Reza Zarrab İfadesinde Neler Söyledi?

Perşembe, 30 Kasım 2017 09:51 Facebook'ta Paylaş

 99004126 5a1fab6fc03c0e1c18b1fb67ABD'de görülen İran'a yönelik yaptırımların yasa dışı yollarla delinmesi davasında İran, Türkiye ve Makedonya vatandaşı iş adamı Reza Zarrab tanık olarak kürsüye çıktı. Reza Zarrab ilk gün ifadesine 2016 yılında Florida eyaletinde gözaltına alınması sürecinde yaşananları aktararak başladı. Duruşmayı takip eden Amerikalı gazeteciler, Zarrab'ın anlattıklarını Twitter üzerinden aktardı. Duruşmayı takip eden gazetecilerden Pete Brush, Zarrab'ın, "Neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum. Uzun bir yolculuk sonrası şoktaydım. Doğru cevapları veremedim. Korkuyordum" dediğini aktardı. Brush, Zarrab'ın "İşbirliği sorumluluğu kabul etmenin ve cezaevinden çıkmanın en hızlı yoluydu" dediğini de aktardı.

Zarrab daha sonra savcılıkla yaptığı işbirliği anlaşmanın üç koşula bağlı olduğunu söyledi:

    Tamamen gerçekleri anlatmak
    Savcılıkla işbirliği yapmak
    Bundan sonra hiçbir suç işlememek.

Bir otelde tutulduğu iddialarını da reddeden Zarrab, savcının "Hâlâ tutuklu durumda mısınız?" sorusuna "Evet" yanıtını verdi.

Zarrab ayrıca tutukluyken bir hapishane memuruna rüşvet vermek suçunu da kabul ederek, "Bir memura bana alkol getirmesi ve cep telefonunu kullanmama izin vermesi için rüşvet verdim" dedi.

Mehmet Hakan Atilla'nın rolü

Zarrab, davanın tutuklu sanığı eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla hakkında ise "Yaptırım kuralları hakkında bankadaki en bilgili kişi. Oluşturduğumuz yapının Amerikan yaptırımlarıyla uyumlu gözükmesi için katkıda bulundu" diye konuştu.

Zarrab, İran yaptırımlarının etrafından dolaşma yapısının neden oluşturulduğunu ise şu sözlerle anlattı:

"İranlılar doğalgaz ve petrol satışından elde ettikleri gelirleri kullanamıyordu."

Zarrab daha sonra Aktifbank'ta hesap açılması sürecini anlatmaya başladı ve ilk denemesinin başarısız olduğunu ifade etti.
Aktifbank bağlantısı ve İran Merkez Bankası

Gazeteci Adam Klasfeld, "Savcı bunun nedenini sordu. Zarrab da 'İlk denememde Aktifbank bana İran'la çalışan müşterilerin hesap açmadan önce özel bir izin alması gerektiğini söyledi' dedi" ifadelerini aktardı.

Reuters haber ajansı ise Reza Zarrab'ın "Eski AB Bakanı Egemen Bağış Aktifbank'ta hesap açılması için yardım etti" dediğini bildirdi.

Reza Zarrab ifadesinde 2010 ve 2011 yıllarında İran Merkez Bankası Başkanı Mahmud Bahmani ile görüşmeler yaptığını, İran Merkez Bankası'na finansal hizmetler vermek konusunda anlaştığını da anlattı.

Zarrab ilerleyen süreçte Aktifbank'ın doğrudan İranlı yetkililerle çalışmaya başladığını ve kendisinin devre dışı bırakıldığını söyledi.

Halkbank süreci

Duruşmada daha sonra Reza Zarrab'ın Halkbank ile olan ilişkileri ele alındı. Zarrab, Halkbank ile temasın 2012'de kurulduğunu söylese de, ilişkilerin daha eskiye dayandığını ifade etti.

Zarrab savcılık makamına Ahmet Alacacı adlı bir kuyumcunun kendisine altın ihracatı yöntemi ve Halkbank'ta açılan hesapla transferlerin gerçekleştirilebileceğini söylediğini aktardı.

Eşi şarkıcı Ebru Gündeş'in ünlü bir isim olması nedeniyle başlangıçta eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın kendisiyle çalışmak istemediğini söyledi.

Zarrab, daha sonra konuyu dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'a taşıdığını, Halkbank ile bağlantının kurulması için Çağlayan'a 45-50 milyon euro, 7 milyon dolar ve yaklaşık 2,5 milyon Türk Lirası rüşvet verdiğini söyledi.


Çağlayan'ın ailesine de ödeme yaptığını kaydeden Zarrab, eski bakanın İran'a para transferi karşılığında elde edilecek kârı yüzde 50-50 paylaşmak istediğini de belirtti.
Şemayla anlattı

Reza Zarrab duruşmada öğle yemeği sonrası bir mukavvanın üzerine altın ticaretinin nasıl işlediğini gösteren bir şema çizdi.

Zarrab, "Ticaret önce İran'ın Türkiye'ye ham petrol ve gaz satmasıyla başlıyor. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) petrolün satışını Tüpraş'a, gazınkini Botaş'a yapardı. Onlar da NIOC'ye borçlu olurdu. Tüpraş, Botaş, NIOC'nin Halkbank'ta hesapları var" dedi.

Halkbank'a gelen paranın bu bankadan çıkışının euro ve Türk Lirası olarak DenizBank'a gelişiyle yapıldığını belirten Zarrab, daha sonra şirketi Royal Group'tan aldığı altının Dubai'deki şirketine gittiğini kaydetti.

Zarrab, bir Halkbank yetkilisinin kendisine İran'ın altın ticaretinde son durak olarak gösterilmesi gerektiğini söylediğini açıkladı. Dubai'de yapılan işlemler aracılığıyla İran'ın dış borçlarının ödenmesinin amaçlandığı vurguladı.

Hakim Berman'ın, paranın kullanıma açılması için kaç işlem yapılması gerektiği sorusuna Zarrab, "En az 10 işlem" yanıtını verdi. Zarrab, bütün bu sistemin Halkbank'ta sıkışmış İran parasını kullanıma açmak, böylece İran'ın dış borçlarını ödemek amacıyla tasarlandığını anlattı.
"Tutuklu değişimi girişimi başarısız olunca, iş birliği yapmaya karar verdim"

Zarrab, Amerikalı avukatlarının ABD ile Türkiye arasında tutuklu değişimi girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, savcılıkla iş birliği yapmaya karar verdiğini söyledi.

Zarrab mahkemeye, Türkiye ile ABD arasında "yasal sınırlar içinde" tutuklu değişimi anlaşması yapılmasını denemek üzere avukat tuttuğunu, ancak avukatların başarısız olduklarını söyledi. Zarrab avukatların ismini vermedi.

Duruşmayı takip eden Daily Beast muhabiri Katie Zavadski ise, tutuklu değişimi anlaşması üzerine çalışan avukatların Rudy Giuliani ve Michael Mukasey olduğunu yazdı.

ABD'li basın kuruluşu NBC, Zarrab ile ilgili geçmiş tarihli bir haberinde Rudy Giuliani ile Michael Mukasey'in Türkiye'ye giderek davayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşmüş olduğunu yazmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump ile uzun süredir dost olan Rudolph Giuliani, aynı zamanda eski New York Belediye Başkanı. Michael Mukasey ise George W. Bush'un başkanlığının son döneminde ABD Adalet Bakanı'ydı.

İkinci gün
Reza Zarrab ikinci gün duruşmaya mahkum kıyafetiyle değil, kravatsız bir takım elbiseyle getirildi. İfadesine kaldığı yerden devam etmeye hazırlanan Zarrab'a savcının ilk sorusu "Hâlâ FBI'ın tutuklusu musunuz?" oldu. Zarrab soruya 'Evet' diyerek yanıt verdi ve gözaltı merkezinden FBI'ın tutuklu merkezine naklinin gerekçesini ise 'Tehdit edildiğim için' diyerek açıkladı. Zarrab neyle ya da kim tarafından tehdit edildiğini ise söylemedi.

İranlı yetkililerle görüşmeler
Zarrab daha sonra İran Ulusal Petrol Şirketi NIOC yetkilileri ile dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan arasındaki görüşmelerden bahsetmeye başladı. Toplantılara kendisinin de katıldığını ifade eden Zarrab, o dönem Halkbank'ın Genel Müdürü olan Süleyman Aslan ile sanık Mehmet Hakan Atilla'nın da toplantılarda olduğunu ifade etti. Zarrab, sadece Türkiye'nin İran'dan aldığı doğalgaz ve petrolün değil, Hindistan'ın aldığı petrol ve gaz ödemelerinin de Halkbank üzerinden geçirildiğini anlattı. Duruşmayı takip eden gazeteci Adam Klasfeld, Zarrab'ın aktardıklarını yazdı: "Zarrab: Süleyman Aslan, İran'ın ulusalararası ödemelerine aracılık yapamayacaklarını, ancak mevcut mevcut sistemle transferlere devam edebileceklerini söyledi... Mevcut sistem derken beni işaret ediyordu."

Zarrab daha sonra Hindistan'dan Halkbank'a para transferi için kullandığı yöntemleri anlatmaya başladı.

Arap Türk Bankası bağlantısı
Savcılık Zarrab'a Özgür Eker adlı bir kişiyle yaptığı telefon görüşmelerinin dökümünü sordu. Zarrab ise o görüşmenin gerekçesini anlatırken, İran'ın parasının Hindistan'dan Halkbank'taki hesaba, Halkbank'tan da Arap Türk Bankası'na aktarıldığını söyledi.

Zarrab araya Arap Türk Bankası'nın sokulmasının gerekçesini ise "Paranın çıkış noktasını saklamak" diyerek izah etti. Zarrab ayrıca bu para transferlerinin TL cinsinden yapıldığını da söyledi ve bunun gerekçesinin de transferlerin ABD ya da Avrupa'daki denetim mekanizmalarına takılmasını önlemek olduğunu ifade etti.