Almanya’da Yaşayan Türkler Kalıcı Olun Mesajı

Perşembe, 01 Kasım 2012 07:07 Facebook'ta Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türklere seslenerek, “Burada kalıcı olmaya, yerleşmeye, ev almaya, kurmaya karar verdiğiniz andan itibaren sizler artık buranın bir parçasısınız. Kesinlikle entegrasyon konusunda en ufak bir sıkıntınızın olmaması gerekir. Birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı güçlü tuttuğunuzda Avrupa'daki en güçlü, en etkili, en dinamik toplum olacaksınız” dedi.

 


Erdoğan, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği'nin yeni hizmet binasının açılış töreninde, Almanya'da yaklaşık 3 milyon Türk vatandaşı ve Türk kökenli Alman vatandaşı olduğunu, bunların iki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli unsurlarından birini oluşturduğunu söyledi.

Ülkedeki Türk toplumunun hayatın her alanına aktif olarak katılması için eğitimin önemli şart olmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Biz Almanya'daki Türklerin hem Almanca'yı hem Türkçe'yi en iyi şekilde konuşabilmelerini arzu ediyoruz. Bu anlamda vatandaşlarımızın çift dilli olmalarını bir zenginlik olarak görüyor ve güçlü şekilde teşvik ediyoruz” diye konuştu.

Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türklerden, ülkedeki sosyal, ekonomik ve siyasi hayata daha fazla katılmalarını isteyerek, “Bu sadece sizin için değil sizden sonraki nesiller için de hayati derecede önemlidir” ifadesini kullandı.

Barış ve hoşgörünün Türk kültürünün temel özelliklerinden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Sizler daima diyaloğa önem vermeli, açık fikirli olmalısınız. Çünkü sizler Hoca Ahmet Yesevi'nin, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş Veli'nin, Seyyid Abdülhakim Arvasi'nin, onların sevgi, barış, kardeşlik yolunun mirasçılarısınız” diye konuştu.

“ARKANIZDA DÜNYADA SÖZ SAHİBİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ VAR”
Almanya'da yaşayan Türklerin, çocuklarının mümkün olan en iyi eğitimi almalarını sağlamak için ellerinden geleni yapmaları gerektiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Unutmayın, siz de çocuklarınız da tıpkı Fuzuli'yi, Mehmet Akif'i, Necip Fazıl'ı, Yahya Kemal'i okuyup anladığınız gibi Hegel'i, Kant'ı, Goethe'yi de okuyup anlamalısınız. Bu şekilde iki kültürü birden öğrenmek sizin için bir külfet değil tam tersine çok değerli bir avantaj, büyük bir zenginliktir. Bunu başardığınızda Alman toplumunun sizi çok daha kolay kabullendiğini, size daha fazla saygı duyduğunu göreceksiniz.

Türkiye'nin izlediği politikalarda ilkeli ve hakkaniyetten yana duruşunun, sizlerin bu yöndeki gayretlerinize güç ve katkı sağlayacağına inanıyorum. Şundan emin olun, sizin arkanızda artık güçlü ekonomisiyle, aktif dış politikasıyla bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Sizler de tıpkı ülkenizde olduğu gibi hedeflerinizi büyütmelisiniz. Burada kalıcı olmaya, yerleşmeye, ev almaya, kurmaya karar verdiğiniz andan itibaren sizler artık buranın bir parçasısınız. Kesinlikle entegrasyon konusunda en ufak bir sıkıntınızın olmaması gerekir. Birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı güçlü tuttuğunuzda Avrupa'daki en güçlü, en etkili, en dinamik toplum olacaksınız. İşte o zaman şu anda karşılaştığınız ve aşmakta zorlandığınız engellerin önünüzde birer birer yok olduğunu göreceksiniz. Kendinizi buralarda misafir olarak görmeyin, eğreti durmayın, kolay değil, 50 yıl geçti. Biliyorsunuz, 50. yılı kutladık geçen yıl. Alman dostlarımızla birlikte kutladık.”

