sarmayeh Bank yok.


6- U.S. Government vs Hakan Atilla davası nedir? İlk iddianamede adı geçenler ve isnad edilen suçlar nelerdir?
Hakkında 50 yıla kadar hapis cezası ve 2 milyon dolar para cezası istenen Halkbank eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, Sarraf'a İran'a yönelik yaptırımları delmekte yardım etmekle suçlanıyor
2010-2015 arasında İran hükümeti ve diğer İran kurumları adına yaptırımları delerek Amerikan finans sistemi aracılığıyla yüz binlerce dolar değerinde işlem gerçekleştirdiği öne sürülüyor. Zanlıların, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı özel kuvvetler olan Kudüs Güçleri'ne ve Hizbullah'a hizmet verdiği için yaptırım uygulanan İranlı Mahan Havayolları adına ABD bankalarını kullanarak yaptırımları deldikleri iddia ediliyor.

İlk iddianame ne vardı?
21 sayfalık ilk iddianamede sadece üç kişi suçlanıyordu. Reza Zarrab, Camelia Jamshidy ve Hossein Najafzadeh. İran ambargosunu ihlal eden Zarrab’ın şirketleri Royal Holding, Royal Emarald Investments, Durak Döviz, Al Nafees Exchange (Dubai). 3 kişinin ve başkalarının yardımcı olduğu İranlı şirket ve şahıslar da Bank Mellat, Mellat Exchange, NICO, HKNICO olarak sıralanıyor. Türk ve BAE’deki kurumlar kullanılarak Amerikan yaptırımlarının İran lehine delindiği söyleniyor. Ama Halkbank’tan bahis geçmiyor.
İlk ilddia:
1-    ABD’yi dolandırmak için komplo kurmak:
Buna konu olan suçlar ise. 26 Ocak 2011’de 953,288 dolarlık bir ödeme talimatını, bir Mellat Exchange çalışanı, Al Nafees Exchange‘deki bir çalışana email gönderip Mellat Exchange adına Al Nafees hesabından Kanada’daki MAPNA isimli bir şirkete para gönderme talimatını veriyor.  MAPNA İranlı bir inşaat ve enerji şirketi.
2-    27 Ocak 2011’de 953,289 dolarlık para gönderimi. Royal Emerald Investment BAE’den para transferini Kanada’ya yaptı. Amerikalı bir banka aracı olarak kullanıldı.
3-    28 Şubat 2011’de Mellat Exchange, Al Nafees Exchange’e 4 farklı para transferi için talimat verdi. Bunlardan biri de Çin’deki bir firmaya yapılan 35,900 dolarlık ödemeydi.
4-    1 Mart 2011’de Royal Holding çalışanı Reza Zarrab’a bir email göndererek, Mellat Exchange’den yapılan 4 ödemeyle ilgili bilgi verdi.
5-    2 Mart 2011’de Asi Kiymetler Madenler Turizm, Türkiye’den Çin’e bir Amerikan bankasını kullanarak 35,900 dolar gönderim yaptı.
6-    9 Mart 2011’de Mellat Exchange, Al Nafees Exchange’e pek çok ödeme talimatları verdi. Bunlardan biri de Hong Kong’taki bir firmaya yapılan 9,225 dolarlık ödemeydi.
7-    24 Mayıs 2011’de Mellat Exchange’den Zarrab’a gönderilen bir emailde 3.7 milyon Euro’luk bir ödemenin ABD tarafından uluslararası yaptırımlar nedeniyle durdurulduğu, konuyla ilgili OFAC’ın Türkiye ofisi ile temasa geçilmesi isteniyor.
8-    31 Mayıs 2011’de Jamshidy, Al Nafees Exchange çalışanına gönderdiği emailde 30 milyon dolarlık ödemenin Mellat Exchange’e yapılması talimatını veriyor.
9-    1 Haziran 2011’de Mellat Exchange’den Reza Zarrab’a gelen emailde Hong Kong’da 9200 dolarlık ödemenin ABD tarafından engellediği, Asi Kıymetli Madenler tarafından Hong Kong’a gönderilen 9225 doların engellendiği, yine 35 bin dolarlık bir ödeme emrinin ambargo kuralları nedeniyle engellendiği ve bu sıkıntının aşılması için girişimde bulunması.
10-    3 Aralık 2011’de Hamaney’e mektup yazdı. Ekonomik Cihadın bir parçası olmak istiyorum.
11-    7 Ocak 2013, Reza Zarrab bir Royal Holding çalışanına gönderdiği emailde ECB Kuyumculuk’tan 600 bin dolar Türkmenistan’daki bir enerji şirketine para transfer etmesini istiyor.
12-    16 Ocak 2013, Reza Zarrab, BAE’de kurulu bulunan Günes General Trading’ten Türkmenistan’daki bir şirkete 1 milyon dolar göndermesi için talimat veriyor.
13-    16 Ocak 2013, BAE’de kurulu bulunan Günes General Trading’ten Türkmenistan’daki bir şirkete 999,907 dolar bir Amerikan bankası kullanılarak gönderiliyor.
14-    11 Kasım 2013, Zarrab’a gönderilen bir emailde HKICO’nun hesabı bulunduğu bankadan HKICO hesabına 100 milyon Euro yatırılması...

