Ali Günertem

ABD'deki ilk ve tek İngilizce yayım yapan Türk dergisi TurkofAmerica'nın Yayın Danışma Kurulu üyesi olan Ali Günertem, aynı zamanda Türk Amerikan Dernekleri Asemblesi Başkan danışmanı. İstanbul merkezli dış ilişkiler üzerine strateji ve araştırmalara yer veren Turkish Policy Quarterly yayınında editöryal danışman olarak görev yapan Günertem, aynı zamanda telekom sektörünün tanınmış firmalarından birinde üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

Swissair’e Ne Oldu? THY'nin Alması Gereken Dersler

E-posta Yazdır
Swissair’i hatırlayan var mı? Muhakkak vardır. Mart 2002 de uçuşlarını durduran Swissair yıllardır İstanbul Zürih arasında ve Zürih'ten sonra da Türkleri dünyanın başka köşelerine taşıyan dünyanın en iyi hava yoluydu.

Geçenlerde çok sevdiğim büyüğüm Altan Edis ile yazdığım ''Aktif Lider Profilinin Türk Dış Politikasına Etkisi'' başlıklı yazı üzerinde yazışıyorduk. Ben yazıda Türk Hava Yolları için “Türk Hava Yolları’nın bir diplomasi aracı olarak kullanılmasına kadar da pek çok yeniliğe tanık oluyoruz” tesbitini yapmıştım.

Altan ağabey benim bu tesbitime “THY gerçekten başarılı bir çizgiye ulaştı. Ancak büyüme hızı beni biraz endişelendiriyor. Biliyorsun hava yolu işletmeciliği riskli sektörlerdendir. Daha doğrusu ekonomik dalgalanmalardan kolaylıkla etkilenebilecek bir yapıya sahiptir. Başka bir deyimle, küçülme esnekliği en düşük olan sektörlerdendir. Dünya devi pek çok şirketin geçirdiği sıkıntıları birlikte yaşadık, yaşıyoruz. En tipik örneklerinden birisi Swissair. Bu nedenle "Politik Araç" olarak kullanılması görüşüne katılmakta zorlanıyorum. Yan ürün olma etkisi kuşkusuz vardır; fakat amaç olarak ön sıraya almak yanlış olur” diyerek cevap verdi.

Buradan yola çıkarak eskiden İstanbul'dan Washington’a devamlı uçtuğum ancak son zamanlarda hiç aklıma gelmeyen Swissair’i merak ettim. Havacı uzmanı değilim, hava yolu işlerinden hiç anlamam ama çok seyahat ettiğimden ve uçaklar içinde bolca vakit geçirdiğimden dolayı ilgi alanıma girer.

Swissair hikayesi Mart 1931 de iki İsviçre hava yolu markası olan Ad Astra-Aero ve Balair birleşmesi ile başlar. 13 uçak ve 64 çalışanı ile Zürih merkezli olarak 4 yerli ve 14 uluslararası uçuş hattına sahıpken, çok kısa zamanda uçak kadrosunu yeniliyerek başlangıçta 18 olan uçuş hatlarını neredeyse bütün Avrupa ve çok uzun uçuşlar olan Taipei, Ho Chi Minh City, Manila, Osaka, Johannesburg, Santiago de Chile ve Rio de Janeiro gibi hatlar da ekledi.

Swissair 1968'de Avrupa'nın hepsi Jet olan uçaklara sahip olan üçüncü hava yolu ünvanını aldı. Hızla büyümeye devam eden Swissair 1991'de ilk defa havacılığın çevreye olan etkisiyle ilgili bir rapor hazırladı. 1999'da hava işletmeciliği tarihinde ilk olarak Zürih'ten ülke dışına uçan uçuşlarda organik yemek servisine başlayan  Swissair bu yenilikler, girişimler ve kaliteli servisi ile dünyanın en iyi hava yollarından biri olarak kabul edilmeye başlandı. Bütün bu iyi gelişmeler sürecinde Swissair'de havacılığa ait olan problemlerden payını aldı. En iyi uçuş güvenlik siciline sahıpken 1998'de New York'an kalkan McDonnell Douglas MD 11'in Kanada kıyılarında Nova Scotia üzerinde düşmesi ve 215 yolcu / 14 müretebatı ile yok olması yolcu güvenini sarstı ve ekonomik inişi başlattı.

