''Topuz'u Avukatı İle Görüştürmek İyi Bir Başlangıç Olur''

Salı, 10 Ekim 2017 17:06 Facebook'ta Paylaş

Heather NauertABD Dışişleri Bakanlığı Ankara ile Washington arasındaki vize krizine ilişkin iki gün süren sessizliğini salı günü Sözcü Heather Nauert’in günlük basın brifinginde bozdu. Nauert, Türkiye’de hükümetin tepkilerinin odağındaki ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass’e sahip çıktı. Bass’in tek başına bir karar almasının söz konusu olmadığına dikkat çeken Nauert, Türkiye’de göçmen olmayan vize hizmetlerini askıya alınmasına ilişkin kararın Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) ile koordinasyon içinde alındığını açıkladı. Nauert, ABD’nin vize hizmetlerini başlatması için Ankara’dan beklentiyi ‘tutuklu personelimizin avukatlarıyla görüştürülmesi iyi bir başlangıç olabilir’ diye tanımladı.

Türkiye ile krizde son durum nedir?

- Tansiyonun düşmesini elbette umut ediyoruz. Türk hükümetinin iki yerel çalışanımızı tutuklamasından büyük hayal kırıklığına uğradık. ABD Dışişleri Bakanlığı olarak diğer ülkelerdeki yerel personel olmasa işimizi yapamayız. Türkiye bu yıl iki farklı yerde iki yerel personelimizi tutukladı. Üçüncü bir çalışanımızı da hafta sonunda ifade vermeye davet etti. Bu eylemler bizim açımızdan çok rahatsız edici. Türkiye’deki durumla ilgili endişeli olmaya devam ediyoruz.

TÜRK HÜKÜMETİNE SORUMUZ: NE ELDE ETMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ

- Türk hükümetine sorularımız şu; hangi delille tutukladınız, bunu yaparak ne elde etmeye çalışıyorsunuz?

- Türkiye darbeyle ve Gülen Hareketi’yle ilgisi nedeniyle 200 bin kişiyi tutukladı. Bizim personelimizin muhatabı Türk güvenlik güçleridir. İkisi tutuklu olan, üçüncüsü de ifadeye çağrılan yerel personelimiz de işleri gereği güvenlik güçleriyle çalışıyordu. Karşılarında kim varsa onunla konuşuyorlardı.

KARAR BEYAZ SARAY İLE KOORDİNASYON İÇİNDE ALINDI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘John Bass’i ABD’nin büyükelçisi olarak görmüyoruz’ şeklindeki tepkisini nasıl karşıladınız. Dışişleri olarak Büyükelçi Bass’in ne yaptığından haberdar mıydınız, bu kendisinin tek taraflı bir kararı olabilir mi?’

- Bizim büyükelçilerimiz kendi kendine iş yapmaz. Bu karar ABD Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray ve Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) ile koordinasyon içinde alındı.
Büyükelçilerimizle çok yakın işbirliği ve koordinasyonumuz var. Özellikle de John Bass ile. Kendisi ve ben defalarca telefonda konuştuk, toplantılar yaptık. Hem burada hem de Beyaz Saray’da kendisine desteğimiz tam. Türkiye’de yaptığı görevden gurur duyuyoruz, bir sonraki görevine başlaması için sabırsızlanıyoruz.

AVUKATLARIYLA GÖRÜŞTÜRMEK İYİ BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR
ABD’nin vize hizmetlerine geri dönmek için ön koşulu, beklediği somut adım nedir?
- İyi bir başlangıç avukatlarıyla görüşmelerine izin verilmesi olur. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar şu ana kadar buna izin verilmedi. Biz personelimizin Türk hükümetinin onları suçladığı şeylere karıştıkları yönünde hiçbir delil görmedik.

BİR NATO MÜTTEFİKİ İLE GÜVENLİK KOORDİNASYONU İÇİNDE OLMAMIZ ÇOK ÖNEMLİ
Türkiye bu tutuklamalar kanalıyla Gülencilerle ABD arasında bir bağ mı kurmaya, ABD’nin onları desteklediğini kanıtlamaya mı çalışıyor?
- Türk hükümetinin motivasyonun ne olduğundan tam olarak emin değilim. Bir NATO müttefiki ile güvenlik koordinasyonu içinde olmamız son derece önemlidir. Bizim güvenlik meselelerine bakan çalışanlarımızı tutuklamaya, gözaltına almaya devam etmeleri bizim için çok büyük bir endişe kaynağı.

ABD ANKARA’YA ÖNDEN MESAJ VERDİĞİNİ SAVUNUYOR
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın vize krizini mevkidaşı ile görüşüp görüşmediğine ilişkin sorular üzerine Nauert, henüz bir görüşmenin gerçekleşmediğini söyledi. Tillerson’ın vize hizmetlerini askıya alacaklarını karardan bir gün önceki telefon görüşmelerinde Çavuşoğlu’na bildirip bildirmediği merak konusu olmuştu. Türk tarafı vize iması olmadığını savunmuştu. Ancak ABD Dışişleri kaynakları, Washington’ın bu mesajı önden verdiğinde ısrarlı. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Thomas Shannon’ın muhataplarıyla telefon görüşmesinde bu adıma hazırlanıldığını bildirdiğini belirtiyorlar. (Cansu Camlıbel, Hürriyet, Washington)