7-Davada kaç kişi yargılanmaktadır? Bunlardan kaçı şu an tutuklu durumdadır?
Davada 8 sanık bulunuyor. Tek tutuklu isim Mehmet Hakan Atilla.
Reza Zarrab (Rıza Sarraf): 33 yaşında ve Türkiye ile İran vatandaşı, Türkiye'de ikamet ediyor. Aralarında Türkiye merkezli Royal Holding şirketler grubu ve daha sonra adını Duru Döviz olarak değiştiren Durak Döviz de dahil olmak üzere Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) faaliyet gösteren bir dizi şirketin sahibi ve yöneticisi
Mehmet Hakan Atilla: 47 yaşında, Türkiye vatandaşı ve bu ülkede ikamet ediyor. Halkbank Genel Müdür Yardımcısı
Mehmet Zafer Çağlayan: 59 yaşında, Türkiye vatandaşı ve bu ülkede ikamet ediyor. Temmuz 2011'den Aralık 2013'e kadar Türkiye'nin Ekonomi Bakanı ve şu anda da milletvekili
Süleyman Aslan: 47 yaşında, Türkiye vatandaşı ve bu ülkede ikamet ediyor. Şubat 2014'e kadar Halkbank'ın CEO'su
Levent Balkan: 56 yaşında, Türkiye vatandaşı ve bu ülkede ikamet ediyor. Şubat 2013'e kadar Halkbank Genel Müdür Yardımcısı
Abdullah Happani: 42 yaşında, Türkiye vatandaşı ve bu ülkede ikamet ediyor. Durak Döviz ve Duru Döviz çalışanı
Muhammed Zarrab (Can Zarrab): 39 yaşında, Reza Zarrab'ın ağabeyi, Türkiye'de ikamet ediyor, Türkiye ve İran vatandaşı. Aralarında Türkiye merkezli Flash Döviz ve BAE merkezli Sam Exchange ve Hanedan General Trading'in de olduğu Türkiye ve BAE'de bulunan bir dizi şirketin sahibi ve yöneticisi
Camelia Jamshidy (Kameliya Cemşidi): 32 yaşında, Türkiye'de ikamet ediyor, Türkiye ve İran vatandaşı. Reza Zarrab'a ait Royal Holding veya bağlı şirketlerin çalışanı
Huseyin Necefzade: 67 yaşında, İran ve BAE'de ikamet ediyor, İran vatandaşı. Mellat Exchange'in üst düzey yöneticisi

8-Bu dava siyasi bir dava mıdır?
Bu konu Türkiye’de çok tartışıldı. Zarrab'ın Türkiye'de bazı siyasilerle bağlantıda olması ve eski bir bakana yönelik de suçlamaların yapılması bu davaya siyasi boyutlar da kazandırıyor.

Yapılan ön duruşmalarda Zarrab, saygın bir iş adamı olduğunu anlatmak adına Türkiye'deki üst düzey bağlantılarından ve yardım faaliyetlerinden söz ederken, savcılık ise Zarrab'ı bu bağlantılarını kullanarak yasadışı faaliyetlerini yürüttüğünü ve soruşturmalardan kurtulduğunu öne sürüyor.