ÖZİL ÖRNEĞİ
Gelecek yıl Türkiye ile Almanya arasındaki diplomatik ilişkilerin başlamasının 250. yılı kutlayacaklarını da dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu, çok önemli bir süreç. Bu süreci bir kenara atamazsınız. Ben önümüzdeki dönemde sizlerin her birinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın çok büyük başarılara imza atacaklarına yürekten inanıyorum. İşte, yavrularınızdan bir tanesi, Mesut Özil, şu an Alman Milli Takımı'nda, Almanya için milli mücadelesini veriyor ve bir komplekse kapılmadan bunu yapıyor. Türkiye'den bunu izleyenler de çok daha farklı duygular içinde izliyor. Bunlar diplomasinin alternatif yaklaşım metotlarıdır. İşte siz bunu başardınız. Bizim Büyükelçimizi az önce dinledik. Dışişleri Bakanım ile onu konuştuk, Avni Bey burada doğdu, burada büyüdü ve şimdi de buraya Büyükelçi olarak geldi. Ben tabii şimdi Sayın Westerwelle'ye şunu söyleyebilirim, yarın şansölye Merkel'a da söyleyebilirim. O da nedir? Diyebilirim ki aynı şekilde, bir benzerini de siz yine burada doğmuş, büyümüş Türkler'den Alman vatandaşı olup, onu Türkiye'ye büyükelçi olarak atayabilirsiniz. Bunlar hem diplomatik ilişkileri çok daha hızlandıracaktır, çok daha kolaylaştıracaktır.”

“ALMANYA, EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞIMIZ”
Giderek büyüyen ve çeşitlenen ekonomik ilişkilerin, Türkiye'nin Almanya ile münasebetlerinde ayrı bir önemi olduğunu belirten Erdoğan, Almanya ve Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin, çok ileri bir seviyede bulunduğunu ifade etti.

Almanya'nın, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'ye gelen turist sayısında birinci sırada Almanya'nın bulunduğunu dile getirdi.

Türkiye'ye yatırım yapan uluslararası şirketlerin sayısı açısından Almanya'nın 5 bine yakın şirketle birinci sırada yer aldığını belirten Erdoğan, şöyle dedi:

“Hem ortak Avrupa pazarında hem de dünya piyasalarında etkin iki ekonomik güç olarak ülkelerimiz arasındaki işbirliğini daha da güçlendirmemizin gerektiğine inanıyorum. Elbette burada Almanya'daki Türk kardeşlerimizin ekonomik faaliyetlerini de takdirle ifade etmemiz gerekiyor. Bu ülkede vatandaşlarımız 8 milyar euro yatırımla kurdukları 70 binden fazla ticari işletmeyle yıllık 35 milyar euro ekonomik çıktı üretiyor. Türkler tarafından kurulan işletmelerde 350 binden fazla kişiye istihdam imkanı sağlanıyor. Bütün bu güçlü ilişkilerin etkisiyle Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 2011 yılında nereye ulaştı biliyor musunuz? 32 milyar euroya.”

“AB'DE YAŞANAN KRİZİN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ”
Başbakan Erdoğan, günümüzde hiçbir ülkenin kendisini de etkileyen bölgesel ve küresel boyutlu tehlikeleri tek başına bertaraf edebilme imkanına sahip olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Dünya konjonktürü hem komşularımızla hem de ortaklarla işbirliği ve empati kurmayı her zamankinden daha gerekli kılıyor. Avrupa Birliği'nde yaşanan krizin çözümü için, siyasi sorumluluk için özellikle bizler üzerimize düşeni yapıyoruz. Avro Bölgesi için öngörülecek düzenlemeler sadece birlik üyesi ülkelerin değil onlarla birlikte hepimizin geleceğini ilgilendiren sonuçlar doğuruyor. Bunun için Avrupa Birliği'nin krizden güçlenerek çıkması konusunda samimi temennilerimizi ifade ediyoruz.”

Erdoğan, Türkiye ve Almanya'nın bölgesel ve küresel önemi olan konularda siyasi diyalog içinde bulunmasının, ikili ilişkilerini daha da genişletmesinin her iki ülkenin ortak yararına olduğunu vurguladı.