11 Eylül 2001'de New York’a yapılan terörist saldırından sonra zarar etmeye başlayan bütün Amerikan hava yolu şirketleri gibi Swissair de tarihe geçen bu saldırıdan gelen ekonomik zararı önleyemedi. Bu saldırı olmadan Ocak 2001'de genişleme yolunda büyük adımlar atmış olan Swissair Avrupa dışında Amerikan Delta Hava Yolları, Singapore Hava Yolları ve Avrupa içinde Air Littoral, Austrian, Volare,  Alman Charter LTU, Air Europe, LOT Polish Airlines, TAP Air Portugal ve Turkish Airlines ile anlaşmalar yapmış ve Qualiflyer Grup oluşturulmuştu. Bu grubun bazı önemli şirketleri zaten ekonomik sıkıntı içinde olduğundan bu ekonomik sıkıntı bütün müttefik şirketleri etkilemeye başladı.  Swissair’in başarılı formula bu hava şirketlerine uymayınca  birlik içinde problemler oluşmuş, bu problemler büyümekte olan Swissair için tehlike çanlarının çalmasın neden olmuştu.

23 Ocak 2001'de Qualiflyer Alliance ve Swissair büyümesinin mimarı olan Swissair CEO'su Philippe Bruggisser istifa etti. 1 Şubat’ta Swissair’i kurtarmak için atılan adımlarda  AirPortugal’ın %34 ve Türk Hava Yollarının %51 alınması durduruldu. Bütün bu sorunlara rağmen 2001'de Swissair markasının başarıları devam etti ve Swissair iki “Dünya Seyahat”  ödülü, bir “Dünya çapında En iyi Economi Class” ve bir de “En İyi Avrupa Havayolu” ödüllerini kazandı.

11 Eylül 2001 olayları Swissair’i beklenenin üzerinde bir ekonomik sıkıntıya soktuğundan dolayı Swissair İsviçre hükümetine para yardımı için müracat etti. Hükümet tarafından verilen €300 Milyon ile Swissair 27 Ekim 2001'e kadar uçabilmeyi garanti altına aldı. 8 Ekim'de yenilenmeye gideceğini açıklayan şirket bir çok çalışanının işine son vermek zorunda kalırken yeni şirketin adını Crossair olarak açıkladı. 17 Ekim'de İsviçre Parlementosu yeni şirkete parayı vermeyi kabul edip, 22 Ekim'de projeye yeşil ışık yaktı. Bu anlaşma ile İsviçre hükümeti Crossair’in 20% sini satın aldı, geri kalan 62% özel sektör ve 18% Canton’s (İsviçre Eyaletleri) a kaldı.

Bugün meşhur Swissair markasını dünya havaallanlarında görmüyoruz. Her ülkenin ulusal onuru olan havayolları o ülkenin bayrağını her gün dünyanın değişik bir yerine taşıyan diplomatik bir araçtır. Türk Hava Yolları zaten Türkiye’nin markası olduğundan böyle bir ekonomik sıkıntıya girmesi beklenemez. Her zaman devlet  tarafından desteklenecek olan bu ulusal markamızın da her özel şirket gibi ayağını yorganına göre uzatmayı unutmaması gerekir.  THY sadece uçuş noktaları ile büyümenin yeterli olmadığı, alt yapının da aynı hızla iyileştirilmesi gerektiği bir dönemden geçiyor.

