Ali Günertem

ABD'deki ilk ve tek İngilizce yayım yapan Türk dergisi TurkofAmerica'nın Yayın Danışma Kurulu üyesi olan Ali Günertem, aynı zamanda Türk Amerikan Dernekleri Asemblesi Başkan danışmanı. İstanbul merkezli dış ilişkiler üzerine strateji ve araştırmalara yer veren Turkish Policy Quarterly yayınında editöryal danışman olarak görev yapan Günertem, aynı zamanda telekom sektörünün tanınmış firmalarından birinde üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

Küresel Sancı

E-posta Yazdır

Maliyeti daha ucuz diye, Amerikan vatandaşlarının yapabileceği işleri başka ülkelere göndermek (outsoucing) en hassas konulardan biri. İşsizlik artmış durumda ve bir çok iş başka ülkelerin vatandaşları tarafından yapılmakta. Kasım 2009’da açıklanan verilere göre ABD’de işsiz sayısı 15.4 milyona tırmanırken, işsizlik oranı yüzde 10’a yükseldi. Krizin başladığı Aralık 2007’de işsiz sayısı 7.5 milyon iken, işsizlik oranı yüzde 4.9’du.

ABD’nin dev şirketleri müşteri servislerini, araştırma-geliştirme merkezlerini Hindistan gibi işçilik maliyetinin daha düşük olduğu ülkelere kaydırmış durumda. AT&T ve AOL gibi telefon ve internet sektörünün önde gelen şirketlerinin müşteri hizmetleri Hindistan’dan yapılmakta. ABD’den müşteri hizmetleri arayan biri, telefonda karşısında Hindistan’tan bir yetkiliyi bulmakta. Teknik destek çok zor bir seviyede olmadığı sürece oradan idare edilmekte.
Outsourcing yapan şirketler arasında havayolu şirketlerinden bankalara kadar pek çok şirket bulunuyor. Delta Airlines, HSBC, Verizon, Cisco, Capital One ve Alcoa gibi 400’den fazla şirket Hindistan’dan outsourcing yapıyor.

Son zamanlarda Amerikalı tüketicinin bu durumdan memnun olmadığı ortaya çıktı. Kültürel fark, lisan zorluğu ve işlerin zamanında yapılamaması bu şirketlerin işlerini ABD’ye geriye getirme dönemine başladıklarını gösteriyor.

Yanlız bu dönemde gelişmekte olan büyük ekonomilerin bundan büyük bir fayda gördüğü tartışılmaz. Öğrenilen teknik bilgi ve beceri inanılmaz. Bu büyük ekonomiler deyince aklımıza hemen Çin ve Hindistan geliyor. Bu iki ülkede toplam olarak 2.5 milyar insan yaşıyor ve küreselleşmenin en hızlı olduğu dönemde bu insanlar küresel ekonomiye entegre oluyorlar. Bu entegrasyon aslında kolay olmuyor sancıları çok fazla.

Hindistan kendi bünyesinde Tata Motors tarafından bir araba çıkartıyor ve bu araba $2500 satılıyor, bu arada Fransız Renault ve Japon ortağı Nissan, Toyota, Hyundai ve Çinli Chery bu fiyata yakın arabalar üretmek için kolları sıvamış durumdalar. Renault daha da ileri giderek Hintli fabrikalarla ortaklık girişimleri arıyor. Bütün bu girişimlerin daha açık bir dille anlatımı, zaten kısıtlı olan enerji kaynaklarının yeni girişimlerle daha fazla tüketilmesidir. Gelişmekte olan ülkelerin enerji pastasından yeni dilimler koparmak için piyasaya adım atmalarıdır.

Rakamlarla olayı özetlemek gerekirse. Çin 2009 yılının ilk 11 ayında ilk kez araba üretiminde ABD’yi geçti. Bir önceki yıla göre araba satışları yüzde 40 artarak 12.2 milyona ulaştı. Çin 2009 yılını araba pazarının lideri olarak  tamamladı. Yine Hindistan, Çin kadar olmasa da araba pazarında hızlı büyüme yaşandı. Yılın ilk 10 ayında bir önceki yıla göre yüzde 12 oranında büyüme gösterdi. 31 Mart 2008 rakamlarına göre sadece Hindistan’da satılan toplam araç sayısı 9,6 milyona ulaştı. Araba sahibi olanların hızla arttığı Çin’de halen 1000 kişiye 20 araba düşerken, bu oran dünya genelinde 1000 kişiye 120. Çin’de, 2010’da 7.5 milyon unit araç satışı gerçekleşeceği tahmin edildiğini düşünürsek, araç sahip oranı gelişmiş ülkeler seviyesine çıktığında, doğal kaynakların nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kalacağını tahmin edebilirsiniz.


Birde bu fiyata yapılan arabaların güvenlik sorunları. İnsanoğlu enteresan bir zaman diliminden geçiyor. Batı dünyası şu anda gelişen büyük ekonomilerin yaptıkların yıllar önce yaptı. Ve şu anda bunlardan neyin doğru neyin yanlış olduğu ortada. Sorumsuz tüketimcilik akımı ABD’de başladı ve yine ABD’de bitip insanların yaşamak için başka doğal kaynaklara yönelmesi ile değişik bir yöne gitmeye başladı. Basit olarak söylersek zaten bugün dünyayı tüketmiş durumdayız. Her geçen gün çocuklarımızın cebinden yiyiyoruz. Çin ve Hindistan’ın küresel entegrasyonuna bakıyorum gayet sorumsuz bir şekilde geliyorlar. Aklı başında olan insanlar buna şimdiden çare aramaya başladılar. Yakın gelecekte küçük alanda kendilerini yaşatacak ekonomik yapılanmayı kuruyorlar ve alternetif enerji kaynaklarını hayata geçirmeyi başlattılar.

Bu gelişmenin daha başında olan ve tüm potansiyelini yakalayamamış olan Türkiye çok iyi bir planlama ile kendisi çok yakında başımıza patlayacak sıkıntılardan en az yara alarak çıkabilir. Ancak gördüğüm kadarıyla bizde Hindistan ve Çin gibi kontrolsüz ve eğitimsiz büyüyoruz. Bu planlamada kişisel eğitim çok önemli, sonunda hem planlamayı hem de tüketmeyi kişisel olarak yapıyoruz. Eğer kısıtlı kaynakların kullanımında yetişen nesli bilinçlendirmez, sorumluluk sahibi kamu ve özel kuruluşları harekete geçirmezsek çok geç olabilir. Sadece Türkiye için değil, gelişme ve büyümenin sancılarını yaşayan tüm ülkeler için...

Sayfa 5 / 5