Ancak davanın siyasi boyut kazanmasında esas olarak Zarrab'ın Nisan ayında New York eski Belediye Başkanı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın çalışma arkadaşlarından Rudolph Giuliani ile eski Başkan George W. Bush döneminin Adalet Bakanı Michael Mukasey'i de savunma ekibine dahil etmesi önemli rol oynadı. New York Times gazetesi o dönem yayımladığı bir haberde, Giuliani ve Mukasey'in Zarrab'la ilgili yargı sürecini görüşmek üzere Türkiye'ye gitmesi ve Erdoğan'la görüşmesini "sıra dışı bir durum" olarak nitelendirmişti. NBC News da geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir haberinde, Erdoğan'ın ABD eski Başkan Yardımcısı Joe Biden ile 2016'da yaptığı bir görüşmede, davanın düşürülmesini ve o dönemin New York Güney Bölgesi Savcısı Preet Bharara'nın da görevden alınmasını istediğini, ancak bu taleplerin reddedildiğini bildirdi.

Aynı haberde birden fazla kaynağa dayandırılarak Erdoğan'ın Trump yönetiminden de davanın düşürülmesini defalarca talep ettiği belirtildi.

Son olarak yine aynı NBC News haberinde, Türkiye'nin Trump'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'e Zarrab davasının düşürülmesi ve 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini planlamakla suçladığı Fethullah Gülen'in kaçırılarak İmralı Adası'na getirilmesi için 15 milyon dolar önerdiği de iddia edildi.

9- Davayı ilk açan Savcı Preet Bharara ile Hakim Berman’ın FETÖ bağlantısı nedir? ABD’de bir savcı ve hakim FETÖ’cü olabilir mi? Davanın açılmasında FETÖ’cülerin etkisi nedir? Davaya katkıları nelerdir?
Davayı ilk başlatan savcı Preet Bharara, davayı açmasıyla birlikte ilgi odağı olmuş, Zeynal Mahirov ve Turkish Minute isimli FETÖ’ye yakınlığı ile bilinen twiter hesaplarından iki tane Tweet’i RT yapmıştı. Bu Amerikalı bir Savcı’yı FETÖ’cü yapmaz ancak davada kullanılan ses kayıtlarının, tapelerin FETÖ tarafından mahkemeye sunulmuş olması yadsınamaz bir gerçek.

Mahkemenin hakimi de FETÖ’ye yakınlığı ile bilinen bir avukatlık firması tarafından Türkiye’de bir konferansta moderatör olarak yer aldığını dava başında kendi açıklamış, bunun davayı görmesine engel teşkil eden bir durum olmadığını, İstanbul’daki konferanstaki konuşma metnini savunma makamı ve basınla da paylaşabileceğini dile getirmişti. Soruşturma başladıktan sonra uzunca bir zaman geçmesine rağmen, savunma o dönemde de reddi hakim talebinde bulunmadı.

Türkiye’de düşündüğümüz anlamda bir FETÖ üyesi olmaları söz konusu olmamakla birlikte, FETÖ’nün davaya doküman, belge, evrak taşıdığı tapelerin sağlanması noktasındaki destekleri göz ardı edilemez.

11-Dava, 17-25 Aralık soruşturmasına konu olan kişileri nasıl etkiler mi?
17 Aralık’taki Türkiye’deki soruşturmada kapsamında gözaltına alınan 71 şüpheliden 24'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 38'i de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. ABD’deki Hakan Atilla davasını 17-25 Aralık’ın bir rövanşı veya devamı niteliğinde görenler ilk etapta yanılgıya düşüyor. 17 Aralık’ta Türkiye’de rüşvet almak veya vermek suçları ile göz altına alınırken, buradaki ana konu İran ambargosunun delinmesi ve o süreçte Amerikan sisteminin arkasına nasıl dolandığını ortaya çıkarmak.

Türkiye’deki 17 Aralık ve ABD’deki Hakan Atilla davasının dört ortak sanığı var: Zafer Çağlayan, Süleyman Arslan, Abdullah Happani ve Muhammed Zarrab. Reza Zarrab da bu davanın yıldız tanığı olmuş durumda.

12-Zarrab’ın İran ile yaptığı nedir? Bu çark nasıl dönmektedir?
Zarrab’ın mahkemedeki ifadesinde şema çizerek anlattığı ticaret şöyle işlemektedir.  İran, Türkiye'ye ham petrol ve doğalgaz satıyor. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) petrolün satışını Tüpraş'a, gazınkini ise Botaş'a yapıyor. Ödemeler bu şirketlerin Halkbank'taki hesapları üzerinden yapılıyor.

Halkbank'ta NIOC'ye yatırılan paranın Euro ve Türk Lirası olarak Deniz Bank'a gönderiliyor. Burada Zarrab'ın şirketi Royal Group'un hesabına yatırılan paralarla altın satın alınıyor ve bu altınlar Dubai'deki şirketine gönderiliyor. Paranın yaptırımları aşarak İran'a gönderilmesi için aracılar üzerinden en az 10 işlem yapılması gerekiyor.

13-Halkbank’ın İran ile ticarete başlamasındaki siyasi etki nedir?
Ahmet Alacacı ismindeki bir kuyumcu, İran ile ilişkili işlemlerin Halkbank’ta yapılması için altın ihracatı sistemini öneriyor. Reza Zarrab 2012 yılında ilk Süleyman Arslan’a gidip İran’la altın ticareti yapmak istediğinde, genel müdür çok göz önünde ve popüler biri olduğu için red ediyor. Zarrab, bir yemekte tanıştığı Zafer Çağlayan’a giderek konuyu anlatıyor ve mahkemedeki iddiasına göre yüzde 50-50 ortaklık şartı ile Halkbank’la çalışmaya başlıyor. Yine Zarrab'ın mahkemedeki ifadesine göre, Arslan ilk başta risk almak istemese de bir süre sonra, 'işin hukuki riski bende ve geleceğimi kurtarmam lazım,' deyip Zarrab’tan rüşvet talep ediyor. Ve Zarrab’ın Halkbank’la altın ticareti başlamış oluyor.

Zarrab, “Çağlayan’a 50 milyon Euro’dan fazla para ödediğimi düşünüyorum. Bunun dışında 7 milyon dolar ve 2.4 milyon lira da verdim. Çağlayan ile yüzde 50 kâr payımı paylaştım” iddiasında bulundu. Zarrab, Çağlayan’a verdiğini öne sürdüğü 31 milyon Euro’nun muhasebe kaydını Excel dosyasından gösterdi. Ödemeleri “nakit olarak, değerli eşyalar ve banka transferleriyle” sağladığını söyleyen Zarrab, bazı ödemeleri aile üyeleri aracılığıyla da aktardığını kaydetti.

Savcı, İran ile yapılan ticaretten doğan kârdan Çağlayan’ın kardeşine yapıldığı iddia edilen 2.4 milyon Türk Lirası ödemeye dair banka makbuzunu gösterdi.

14-Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, İran ambargosunu delme suçlaması ile karşılaşacağını bilerek neden ABD’ye geldi?  
Hakan Atilla, ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri ile de 6 kez hem Türkiye’de hem ABD’de bir araya gelmiş ve kişisel olarak Reza Zarrab’la hiçbir çıkar ilişkisi olmamış bir isim. Buraya da bankanın tahvil ihracatı ile ilgili geldi. 17 Aralık sonrası da ABD’ye gelen Atilla, 17-25 Aralık soruşturmalarında dahi tutuklanmadığı için kendisini ilgilendiren cezai bir durum olduğunu hiç bir zaman düşünmedi. Hatta FBI tarafından JFK havalimanında tutuklandığında da, ‘’Bankanın 500 milyon dolarlık tahvil işi vardı, ülke zarar görecek,’’ diyecek kadar da bankasını düşünen bir profile sahip. Davanın en masumu ve suçlanabilecek belki de en son kişi. ABD’ye gelmesi tamamen kendisine olan güveninden kaynaklı. FBI’a ilk sorgusunda, ‘’Ben Rıza Sarrafla böyle bir ilişki içerisinde olsam, ABD’ye gelir miyim, salak mıyım?’’ diye soruyor. FBI ajanına da yakalandığında, Hazine müsteşar yardımcısı David Cohen’in adını veriyor. ‘Beni ona sorabilirsin,’’ diye.

15- Amborgoyu deldiği gerekçesiyle ceza alan bankalar var mı? Ne kadar ceza ödemişler?
2009-2016 yılları arasında toplam 12 farklı ülkeden 32 banka, ABD’nin İran, Sudan, Küba, Libya gibi farklı ülkelere uyguladığı ambargoyu deldiği gerekçesiyle ceza ödedi. En yükseği Fransız BNP Paribas’ın Haziran 2014’te ödediği 8.9 milyar dolar olmak üzere, 2012’de İngiliz HSBC $1.9 billion, Hollandalı ING $619 million, 2015’te Alman Commerzbank AG $1.45 billion ceza ödedi.

Haziran 2014’te Fransız bankası BNP Paribas, Sudan, Küba ve İran'a karşı ABD'nin yaptırımlarını ihlal eden suçlamaları çözmek için yaklaşık 9 milyar dolar ödedi. BNP, 2002 ve 2012 yılları arasında üç ülkede ABD'nin yaptırımlarına tabi olan müşteriler için 190 milyar doların üzerinde işlem gerçekleştirdiler.

Kasım 2015’te Alman Deutsche Bank, 1999-2006 arası $10.86 milyar tutarında 27,200 dolar takas işlemini ABD'nin Iran ve Suriye'ye uyguladığı ambargo yasaklarından gizledi. Kasim 2015'te $258 milyon ceza ödedi. Banka 6 çalışanını isten çıkardı. 3 çalışanının da ABD'de çalışmasını yasakladı.

2009
Lloyds TSB - $350 million
Credit Suisse - $536 million
ANZ Banking Group - $5.8 million

2010
RBS (ABD Amro) - $500 million
Barclays - $298 million
Compass Bank $607,000
Wells Fargo $67,500

2011
JP Morgan $88.3 million
Commerzbank AG $175,500
Societe Generale $111,359
Trans-Pacific National Bank $12,500

2012
HSBC $1.9 billion
Standard Chartered $667 million
ING $619 million
Bank of Tokyo - Mitsubishi $8.6 million
National Bank of Abu Dhabi $855,000

2013
RBS - $100 million
Intesa Sanpaolo $3 million
Bank of Guam $27,000
Compass Bank $19,125
Deutsche Bank $18,900

2014
BNP Paribas $8.9 billion
Clearstream Banking $152 million
Bank of Moskow $9.5 million
Bank of America $16.6 million
Bank of Tokyo - Mitsubishi UFJ $315 million

2015
Commerzbank AG $1.45 billion
Credit Agricole $329 million
Paypal $7.6 million
Banco do Brasil $139,500
National Bank of Pakistan $28,800

2016
Barclays Bank PLC $2.48 million

16-Hakan Atilla’ya isnat edilen suçlar nedir?
Iddianamede Atilla'ya yöneltilen suçlamalar ABD Hazine Bakanlığı'nı dolandırmak için kumpas kurma, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası'nı delmek için kumpas kurma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapma, bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurma, kara para aklama, kara para aklamak için kumpas kurma olarak sıralanıyor. Yöneltilen suçlamalar arasında şüphelilerin ABD finans sistemini kullanarak İran hükümeti ve İranlı üst düzey yetkililer adına yüzlerce milyon dolarlık para transferi gerçekleştirmek de var.

17-Reza Zarrab tanık konumuna nasıl ve ne zaman geçti?
20 Ekim 2017 tarihiyle sanık konumundan tanık konumuna geçti. Bu süre zarfında 12 kez savcılık ile buluşan Zarrab, 35 kez de FBI ve Savcılık yetkilileri ile buluşup davada nasıl savunma yapacağını çalıştı.

18-Reza Zarrab ABD’ye anlaşmalı olarak mı gelmiştir?
Bu konuda Türkiye’de bir ağız birliği edilmişçesine ABD ile anlaşıp geldiği iddia edilse de, mahkemede anlattıkları ve olayın gelişimi bunu mantıklı kılmıyor. Kendi rızası ile ABD’ye gelen birisi neden serbest kalmak için bu kadar fazla çaba harcasın? Yüzbinlerce dolar avukat parası harcayıp Türkiye ile mahkum değişimine gitmeye çalışsın? Gulliani ve Mukayes gibi iki avukatı tutsun. Bu avukatlar mahkum değişimi için ve Türkiye’ye transfer edilmesi için çaba harcasın? Kefaletle serbest kalmak için inanılmaz çaba harcasın. Özgürlüğüne, zevkine, sefasına bu kadar düşkün birinin ABD’de hapis yatacağını bile bile yanında altı kişi ile birlikte cebinde 102 bin dolarla ABD’ye gelmesi mantıklı değil. Türk sosyetesinin Miami düşkünlüğünün de bir kurbanı diye düşüyorum. ’’Herkes gidiyor bir de biz gidip görelim,’’ demiş olabilirler. İran’dan ölüm tehdidi aldığı ve Amerikan korumasına girdiği iddiası 17 Aralık sürecinden sonra bile Halkbank’la gidip işine devam eden biri için çok makul görünmüyor.  

19-Davada adı geçen siyasiler kimlerdir, bu mahkeme sonrası herhangi bir ceza alma ihtimalleri var mıdır?
Davada adı sıklıkla geçen isim Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’dı. Ancak Türkiye’de dillendirildiğinin aksine, dava siyasi zemine daha fazla çekilmek istenseydi, savcılığın eline çok fırsat geçti bunların hiç birini kullanmadı. Zarrab, Barış Güler’e verilen 100 bin dolar rüşvet verdiğini söyledi ama Zarrab’a Barış Güler’in babası Muammer Güler ile ilgili herhangi bir soru yönetilmedi. Yine aynı şekilde savunma avukatları farklı bir konuya dikkat çekmek isterken Ortaköy’e hazırlatılıp gönderilmesi istenen ayakkabı kutusuna konan 500 bin dolarla ilgili tape’yi dinlettiler. Ancak orda da Zarrab’a ‘’Bu kutu nedir ve ne için oraya gönderildi,’’ diye sorulma ihtiyacı duyulmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adı üç yerde, üçüncü şahısların ifadesi ile geçti. Birinde Vakıfbank ve Ziraat Bank’ın da altın ticaretine dahil edilmesi emrinin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Zafer Çağlayan’a verildiğini, üçüncü şahıs ağzından Zarrab’ın anlatmasıydı. Yine aynı şekilde savcılar bu konunun üzerine ekstra soru sorma ihtiyacı duymadılar. Bu iki banka hiçbir zaman İran’a altın ticaretinde çalışmadığı için iddia olarak kaldı. Bir diğer iddia da yine üçüncü bir şahıs tarafından dile getirilen Zarrab’ın 2014’te tekrar İran’a ihracat işlemlerine başlaması emriydi. Eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Komiser Yardımcısı, 17-25 Aralık 2013'te yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili açılan soruşturmalar sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "bir numara" olarak bahsettiklerini söyledi. Böylesine ciddi sonuçlar doğurabilecek davada havada kalan ve sağlam delillerle beslenmeyen iddiaların gündeme gelmesi de, bu iddiaların havada bırakılması da akla farklı sorular getirdi. İki sebebi olabilir. Ya başka bir davanın konusu yapmayı düşünüyorlar. Ya da konuyu hakikaten dava zeminini siyasete kaydırmak istemiyorlar.

20-Davanın ana hedefi kimdir? Türkiye’deki hükümet midir? Cumhurbaşkanı Erdoğan mıdır?  
Davanın ana hedefi Türkiye’de siyasi zeminde değerlendirilse de, İran ambargosunu deldiği iddia edilen Halkbank’tır. Savcı kendisine kariyer olarak gördüğü bu davanın bu kadar gündeme gelip konuşulmasından da çok memnundur. Çünkü her savcı böyle bir flaş dava ile kariyerini ilerletmek ve gündeme gelmek ister. Bu da kendi inisiyatifi dışında Türkiye’nin de çabalarıyla gerçekleşmiş durumda. Olayı bir milli mücadele ve vatan-millet-Sakarya olgusundan çıkarıp serin kanlı şekilde değerlendirmek ve muadilleri ile kıyaslamak en doğru yöntem olur. Daha önce hiçbir bankanın yöneticisi bu şekilde cezalandırılmazken, hiçbir dava için de Fransız, İngiliz, Alman hükümetleri devreye girip davanın düşürülmesine uğraşmamıştır.

21-Davanın Amerikan ana akım medyasının ilgisini çekme nedeni nedir?
Özellikle Ruddy Gulliani ve ABD eski Adalet Bakanı Mukayes’in avukat olarak belirlenmesi ve Türkiye’ye gittiklerinin ortaya çıkması, Amerikan medyasının daha çok ilgisini çekti. Türkiye davayı siyasi kanallardan kapatmaya çalıştıkça, dava Amerikan medyasının daha çok ilgisini çekti.

22-Bu dava başka davaların açılmasına neden olur mu?
Böyle bir ihtimal var. Çünkü Zarrab mahkemede sadece Hakan Atilla’ya karşı değil başka isimlerle ilgili de bildiklerini savcılıkla paylaştığını açıkladı. Başka isimler kimlerdir ve bunlar nasıl bilgilerdir bilmiyoruz. Türkiye’nin İran Devrim Muhafızlarına yardım ettiği, teröre dolaylı yoldan destek verdiği gibi ucu açık pek çok konuda dava söz konusu olabilir.

23- Dava bu kadar ilgi çekmeden nasıl kapatılabilirdi?
Dava hiç siyasi mecraya çekilmeden OFAC yetkilileri ile ödenecek ceza üzerinde oturup pazarlık yapılarak gözlerden uzak halledilebilirdi. OFAC’ın ceza kestiği bankaların çoğu cezanın yüzde 8-10 gibi bir bölümünü ödeyerek davadan kurtulabiliyor. Hatta mahkeme sırasında Reza Zarrab’ın babasının sahibi olduğu döviz şirketi Al Nafees’in de OFAC yaptırımları ile karşı karşıya kaldığı ve 9.1 milyon dolar ceza kesildiği ve 2 milyon dolara anlaştığı ortaya çıktı. Bu parayı hiç bir zaman ödememiş olmasına rağmen.  

23-Zarrab Halkbank aracılığıyla yaptığı altın ve gıda ihracatından ne kadar kazandı?
Zarrab mahkemedeki ifadesinde 2012-2016 yılları arasında altın ve sahte gıda /çikinova işinden 150-200 milyon dolar arası bir para kazandığını söyledi.

24-Altın ihracatı ile gıda ihracatını birbirinden ayıran farklar nelerdir?
Altın ihracatı, İran petrol ve doğalgazı satışından elde edilen gelirin, altın olarak Türkiye’den Dubai’ye ihraç edilmesi ve orda İran’ın uluslararası ödemeleri için kullanılmasını amaçlıyordu. Fiziksel olarak bir ihracat vardı.

Gıda da ise ortada bir gıda ürünü olmaksızın, gümrüklerden elde edilen sahte belgeler, sahte faturalarla, pirinç, şeker, Hindistan cevizi yağı, tavuk budu, tavuk göğsü gibi ürünlerin ihraç edilmiş gibi gösterilmesine dayanıyordu.

25-Reza Zarrab, itirafçı olmaya nasıl karar verdi?
Reza Zarrab ilk kez Ağustos 2016’da itirafçı olmak için girişimde bulundu. Ancak bu başarılı olmadı. Sonra ikinci kez Ağustos 2017’de başvuruda bulundu. Savcılıkla 12 kez görüştü. Bu görüşmeler sonucunda savcılık Ekim 2017’de Reza Zarrab’ı tanık olarak kabul etti ve bir anlaşma imzaladı. Buna göre Amerikan devletine tamamen yardımcı olduğuna, bildiği her şeyi doğru anlattığına ve bir daha suç işlemeyeceğine savcıyı ikna etti.
Zarrab, hapishanede bıçaklı saldırıya uğradığını ve hayatının tehlikede olduğunu söyledi. Bunun bir kurgu olduğu söylense de, hücre arkadaşına tecavüz ettiği iddiası aynı gün gündeme geldi. Zarrab, itirafçı olarak çekeceği ceza sonrası isterse tanık koruma programına dahil olabilecek ve ailesinden de 6 kişi bu programdan yararlanabilecek.

26-Reza Zarrab’ın hapishanedeyken işlediği suçlar nelerdi? Bunlar için ayrı bir ceza alacak mı?
Zarrab ABD’de yakaladıktan sonra ilk soruşturmada FBI ajanlarına, sonra duruşma hakimine yalan söyleme suçu işledi. Hapishanede 45 bin dolar gardiyana rüşvet verip telefonunu kullandı. O rüşveti de Türkiye’deki avukatı aracılığı ile verdi. Ayrıca mahkumların telefon saatlerini de alarak kendisine ayrılan 300 dakikalık görüşmenin üzerine yeni dakikalar ekletti. Son olarak da hücre arkadaşına tecavüz ettiği ile suçlandı.

27-Halkbank avukatları neden soruşturmanın başında banka eski genel müdürünü suçladı? Halkbank’ı temsil ettikleri halde.
Savunmayı Hakan Atilla’nın üzerinden Süleyman Arslan’a yönlendirerek, suçu delillerle sabit olan Arslan’ı gözden çıkarmayı tercih ettiler. Zarrab ifadesinde açık bir şekilde Arslan’a rüşvet verdiğini aralarında sayısız telefon görüşmesi ve text mesajlarının gidip geldiği biliniyordu. Arslan’ı bu işten suçsuz çıkmama ihtimalini bilen avukatlar, suçun genel müdürde olduğunu, rüşvetle iş yaptığını, Atilla’nın sadece verilen emirleri yerine getiren bir memur olduğu vurgusunu yaptı. Halkbank’ın kurum olarak birince derecede sorumlusunun da genel müdür olması, ilk etapta okların ona çevrilmesini doğal hale getirdi.

28-Zarrab toplam ne kadarlık bir parayı İran’a taşımıştır?
Zarrab dava sırasında İran’ın parasını illegal yollardan ülkeler arasında dolaştırarak uluslararası ödemelere imkan sağlaması karşılığı kendi aldığı komisyon oranının binde 4 ile binde 5 arasında değiştiğini söyledi. Kendisine 150-200 milyon dolar kaldığı varsayımından hareketle uzmanlar Zarrab’ın 25 ile 37 milyar dolar arası bir paranın transferine aracılık etmiş olabileceğini söylüyor. Halkbank’ta bulunan İran parası olarak da 3 milyar dolarlık bir meblağ söz konusu.  

29-Türk ekonomisi ve Türk-Amerikan ilişkileri nasıl etkilenir?
Türk ekonomisi büyük bir zarar vereceğini düşünmüyorum. Ancak Halkbank’ın itibarı ve güvenirliliği bayağı sarsıldı. Bir ay boyunca her gün yüzlerce kez adı anılan bir banka ve eski yöneticileri soruşturuluyor. Ekonomik olarak alacağı cezayı pazarlık yoluyla yüzde 8-10 gibi bir kısmını ödemeyi kabul ederse, o kadar da kıyametin koparıldığı kadar bir sonuç doğurmayabilir. Tabii başka davaların açılmazsa.  

30-Reza Zarrab ne kadar ceza alır?
DW’ye konuşan Columbia Üniversitesi'nde profesör Daniel Charles Richman, New York Güney Bölge Mahkemesi'nin 2016’da verdiği cezaların istatistiklerine bakılırsa, dolandırıcılık davalarında verilen cezaların ortalaması süresi 29 ay, kara para aklama davalarında ise 44 ay olduğunu söylüyor. Ancak bu veriler, söz konusu davada verilebilecek hükmün süresine dair çok iyi bir örnek oluşturmuyor, çünkü genelde dolandırıcılık ve kara para aklama davalarında suç teşkil eden paranın miktarı, cezanın süresine karar vermede belirleyici oluyor. Ve Sarraf’ın davasındaki miktarların olağanüstü olduğunu dikkate almak gerekiyor. New York Güney Bölge Mahkemesi istatistiklerine ek olarak ülke çapındaki ortalama indirim verilerine bakıldığında, 2016 yılında mahkeme ile işbirliği yapanlar için verilen indirim, dolandırıcılık davalarında tavsiye edilenin cezanın yüzde 75'i, kara para aklama davalarında ise yine tavsiye edilenin yüzde 72'si olarak kayda geçmiş.