Örneğin personel eğitimi (özellikle yabancı dil), yabacı havaalanlarındaki yer servisleri ve Türkçe konuşan görevlilerin göz önünde olması, havaalanlarındaki pist yeterliliği (Atatürk Hava Limanı üzerindeki uzun turlamalar), bavul teslimi ve diğer yer hizmetlerdeki hız ve kalitenin artırılması gerekirken bütçenin de aynı şekilde kontrol edilmesi gerekir.

Bunlar yapılmamasına Swissair’in kanatlarının kırılması en güzel örnektir!
   
Ali Günertem'i twitter'dan takip etmek için tıklayın

İzmitli Bir Depremzede Gözüyle Van Depremi

E-posta Yazdır
Deprem doğal afetlerin en kötüsü olmalı çünkü ''geliyorum'' demiyor. Bir anda geliyor ve hayatınızı değiştiriyor. Şiddeti ve arkasında bıraktığı maddi / manevi hasar inanılmaz. Ben hayatımda ilk defa Washington, DC ve çevresini etkileyen geçtiğimiz Ağustos ayındaki 5.6 şiddetindeki depremi yaşadım. Tabiki  Ağustos 1999 İzmit ve Ekim 2011 Van depremleri ile mukayase etmeye imkan yok. Yine de insanın ayaklarının altının 30 saniye gibi uzun bir süre oynadığını hissetmesi ve duvarların gidip gelmesini görmesi unutulması zor bir durum.

Aktif Lider Profilinin Türk Dış Politikasına Etkisi

E-posta Yazdır
Yaklaşık 26 yıldır Washington’da yaşıyorum. Hayatımın yarısından fazlasını bu şehirde geçirdim. Dış politikaya ve dünyanın gidişatına meraklıyım. Yurt dışında yaşayan ve Türkiye’yi takip etmeye çalışanlar içinde doğru yerde bulunduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Washington, DC ''politika'' dediğiniz zaman dünya siyaset ve dşplomasi kalbinin attığı yerdir. Tahtı sarsılmaya başlasa da ABD hala dünyanın en büyük gücü. O güce yön veren politikalar burdan üretiliyor.

Obama'nın 2012 Seçimlerinde Rakibi Kim Olacak?

E-posta Yazdır
Ali Günertem - ABD'de başkanlık seçimi Kasım 2012'de olacak. Demokrat aday şu andaki başkan Barack Obama. Görünürde kendisine rakip olacak başka bir Demokrat aday yok. Cumhuriyetçi parti tarafında 16 başkan aday adayı var. Bunların dört tanesi haricindekileri ciddiye almaya gerek yok, onlar sadece kayıtta olmak için bu işe soyundular ve tartışmalarda boy gösteriyorlar. Aralarındaki tartışmalar hayli iddialı geçiyor. 2012'e girince sanırım bu rakam 3-4 arası olacak ve ciddi tartışmalar başlayacak. Şimdilik hepsi bol keseden atıp tutuyor. Tutulur bir tarafları yok.

Twitter'da En Fazla Takipçiye Sahip Büyükelçi: Namık Tan

E-posta Yazdır
Sosyal medyanın Facebook ile birlikte dinamolarından biri olan Twitter dünya genelinde hızla yayılırken, sanattan spora, müzikten politikaya her alandaki insanlar tarafından aktif olarak kullanılıyor. Twitter'i aktif olarak kullanan isimlerden biri de Türkiye'nin Washington, DC Büyükelçisi olarak görev yapan Namık Tan. Toplam 15,475 takipçisi var. Gittiği toplantıları, buluştuğu heyetleri, resimleriyle Twitter hesabından kendisi paylaşıyor. Tan, Twitter hesabı ile bir takım ilklere de imza attı. Libya’da tutuklanan New York Times muhabirlerinin Türkiye’nin girişimleriyle serbest bırakıldığı ilk kez Twitter hesabından duyurdu. Büyükelçi Namık Tan, Turk Avenue yazarı Ali Günertem ile sosyal medya deneyimini paylaştı:

Sayfa 1 / 5

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »